Ana içeriğe atla

Zygmunt Bauman - Eleştirel Bir Sosyolojiye Doğru Sağduyu ve Özgürleşme Üzerine Bir Deneme

 

Zygmunt Bauman Eleştirel Bir Sosyolojiye Doğru Sağduyu ve Özgürleşme Üzerine Bir Deneme 

Gerçekten de özgürleştirici akıl kendi iddialarını meşrulaştırmak için sağduyunun ötesine geçmeli ve sağduyunun kendi doğruluğundan emin olmasını sağlayan gündelik varoluşu –mantıkdışı bir şekilde değil– soğukkanlılıkla sorgulamalıdır. Özgürleştirici akıl sağduyusal deneyimin insanlara hâlihazırda sunduğu bilgiyi sadece yeniden dile getirmeye çalışan – tutsaklığın bilimi ya da onun eleştirisi gibi– diğer teorilerle basitçe rekabet etmez. Özgürleştirici akıl sağduyusal deneyimin sunduğu bu bilginin geçerliliğini hiç tereddüt etmeden reddeder; bu bilgiyi inandırıcı olmayan, kısmî, tarihsel açıdan sınırlı bir bilgi olarak, kötürümleştirilmiş, sakatlanmış, köreltilmiş bir varoluşun yansıması olarak tasvir eder. O sağduyu ile değil, aksine sağduyunun temelini oluşturan –sosyal gerçeklik olarak adlandırılan– pratik *deneyim+ ile mücadele eder…. Sağduyu insanlardan özgürleştirici aklın kabul etmekte zorlandığı *toplumun+ ‘doğa yasaları’na inanmalarını istediğinde, bunun karşısında özgürleştirici akıl kendini sağduyusal olgu ve kanıt toplama yöntemini ve sağduyusal akıl yürütme mantığını yeniden gözden geçirmekle sınırlamaz. Özgürleştirici akıl, kaçınılmaz olarak, bu türden olguları ve kanıtları sağlayan ve sağduyusal akıl yürütmeyi teşvik eden ‘deneyimi’ hedef alır. O sözde ‘*toplumsal+ doğa’nın ‘doğallığını’ sorgular… Özetlemek gerekirse, özgürleştirici akıl sağduyu ile üç önemli cephede çatışır: (i) sağduyunun insanın doğası –ya da toplumsal doğa– olduğunu iddia ettiği şeyin ‘doğal olmadığını’ göstermeye çalışır; (ii) sağduyunun alternatif gerçeklikleri reddettiğini ortaya koyar ve onu mahkûm eder ve (iii) sağduyunun –insanın tarihsel çıkmazını sürdürerek– salt araçsal terimlerle ifade edilebilecek türde çok sayıda mini probleme dönüştürüp bölük pörçük hâle getirdiği varoluşsal meselelerin meşruiyetini yeniden tesis etmeye çalışır. Özgürleştirici akıl, bu üç konudaki görüş ayrılığından dolayı, Durksonscu sosyolojide yapılanın aksine, sağduyuyu –doğru veya yanlış bir şekilde– düzeltmekle ve sağduyuyla ilgili teorik olarak daha sofistike bir analiz geliştirmeye çalışmakla yetinemez…


Basım Yılı : 2024

Sayfa Sayısı : 216

Çevirmen : Bekir Balkız

Çevirmen : Ümit Tatlıcan

Phonenix Yayınları

Reklam değildir. Gönüllü paylaşımdır.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Melisa Şentürk - Kullanıcı

 

Fatih Murat Arsal - Büyülü Orman

 

Blog Keşif Etkinliği

Merhabalar Malum artık annemle birlikte blog yazmaya başladık. Böylesi belki de daha iyi olacak. Omuz omuza, anne-oğul birlikte daha güzel şeyler yapabilmek adına tek blog, tek yürek olarak yolumuza devam etmeye karar verdik. Annem benim her daim hep ve tam destekçim. 

Nerede O Eski Kartpostallar?

Merhabalar Çocukluğumda yeni bir yılın gelmesini en çok kartpostal atabilmek adına severdim.

Deeptone Röportajı

Merhabalar Bloğumda bugün çok tatlı bir konuğum var ve kendisiyle yaptığım röportajla bu haftayı selamlıyoruz.

Sosyal Medya Bildirim Çılgınlığı

Merhabalar İnsan hastayken gözü bir şey görür mü?

Deeptone - Sade ve Derin

Merhabalar Deeptone kim? derseniz "Blog dünyasının kalbi" derim.

Ülkü Beşgül Kimdir?

 

Ortak Öykümüz (Mim)

Merhabalar Sevgili  Berlin Berlin  başlatmış olduğu ortak Öykü miminde  Akan Zaman  bloğunun sahibi Halil Bey beni mimlemiş. Çok teşekkürler. Öykü çok güzel devam ediyor ve bakalım benim sıramda ben neler eklemişim hikayeye. Keyifli okumalar.

28 Gün Meydan Okuma 12.Gün