Ana içeriğe atla

Ayhan Işık Kimdir?

 

Ayhan Işık Kimdir?

Ayhan Işık (asıl adı Ayhan Işıyan), Türk sinemasının klasik döneminin en önemli yıldızlarından biridir. 1950’lerden 1970’lere uzanan kariyeri boyunca geniş kitlelerin gönlünde taht kurmuş, yakışıklılığı, sakin ve ölçülü oyunculuk tarzı, modern ve şehirli erkek imajıyla “Taçsız Kral” unvanını kazanmıştır. Sadece yetenekli bir oyuncu değil, aynı zamanda senarist, yönetmen, yapımcı, seslendirme sanatçısı ve ressam kimlikleriyle çok yönlü bir sanat insanıdır. Yeşilçam’ın romantik, dramatik, polisiye ve macera türlerinde en etkili figürlerinden biri olarak sinema tarihimizde özel bir yere sahiptir.

Hayatı ve Çocukluk Yılları

Ayhan Işık, 5 Mayıs 1929 tarihinde İzmir’in Karataş semtinde dünyaya geldi. Selanik göçmeni bir ailenin altı çocuğundan en küçüğüydü. Babasını henüz altı yaşındayken kaybetmesi, çocukluk yıllarını zorlaştırdı. Ailesi daha sonra İstanbul’a yerleşti ve gençlik döneminin büyük bölümü burada geçti. Savaş sonrası Türkiye’nin hızlı toplumsal değişimlerine tanıklık ederek büyüdü.

Çocukluğu hareketli ve yaramazlıklarla dolu geçti. Eğitimine İzmir’de başladı, İstanbul’da ağabeyi Mithat Özer’in yanında sürdürdü. Okul yıllarında Mahir İz ve Rıfat Ilgaz gibi değerli öğretmenlerden ders aldı. Arkadaş çevresi arasında Safa Önal ve Semih Balcıoğlu gibi isimler yer alıyordu. Genç yaşlardan itibaren resme ve çizime büyük ilgi duydu; bu ilgi ilerleyen yıllarda sinema estetiğini de şekillendirdi.

Eğitim ve Sanata Adım Atışı

Güzel Sanatlar Akademisi Resim Bölümü’nü 1953 yılında tamamladı. Bedri Rahmi Eyüboğlu’ndan ders aldı ve “On’lar Grubu” içinde yer aldı. Bir dönem Babıali’de ressam olarak çalıştı, resimli romanlar çizdi. Yıldız Dergisi’nin “Geleceğin Oyuncuları” yarışmasını kazanarak sinema dünyasına resmi adımını attı. Yakışıklı fiziği ve resim yeteneğiyle dikkatleri hemen üzerine çekti.

Sinemaya Girişi ve Yükselişi

Ayhan Işık’ın sinemaya girişi 1950’li yılların başında oldu. İlk filmi 1951’de Yavuz Sultan Selim ve Yeniçeri Hasan oldu. Asıl çıkışını ise 1952 yılında Ömer Lütfi Akad’ın yönettiği Kanun Namına filmiyle gerçekleştirdi. Bu film, Türk sinema tarihinde dönüm noktalarından biri kabul edilir ve Ayhan Işık’ı geniş kitlelere tanıttı.

1950’lerin ikinci yarısından itibaren Yeşilçam’ın en çok aranan başrol oyuncularından biri haline geldi. Şehirli, eğitimli, ağırbaşlı ama iç dünyası zengin erkek karakterlerini başarıyla canlandırdı. Romantik filmlerden polisiye ve dramlara, macera türlerine kadar geniş bir yelpazede rol aldı. 1959’da Hollywood’a giderek deneyim kazanmaya çalıştı ancak kalıcı başarı orada değil, Türkiye’de yakaladı. Dönüşünde Otobüs Yolcuları, Acı Hayat, Üç Tekerlekli Bisiklet ve Küçük Hanım serisi gibi unutulmaz filmlerle zirveye oturdu.

Kariyeri boyunca yaklaşık 140 ila 200 film arasında rol aldı. 1970’lerde yapımcılık, yönetmenlik ve senaristliğe de yöneldi. İtalyan yapımlarında (Klaus Kinski ile birlikte) rol aldı, bazı filmleri sansüre takıldı. Klasik Türk müziğine ilgi duydu, Münir Nurettin Selçuk’tan dersler aldı ve plak doldurdu. Seslendirme sanatçılığı da yaptı. Ressam kimliğini ara ara sürdürdü.

Önemli Filmleri

  • Kanun Namına (1952)
  • İngiliz Kemal Lawrence’e Karşı (1952)
  • Katil (1953)
  • Öldüren Şehir (1953)
  • Otobüs Yolcuları (1961)
  • Acı Hayat (1962)
  • Küçük Hanım serisi (Küçük Hanımefendi, Küçük Hanımefendi’nin Şoförü, Küçük Hanım Avrupa’da vb.)
  • Yalnızlar Rıhtımı
  • Kral Arkadaşım
  • Aşk Mabudesi
  • Yedi Kocalı Hürmüz
  • Şerefimle Yaşarım
  • Cingöz Recai (1969)
  • Sezercik Yavrum Benim / Sezercik Aslan Parçası (1971)
  • Örgüt (1976)
  • Yangın (1977)

Türkan Şoray, Belgin Doruk gibi dönemin önde gelen aktrisleriyle sıkça başrolü paylaştı. Yakışıklı, karizmatik ve güçlü karakterleri ile hafızalarda yer etti.

