Ana içeriğe atla

Deeptone Röportajı

Merhabalar

Bloğumda bugün çok tatlı bir konuğum var ve kendisiyle yaptığım röportajla bu haftayı selamlıyoruz.
Kendisini zaten blog dünyasından tanıyorsunuz. Herkese verdiği güzel blog destekleriyle, güzel yüreğiyle herkesin sevdiği birisi. Tabii ki biliyorsunuz. Sevgili Deeptone. Yazdığı blogdaki hikayeler gibi, renkli bir kişiliğe sahip bana kalırsa. Çok güzel bir röportaj oldu. Her kelimesinden çok keyif aldım. Buyurun sizlerde bu güzel röportajımıza eşlik edin o zaman. 

Yeni yazılarımda görüşünceye dek, keyifli okumalar.

Hoşaçaklın.

* Kısaca kendinden bahseder misin?
İzmirliyim. İstanbul’da yaşıyorum. Ailem İzmir’de. Öğrencilik hayatım çok başarılıydı. Beş yaşımda kitap okumaya başladım. Sonra, müzik, sinema ve yabancı dil merakım oldu. Su sporları, masa tenisi, satranç, doğa sporları ile ilgilendim. Öğrencilikte, İngilizce, Fransızca kursları aldım yıllarca. Üniversitede mühendislik bilimleri, ekonomi, AB hukuku okudum. İzmir, A.B.D. ve Ankara’da, burslu olarak. AB projeleri ve çevirisine başladım. Çeviriye yöneldim. Sinema, TV için çeviri ile başlayıp her türlü çeviriye geçtim. Sınavlarla da özel öğretmen oldum, her türden İngilizce dersleri veriyorum. Dershane ve özel okullarda veya şirketlere, akademisyenlere. Çekingen, sessiz, ürkeğim. Yalnızlık severim. Kitap, gezi, yemek, uykuya düşkünüm. Büyükada merakım var. İş dışında evdeyim genelde. Akşam, yemek, ev işinden sonra, dizi, film, müzik ve blogla ilgilenirim. Kitapları genelde gündüz molalarda, kafede, vapurda, metroda okurum. Resim sergilerini kaçırmam. Yapmasam da resim sanatı ile ilgilenirim. Hayalciyim. Spor giyinirim, Mavi Jeans ve Converse. Muz, çikolata, puding severim. Sakin, huzurlu, neşeliyim. Mizaha düşkünüm. Paradan hoşlanmam. Haberler, gündemle ilgilenmem. Sanatla ilgilenirim sadece. Konsantrasyonum çok yüksektir.

* Yazmaya ne zaman başladın? 
Lisede günce tutmaya başladım. Halen her gün yazıyorum. Ayrıca anı defteri de. Sanatla ilgili notlar aldığım defterlerim de var. Lisede müzik çevirileri yapardım. Yolda yürürken gördüğüm bir insan yerine koyup kendimi ona kendimce bir hayat uydururum. Bir süreliğine kendimi o insan gibi görürüm. Empatim fena değil. Zihnim de sakin olduğu için hep hikaye uydururum. O hikayeleri defterlerime yazıp genelde gülerim. Yazmaya blogumda başladım. Her gün yazdım bloguma. Aslında, yazmadan da kafamda hep yazarmışım onu anladım. Yürürken çevreyi gözlerken hikaye uydururken. Genelde gündelik yaşamın içinde insanların kısa anlık yaşamlarını seviyor ve yazıyorum. Yansımalar gibi. Yansıtıcı gibi görüyorum kendimi. Gündelik yaşamdaki her ayrıntıyı yazmak isterim.
  
