Ana içeriğe atla

Halil Can Akgün - Türk Mitolojisinde Kozmik Sembolizm / Arketipler, İnanç ve Ritüel

Halil Can Akgün Türk Mitolojisinde Kozmik Sembolizm / Arketipler, İnanç ve Ritüel 

Türkistan coğrafyasında taşlara kazınmış kaya resimleri, yalnızca tarihöncesi sanatın erken örnekleri değil; Türk mitolojisinin, eski Türk inancının ve bozkır merkezli Türk kültürünün en derin katmanlarına açılan görsel hafıza alanlarıdır. Bu kitap, kaya resimlerini sessiz ve anonim çizimler olarak değil; Türklerin evrenle, doğayla ve kutsal olanla kurduğu ilişkinin maddi ve düşünsel izleri olarak ele almaktadır. Eski Türk inancında insan, hayvan ve ruh dünyası arasında kesin sınırlar yoktur. At, geyik, kurt, kartal ve dağ keçisi gibi figürler; yalnızca gündelik yaşamın unsurları değil, Türk mitolojisinde kozmik düzenin taşıyıcılarıdır. Türkistan bozkırlarında üretilmiş kaya resimlerinde yer alan av sahneleri, dönüşüm tasvirleri, şaman figürleri ve dikey kompozisyonlar; eski Türk dini düşüncesinin temelini oluşturan yer–gök–yeraltı anlayışını ve döngüsel zaman algısını görsel düzeyde ortaya koyar. Bu çalışma, Türkistan kaya resimlerinde gözlenen ikonografik sürekliliği, basit biçim benzerlikleriyle açıklamak yerine, Türk mitolojisinin merkezinde yer alan ilişkisel kozmoloji üzerinden yorumlamaktadır. Kaya resimleri burada pasif temsiller değil; ritüel, inanç ve bilgi üretiminin etkin araçlarıdır. Çizgi, eski Türk dünyasında yalnızca bir iz değil; kutsalla temasın, dönüşümün ve kozmik düzenle uyumun maddi ifadesidir. Afanasyevo’dan Andronovo’ya, Karasuk ve Taştık kültürlerinden Geyik Taşları’na uzanan geniş Türkistan havzasında ele alınan bu görsel miras, Türk kültür tarihinin derin sürekliliğini görünür kılar. Kitap, doğrudan bir “ilk atalar” iddiası sunmaktan ziyade, Türk mitolojik düşüncesinin ve eski Türk inanç sisteminin nasıl uzun erimli bir zihniyet olarak şekillendiğini tartışmaya açar. Taşa kazınmış bu imgeler, geçmişin suskun kalıntıları değil; Türk kozmolojisinin, Türk dini tasavvurunun ve bozkır kültürünün binlerce yıl boyunca dönüşerek yaşamış görsel hafızasıdır. Bu eser, o hafızayı okumaya ve Türk mitolojisinin taşlara sinmiş dili üzerine yeniden düşünmeye davet ediyor.

Basım Yılı : 2026

Sayfa Sayısı : 518

Kabalcı Yayınları

Reklam değildir. Gönüllü paylaşımdır.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

M. Akyüz - Köprü Kralı

 

Nerede O Eski Kartpostallar?

Merhabalar Çocukluğumda yeni bir yılın gelmesini en çok kartpostal atabilmek adına severdim.

Blog Keşif Etkinliği

Merhabalar Malum artık annemle birlikte blog yazmaya başladık. Böylesi belki de daha iyi olacak. Omuz omuza, anne-oğul birlikte daha güzel şeyler yapabilmek adına tek blog, tek yürek olarak yolumuza devam etmeye karar verdik. Annem benim her daim hep ve tam destekçim. 

2019 Yılı Hedeflerim ve Hayaller - Mim

Merhabalar 2018 yılı bitip 2019 yılına sayılı günler kalmışken sizlerle güzel bir mim etkinliği yapmalım.

Beyda'nın Kitaplığı 3 Yaşında

Merhabalar Bloğumu ilk hayata geçirmeyi düşündüğüm zaman aslına bakılırsa bu kadar büyük bir dünya hayal etmemiştim.

Mimlendim ve Mimledim 40 - Eşleştirme Mimi

Merhabalar Mimler o kadar birikti ki hangisini yazacağımı şaşırmış durumdayım. Sırada sevgili  Sevde 'nin başlatmış olduğu eşleştirme mimi var.

Sabri Bey Ve Ayla Hanım

  Merhabalar Bir zamanların yani doksanlı yıllarının en sevilen dizisiydi Bizimkiler.

Turgut Ülgezer Röportajı

Merhabalar Her hafta sizleri yeni kalemlerle, yeni yüreklerle buluşturmaya devam ediyorum.

Harry Potter ve Ölüm Yadigarları 1

 

Hasan Tülüceoğlu - Ateş Yakmayınca