Dizileri, Tiyatroları ve Müzik Çalışmaları

Ayhan Işık’ın asıl şöhreti sinemadan gelir. Televizyonun yeni yaygınlaştığı dönemde bazı dramatik yapım ve özel projelerde yer aldı ancak kariyerinin odağı sinema oldu. Tiyatro kökenli olsa da sahne çalışmaları sinemaya göre daha sınırlı kaldı; ara sıra tiyatro ve gösteri projelerinde boy gösterdi.

Müzik yönü de vardı. 1974’te “Gönül Belası / Doğdum Çile Çekmek İçin” 45’liğini çıkardı. Klasik Türk müziği tarzında sahne aldı, film müziklerinde de yer aldı. Ancak profesyonel bir şarkıcı ya da besteci kimliği ön planda değildi; daha çok yorumcu olarak anıldı.

Kitapları ve Diğer Eserleri

“Hayatım” adlı hatıralarını 1970’lerin ikinci yarısında kaleme aldı; vefatından sonra tefrika olarak yayımlandı. Resimli romanlar çizdi (örneğin “Aşka İnanmıyorum”). Senaryo yazdı, film fikirleri geliştirdi ve yapım süreçlerine aktif katıldı.

Oyunculuk Tarzı ve Kişiliği

Oyunculuğu ölçülü, doğal ve abartısızdı. Sert bakışlı ama duygusal derinliği olan karakterleri, toplumda saygın yer arayan modern erkek figürlerini ustalıkla canlandırdı. Jest ve mimikleri kontrollü, konuşma tarzı etkileyiciydi. Bu özelliğiyle Cüneyt Arkın, Göksel Arsoy gibi dönemdaşlarından ayrılıyordu. Sektörde disiplinli, çalışkan, set disiplinine önem veren, profesyonel bir sanatçı olarak tanınıyordu. Sinemayı hem şöhret hem de sanatsal üretim alanı olarak görüyordu.

Ödülleri

Kariyeri boyunca çeşitli sinema ödülleri ve takdirler aldı. Ancak en büyük ödülü, halkın uzun yıllar süren sevgisi ve “Taçsız Kral” unvanı oldu. Bu unvan, Yeşilçam’daki yıldız statüsünün en güçlü sembollerinden biridir.

Özel Hayatı, Eşi ve Çocuğu

Ayhan Işık özel hayatını büyük ölçüde kamuoyundan uzak tutmaya özen gösteren bir sanatçıydı. 1963 yılında aristokrat bir aileden gelen Gülşen Işık ile evlendi. Evlilikleri 1979’a kadar devam etti. Tek çocukları Serap Işık (evlendikten sonra Levent soyadını aldı). Ailesine bağlı bir kişiliği vardı. Bazı dönemlerde özel hayatındaki streslerin sağlığını olumsuz etkilediği de dile getirilir.

Vefatı

Ayhan Işık, 16 Haziran 1979 tarihinde İstanbul’da, 50 yaşındayken güneş çarpmasına bağlı beyin kanaması sonucu hayatını kaybetti. Zincirlikuyu Mezarlığı’na defnedildi. Erken yaşta ölümü Yeşilçam’da derin üzüntü yarattı.

Türk Sinemasındaki Yeri ve Mirası

Ayhan Işık, Yeşilçam’ın yıldız sisteminin yerleşmesinde önemli rol oynamış bir isimdir. Şehirli romantik kahraman tipini güçlendirmiş, dramatik ve polisiye türlerde kalıcı karakterler yaratmıştır. Yakışıklılığı, karizması, disiplini ve çok yönlülüğüyle sinema tarihimizde unutulmazlar arasında yer alır. Bugün adı anıldığında sadece bir oyuncu değil, Türk sinemasının altın bir dönemi de hatırlanır. Kızı Serap ve torunları aracılığıyla mirası devam etmektedir.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

M. Akyüz - Köprü Kralı

 

Nerede O Eski Kartpostallar?

Merhabalar Çocukluğumda yeni bir yılın gelmesini en çok kartpostal atabilmek adına severdim.

2019 Yılı Hedeflerim ve Hayaller - Mim

Merhabalar 2018 yılı bitip 2019 yılına sayılı günler kalmışken sizlerle güzel bir mim etkinliği yapmalım.

Beyda'nın Kitaplığı 3 Yaşında

Merhabalar Bloğumu ilk hayata geçirmeyi düşündüğüm zaman aslına bakılırsa bu kadar büyük bir dünya hayal etmemiştim.

Mimlendim ve Mimledim 40 - Eşleştirme Mimi

Merhabalar Mimler o kadar birikti ki hangisini yazacağımı şaşırmış durumdayım. Sırada sevgili  Sevde 'nin başlatmış olduğu eşleştirme mimi var.

Blog Keşif Etkinliği

Merhabalar Malum artık annemle birlikte blog yazmaya başladık. Böylesi belki de daha iyi olacak. Omuz omuza, anne-oğul birlikte daha güzel şeyler yapabilmek adına tek blog, tek yürek olarak yolumuza devam etmeye karar verdik. Annem benim her daim hep ve tam destekçim. 

Harry Potter ve Ölüm Yadigarları 1

 

Turgut Ülgezer Röportajı

Merhabalar Her hafta sizleri yeni kalemlerle, yeni yüreklerle buluşturmaya devam ediyorum.

Sabri Bey Ve Ayla Hanım

  Merhabalar Bir zamanların yani doksanlı yıllarının en sevilen dizisiydi Bizimkiler.

Hasan Tülüceoğlu - Ateş Yakmayınca