* Kitap yada genel olarak yazma konusunu nasıl seçiyorsun? Etkileşim var mı? Yoksa tamamen tesadüf mü? Yani kurguyu önceden mi belirlersin? Yoksa bütün olay örgüsü siz yazdıkça mı gelişir?  
Çok sıkı bir kitap okuruyum. Edebiyat, sanat, sanat tarihi, sosyal bilimler, edebiyat anıları okurum. Okuma eyleminin kendisini severim. Ancak, kitaplar, sanat, okuduklarım, yazdıklarımı etkilemez. Filmler, müzikler yazdıklarımı etkilemez. Bunlar daha çok, çeviri yapmamda yardımcı olurlar. Yazmak tutkum tabii. Sade ve kısa yazmayı severim. Yazdıklarım hep gündelik yaşamdan. Yolda kafede, metroda, vapurda rastladığım ve tanımadığım insanların sohbetleri, davranışları, mimikleri, giyimleri, kısa öykülerime konu olur. Akşam eve gelince gündüzden kalma birkaç izlenimle bir öykü yazarım. Genelde aklımda kalan bir iki sözcük, bir iki davranış detayı ile bir kurgu yaparım. Günden kalanlar gibi yani. Kısa öykü olmazsa deneme yazarım. Konu gündüz belli olur. Örneğin, metrodan inerken biri nişan bohçası der, tamam, öykünün teması nişan bohçasıdır. Ya da kitapçıda biri bir kitap ister ve bulamaz. Konu tamam işte. Kitapçıda nasıl kitap bulunamaz? Etkileşim, gündelik yaşamdaki insanlar, şehrin akışı, ritmi. Tesadüftür hepsi. Kurgu yapmam. Normalde, yazarken kurgu gereklidir. Öykünün sonunu baştan bilirsin. Ben bilmeden yazarım. Anlık. Kitap içinse, mesela, kısa öyküler yazacağım, denemeler yazacağım, şiir deneyeceğim, bu şekilde belirlerim. Yaşamdan anlık fotoğraflar gibi.

* Kimsenin okumayacağını bilsen bile yazmaya devam eder miydin?  
Genel olarak, herkes, kendim için yazarım, der. Yazmak aslında öyledir de. Ama okunmak da iyi tabii. Bir kişi okusa, keyif alsa, belki hayatında olumlu bir değişim olsa, yeter. Yazdıklarımla her zaman olumlu etki vermek isterim. Ama, kimse okumazsa da yine yazarım. Yazmanın kendisi de bir yaşam tarzı. Yazmak için yazılır. Yazmanın kendisi çok heyecanlı bir eylem. Terapi olsun diye de yazmam. Yazmanın kendisini severim. Yazarken kalbim gümbürder. Yazı bitince sakinleşmek durumunda kalırım. Yazmak bir tutku ise zaten yazılır. Yazmak bir sonuç değil bir süreç.

* İlk kitabını çıkarmaya nasıl ve ne zaman karar verdin?  
Kitap çıkarmak, okurların, yazmayı sevenlerin hayalidir hep. Keşke onlarca kitabım olsa. Herhalde, durmaksızın yazabilirim. Yani, yazma, konu sıkıntısı olmaz. Hayat her gün değişim içinde ve her gün yeni konular çıkar. İlk kitabım ise blog sayesinde oldu. Bir iki yayınevi, kitabını çıkaralım dedi. Sonra da çıktı işte. Sanıyorum, blog arkadaşlarım yayınevleri ile görüşüp dikkatlerini bloguma çektiler. Kitap çıkarmak, çok heyecanlı bir eylem olsa da, ülkemizde hiç kolay değil bu.

* İnsanların çoğu "hayatımı yazsam roman olur" der. Sence herkes kitap yazabilir mi? Yazmak bir yetenek midir?  
Yazmak bir yetenek değil. Mimarlık, hemşirelik, takı tasarlama gibi. Her şey bir istek konusu. Tutku konusu. Dil öğrenmek de öyle. Dile yeteneğim yok, yazmaya yeteneğim yok, bunlar bahane sadece. Dil öğrenmeyi istemiyorum, denebilir belki. İstek, tutku olursa yazılır. Yazmak için sadece yazmak gerekir. Hep yazmak. Yazamıyorsan, önce kendini yazmayı dene, çevreni yaz, anılarını yaz. Yazdıkça açılır insan. Bir de bizde, her şey sonuç odaklı. Sonunda bir ödül olmazsa, yazmayız, dil öğrenmeyiz. Ama, yazmak da diğer tutkular da sadece onu yapmaktan mutlu olduğun için, yapmazsan başka şey yapamayacağın için vardır.

* Yazma ritüelinden bahseder misiniz? Mesela hangi ortamda, hangi metaryallerle, hangi müzikle ve nasıl bir coğrafya da yazmayı tercih edersin?  
Yalnız olmak gerekir bence. Sessizlikte yazılır. Evde yalnız yazılır. Materyal olmaz. Materyal, sadece beynimizdir, hayallerimizdir. Ancak, evde veya yalnız bir odada yazılabilir. Başka bir ev veya otel odası da olabilir. Müzik olabilir. Müziğin türü belli olmaz. Genelde, canlı, hareketli müzikler daha iyi geliyor. Müzik zihni dağıtmıyor, sadece heyecan veriyor. Sözler veya ritm öyle uzaktan geliyor gibi sanki. Sadece o müziğin duygusu var. Genelde, rock, indie, caz, klasik, iyi geliyor. Önce Le vent nous Portera, Derniere Danse, Goodnight Moon, yazmaya oturduğumda bu üç şarkı ile başlarım. İçim taşar, başlarım yazmaya. Sezgilerle, duygularla.

* Yazmak isteyen ancak nasıl yazmaya başlaması gerektiğini bilmeyenler için tavsiyelerin var mı?  
Öncelikle çok okumalı. İnsan, aklına bir şey gelmese bile, bir romandan bir paragraf okusun, yazması geliyor. Okuduğundan etkilenmek değil, okumanın yazmanın heyecanı bir anda geliyor. Sonra da çok yazmalı. Önce kendini yazmalı. Sonra oradan soyuta geçilebilir. Her gün yazmalı. İlham gelse de gelmese de. Mesela, günde bir sayfa. Ne olursa. Yazdıkça geliyor arkası. Ayrıca, roman, öykü, şiir yazmak isteyenler, çeşitli kitaplardan çalışabilir. Yazma denemeleri yapabilir. Diyelim, bir paragraf yazıp, bunu diyelim on kere yazabilir, farklı şekillerde. Veya, bir kitaptan rastgele bir kelime veya cümle seçebilir. Ve ondan bir öykü çıkartabilir. Bu da yazmanın oyun hali. Veya, kurgu kuralları da var. Dram yaratma gibi. Öyküye nasıl gireceksin, nasıl çıkacaksın. Ya da bir karakter yaratmak gibi. Tabii, insan isterse. İstemeyen için bir işkence de olabilir. Bizim ülke insanı okuma yazma odaklı değil. Okurken neyse de yazarken insanımız bir anda beş yaş zekasına iniyor. Çünkü öyle bir kültürümüz yok. Şöyle de çalışılabilir. Bir konu seçersin kendine. Kadına şiddet, sosyal medya, intikam, aşk gibi. Bu konularda yazı yazarsın. Kendine kural koyarsın. 500 kelime gibi. Yazamazsan, sözlük açarsın ve yeni sözcükler öğrenirsin. O sözcüklerle bir konu yazarsın. Örneğin, bir metro yolculuğu. Oradaki insanlar. Ama yeni kelimelerle. Sonuçta konu, kelimeler. Ve onları birleştiren dilbilgisi. Elbette, Türkçeyi iyi bilmek gerekir. Genelde, öykülerimi tek bir sözcük üzerine kurarım. O sözcük için o öyküyü yazarım.

* Bir gün kurgu olmayan bir şey yazmayı düşünüyor musun? Kitaplarında hayattan anekdotlar olduğunu biliyorum ama yine de tamamen kurgu olmayan bir kitap yazmayı düşür müsün? 
Öykülerim genelde kurgu, gündelik hayattan yola çıkan kurgular. İnsanları gözlemleyerek. Ama kurgu olmayan yazılarım da çok. Deneme, insan, yaşam, sanat, kültür üzerine düşünce yazılarım da var, kitaplarımda. Günesürgün kitabım ise örneğin, hiç kurgu yok. Hepsi gündelik yaşamdan birebir yazılar. Çevremdeki insanları yazdım. İlk ve üçüncü kitaplarım, kurgu değil. İkinci ve dördüncü olanlar gündelik yaşamdan yola çıkan öyküler. Günesürgün ise anlatı. En kişiseli o.

* Bir yazar olarak okuduğun ve beğendiğin yazarlar kimler?
Sürekli okurum. Bir yazara başlar ve bütün kitaplarını okurum. Sonra o yazarın sevdiği bir yazara başlarım. Onu bitiririm. Yazmamda etkili olan yazar ise Hermann Hesse. Yani onu okuyunca ah yazmam lazım dedim. Bir de Rollo May’in Yaratma Cesareti adlı kitabını okuyunca, ne duruyorsun, yaz, dedim. Marcel Proust, Kafka, Tezer Özlü, Sine Ergün, John Fowles, Jane Austen, Oğuz Atay. Birkaç isim sadece.

* En son hangi kitabı okudun?
Şu sıralarda Tezer Özlü, Reşat Nuri, Hüseyin Rahmi, Umay Umay, Hakan Günday kitaplarını aldım ve okuyorum. Yani sırayla. Bir kitap bitmeden diğerine başlamam. En son bugün bitirdiğim, Çocukluğun Soğuk Geceleri.

* Yayımlanan beş kitabın var. Son kitabında yayımlanalı bayağı bir süre olmuş. Yeni kitap veya yeni projeler var mı?  
Arka arkaya birkaç kitap olduğu için biraz durdum. Aklımda üç kitap var. Biri öykü, biri deneme, diğerinin türüne karar vermedim. İçeriği düşündüm ama şekline karar veremedim.

* Asıl mesleğin nedir?
Çeviri ve İngilizce dersleri. Aslında ekonomistim. Ekonomi ve yazmak, birbirine zıt.
  
* Yazmak senin için hayat boyu sürecek serüven mi? Yoksa yazmayı bırakmayı düşündüğün bir zaman var mı? 
Bırakmam şüphesiz.

* Günümüzde gençlerin sosyal medya sitelerinde çok zaman geçirmesini nasıl değerlendiriyorsun? 
Destekliyorum. Günümüz yaşamı bu. Yaşam da işler de sanat da sosyal medya yönünde ilerleyip gelişecek.

* Günümüz gençliğine üç tavsiye verecek olsaydın bunlar ne olurdu? 
Yani, öğrenci olanlara belki verebilirim. Ya da herkese. Günün getirdiği gibi anı yaşamak. Doğa ile yakın olmak. Başkalarının değil kendi isteklerimizi öne almak. Aslında, sadece yaşamayı sevmek.

* Kitaplarında yayımlandıktan sonra şunu yazsaydım yada şunu yazmasaydım dediğin oldu mu? 
Olmadı hiç. Zaten sürekli olarak yazma halindeyim. Nasıl olsa her şeyi yazarım.

* Yazmadığın zaman ne yaparsın?
Çok uykucuyum. Bilmediğim yemekler yaparım. Balat, Galata, Beşiktaş, Kadıköy’de boş boş dolaşırım. Bütün dükkanlara girerim. Günlük geziler yaparım. Büyükada, Kefke, Kerpen, Assos gibi. Dizi izlerim. Bol abur cubur yerim. Konuşmayı değil dinlemeyi severim. Her fırsatta ormanlı, denizli yerlere giderim. Çok liste ve not tutarım. Şu yemeği, yap, şu sergiye git, şu yeni kafeye git. Deniz kıyısında hayal kurarım.

* Kitap fuarlarıyla ilgili düşüncelerin nelerdir? 
Severim. Birkaç defa giderim. Kısım kısım gezerim. Birkaç kitap alırım. Etkinliklere, imza günlerine ilgi duymam.

* Hayatın boyunca yaşadığın pişmanlık var mı? 
Yok herhalde. Ama neden ülkemizde yaşadığımı hep sorarım kendime. Herhalde kaos seviyorum. Sakin olduğum için.

* En büyük korkun nedir? 
Ölümden başka bir şeyden korkmam. Ölmek istemem haliyle. Hayat pek güzel.

* Aşk sence nedir? İlk görüşte aşk var mıdır? 
Aşk, en güzel duygu. İlk görüşte aşk vardır, yarım dakika bile yeter insana. Bu konu ile pek ilgilenmem. Sanat, kültür, iş, yazmak, ev işleri. Bunlara bile zaman ancak yetiyor.

* Okurlarınla aranda nasıl bir bağ var? 
Çok keyifli. Sosyal medyadan oldukça interaktif ilişkimiz var. Olumlu ilişki hep.

* Ulaşamadığınız biri ile sohbet etme şansın olsaydı. Bu kim olurdu? Neden? 
Leonardo Da Vinci ile zaman geçirmek isterdim. Onu kıskandığım için.

* Hayatta en çok kıymet verdiğin kişi?
Annem.

* Son olarak eklemek istediklerin var mı ya da okurlarına mesajınız var mı?
Hayat güzel. Yaşamak güzel. Doğa güzel. Çiçekler, bebekler, kuşlar güzel. Yaşamak için neden çok. 
Sevgili Deeptone çok keyifli bir sohbet oldu. Umarım ilerleyen zamanlarda seni yine bloğumda konuk edebilirim. Zaman ayırıp röportaj yaptığın için tekrar teşekkür ederim. Yolun açık, okurun bol olsun.

Yorumlar

  1. En aktif, bloglar arası köprü olan bir blogerin röportajını okumak güzel.

    YanıtlaSil
  2. Olmadı hiç. Zaten sürekli olarak yazma halindeyim. Nasıl olsa her şeyi yazarım. Bu cevap güzeldi baştan sona her kelimeyi okudum çok hoş bir sohbet olmuş okurken hiç sıkılmadım deepide daha yakından tanımış olduk bizim soramadıklaımızı sormuşsunuz yalnız ufak bir hayal kırıklığı yaşadım ben sessiz haykırış bekliyordum o Leonardo da vinci demiş :) saygılar sevgiler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. sessiz haykırış;
      Sesli güldüm. Keşke sizi yazsaymış. Çok teşekkürler :)

      Sil
    2. asıl ben teşekkür ederim bu hoş sohbet için.

      Sil
  3. oy oy oy. keyifliymiş sayiden de. gelirim yineğğğğ booooo :)

    YanıtlaSil
  4. Vay canına bu yazar,düşünürle tanışmak isterim:)) Deeptone,evet iyi kalem,eğlenceli bir dünya;edebiyatın yansıma ve yaratıcılığının güzel temsilcisi;kutluyorum,iyi çalışma Beyda:))

    YanıtlaSil
  5. Ne kadar güzel bir röportaj olmuş. "Yazmak bir yetenek değil istek konusu, tutku konusu" cümleleri motive edici. Her ikinizi de tebrik ediyorum.

    YanıtlaSil
  6. röpörtajdan anladığım kadarıyla 30-40 arasında bir yaşta olmalı..ve kısaca "ben profesyonelim"de diyo..maşaallah,diyelim..✔😊

    YanıtlaSil
  7. Ben hiç bitmesin istedim vallahi, çok güzel sorular ve her biri altın tavsiye niteliğinde güzel cevaplar.. Bizler de iyi ki Deeptone gibi donanımlı birisini tanıyoruz blog dünyamızda :)
    Ellerinize sağlıkk <3

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Herteldenşef;
      Çok teşekkürler. Deep iyi ki var :)

      Sil
  8. harika bir öportaj olmuş..deepcim balık burcumusun acaba kendime benzettim bazı yönlerini ben tam bir süzme balığımda...kucak dolusu sevgilerimle...

    YanıtlaSil
  9. Sevdiğim iki insan. Kutluyorum sizi.

    YanıtlaSil
  10. Güzel bir röportaj olmuş teşekkürler.

    YanıtlaSil
  11. Ikinizi de çok seviyorum...Harika röportaj olmuş...

    YanıtlaSil
  12. Harika bir röportaj olmuş 😊

    YanıtlaSil
  13. Çok iyi geldi bu bana :)

    YanıtlaSil
  14. Yazmak için sebep çok
    Hoş bir röportaj olmuş, teşekkürler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Selimhan Kalkan;
      Gerçekten de yazmak için çok sebep var; Rica ederim ve teşekkürler :)

      Sil
  15. Bu röportajı bizlerle buluşturduğun için teşekkür ederim ... Çok güzel bir röportaj olmuş... Selam ve Dua ile ...

    YanıtlaSil
  16. Çok güzel bir röportaj olmuş. İlgiyle okudum.Emeğinize sağlık ikinizin de :)

    YanıtlaSil
  17. Çok güzel bir röportaj olmuş. Büyük keyifle okudum :)

    YanıtlaSil
  18. Keyifli bir röportaj olmuş.Emeklerinize sağlık:)

    YanıtlaSil
  19. Çok keyifli bir röportaj olmuş. Emeğinize sağlık. Deep gibi kültür- sanata meraklı, kendisini geliştirmiş ve geliştirmeye çalışan insanları seviyorum ve onlara saygı duyuyorum. Teşekkürler bu keyifli röportaj için :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İbrahim Erdoğan;
      Okuduğunuz için ben teşekkür ederim :)

      Sil
  20. İbrahim Bey'den gördüm. Deep'in röportajı var diye duyunca koşarak geldim.:) Bir solukta okudum. Bloglar aleminin sevimli, yardımsever neşeli Deep'i o. Seviyoruz kendisini.:) Size de çok teşekkür ederim. Çok keyifli olmuş bu paylaşım.

    YanıtlaSil
  21. The Love of Beauty is a woman's nature, three-point looks and seven-point dress.
    Here are women's clubs,Diamond Jewelry,Brand Handbags , fashion Dresses, sexy swimsuits you like, you want to choose.
    https://imiyavogue.blogspot.com/

    YanıtlaSil
  22. Takip ediyorum haftalık olan bu söyleşileri.Bakalım kimi yazmış bu kez dedim bir de baktım bizim Deep :) Güzel olmuş ya....

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yurdagül;
      Bu hafta sürpriz yapıp sizlerinde tanıdığı bir ismi konuk edeyim dedim canım :)

      Sil
  23. Aaa, çok güzel bir röportaj olmuş. Deep'i zaten takipteyiz,fakat bilmediğimiz yönlerini ve başarılarını da bu sayede öğrendik. Okurken oldukça keyif aldım :)) Teşekkürler bu güzel röportaj için.

    YanıtlaSil
  24. Deep benim için blogların kraliçesidir. :) Herkese el uzatır, destek olur, mükemmel bir insan. Onu daha fazla tanımak çok ama çok güzeldi. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. senden benden bizden;
      Çokteşekkürler. Deep candır :)

      Sil
  25. Yaa en güzel röportajdı. :)
    Her satırı ayrı bir merak ve ilgiyle okudum. Eline sağlık! :)

    YanıtlaSil
  26. Ben okurken keyif aldım, sohbet anını düşünemedim. :)
    Enerjisine bayılıyordum şimdi biraz daha yakınlaşmış oldum, bilmediğim çok yönü varmış. Emeğinize sağlık. :)

    YanıtlaSil
  27. Simdiye kadar okudugum en güzel söylesilerden olmus. Ikiniz de harikasiniz. 💕

    YanıtlaSil
  28. Simdiye kadar okudugum en güzel röportajlardan biri. Deep pozitifligi yansimis. Ikiniz de harikasiniz 💕

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Derya;
      Deep utangacım falan diyor ama bence alakassı yok :)

      Sil
    2. Bahane uyduruyor sanirim. Anlatmis iste tatli tatli 😄

      Sil
  29. Ben yeni okudum bu röportajı. Sanırım düzenli yaptığın bir şey röportaj şeysi. Takipteyim :) Deep kişisini de karakter olarak kendime çok yakın bulmuştum burda da benzer işaretler aldım. İyi ki tanıdım sizleri , sevgiler :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İstiridye Avcısı;
      Evet röportajlar her pazartesi günü yayımlanıyor. Yazar ve şair röportajları yapıyorum. Çok teşekkürler. Bende iyi ki tanımışım seni :)

      Sil
  30. Güzel sorulara güzel cevaplar.Deep en kısa sürede kitapların alınıp okunacak listemdesin.Teşekkürler Beyda,her ikinizede kucak dolusu sevgiler😊

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Fikirlerinizi paylaşırsanız sevinirim.