15 Nisan 2019 Pazartesi

Funda Menekşe Röportajı

Merhabalar

Nisan ayının ortasına gelmişken, havalarda gök gürültülü sağanak yağışlı geçerken haftaya içimizde güneş açacak, sıcacık bir röportajla başlayalım.
Günümüze neşe ve keyif katacak, çiçeği burnunda yazar adayı bu haftaki konuğum Sevgili Funda Menekşe. Bu güzel röportajla sizleri başbaşa bırakırken, mutlu ve huzurlu bir hafta geçirmenizi diliyorum.

Yeni yazılarımda görüşmek üzere.

Hoşçakalın.

Funda Hanım öncelikle bloğuma hoş geldiniz. Bu güzel röportaj için şimdiden teşekkür ederim. Dilersiniz sorularımıza geçelim.

* Kısaca kendinizden bahseder misiniz?
1978, Kayseri doğumluyum. Eğitim neferi bir ailenin genlerini taşıdığımdan olsa gerek ben de aile geleneğini bozmadım, öğretmen oldum. Çocuklar için metinler, şiirler ve etkinlikler yazarken ne ara polisiye öyküler yazmaya başladım, ben de bilmiyorum. İlkokullar için çeşitli kaynak kitaplar yazdım ve hala yazıyorum. Bunların dışında uzun zamandır, PolisiyeDurumlar.com blog sayfasında ve DedektifDergi.com isimli e-dergide polisiye hikâyeler, eser-yazar incelemeleri ya da makaleler yazıyorum. Şimdiye kadar, Paradigma Polisiye Yayınları kapsamında çıkan Kırmızı Battaniye ve Dedektif Dergi.com Birinci Yıl öykü seçkilerinde birer polisiye öykü ile yer aldım. Şimdi de polisiye türünde ilk bireysel kitabımın çıkışı için hazırlıklarımızı tamamladık bekliyoruz.




* Yazmaya ne zaman başladınız? 
Bu sorunuzun en doğru cevabı; yazmayı öğrendiğimden beridir olsa gerek. Ortaokul ve lise yıllarımda okul dergilerine yazılar yazardım. O yaşlardayken şiir ve kompozisyon yarışmalarına katıldığım, dereceler ve ödüllerle döndüğüm de oldu. Kısacası oldu olası yazmak benim için bir tutkuydu.

* Kitap ya da genel olarak yazma konusunu nasıl seçiyorsunuz? Etkileşim var mı? Yoksa tamamen tesadüf mü? Yani kurguyu önceden mi belirlersiniz? Yoksa bütün olay örgüsü siz yazdıkça mı gelişir? 
Çocuklar için yazdıklarım elbette eğitim müfredatı doğrultusunda, onların gelişim düzeyine uygun, destekleyici çalışmalar ancak büyükler için yazdıklarımın türü ve temel çıkış noktası polisiye olaylar. Etkileşim mutlaka var. İnsan çevresinden, okuduklarından, gördüklerinden ve yaşantısının seyrinden etkilenen bir varlık. Bazen sadece duyduğum bir cümle ya da kelime bile bir kurgunun beynimde canlanmasına sebep oluyor.  Yayınlanan son öyküm Saksağan’ın çıkış noktası; pencereme konan bir saksağanı yattığım yerden izlememdi mesela. Kuş türleri üzerine düşünüp ve her birine bir kulp takarken kurgu bir anda netleşti, kalkıp yazıverdim öyküyü.  Yazmaya başlamadan önce kurgunun ana hatları belirir. Bazen ufak notlar alırım, kim kimdir, nerede yaşanacak, araştırılması gerekenler gibi detaylar… Ama yazmaya başlamadan önce çoğunlukla sonu biliyorumdur.

* Kimsenin okumayacağını bilseniz bile yazmaya devam eder miydiniz? 
Yıllarca kimsenin okumadığı, sadece kendim için yüzlerce sayfa yazdım, yine yazarım. Lakin bugün geldiğim noktada biliyorum ki yazmak; birileri onu okuduğunda daha da anlamlı oluyor.

* İlk kitabınızı çıkarmaya nasıl ve ne zaman karar verdiniz? 
İlk kitabım ilkokul birinci sınıflar içindi. Öğrenciler için yıllardır çalışmalar hazırlar ve ücretsiz olarak internette diğer öğretmenlerle paylaşırdım. Teklif, saygın bir öğretmen arkadaştan geldi ve birlikte bir set yazdık. O setteki öykü kitapları neredeyse yetmiş bin çocuğa ulaştı. Bu sebeple o öyküler benim için ilk çocuk gibidir.
Çıkışına gün saydığım, polisiye türündeki ilk bireysel kitabım olacak olan Aklımdaki Cinayetler de, şimdiye kadar yazdığım öykülerin artık bir kitap olması gerektiğini söyleyenlerin yoğun baskısıyla çıkıyor.



* İnsanların çoğu "hayatımı yazsam roman olur" der. Sizce herkes kitap yazabilir mi? Yazmak bir yetenek midir? 
Yakın zamanda Sayın Celil Oker’in, Genç Yazarlar İçin Hikâye Anlatıcılığı Kılavuzu isimli kitabını okudum ve çok beğendim. Yazmak isteyen herkese de okumalarını öneririm. Ben de aynen Celil Bey gibi düşünüyorum. Yazmak, çok çalışarak öğrenilebilen bir şey... Ben de hala öğreniyorum.

* Yazma ritüelinizden bahseder misiniz? Mesela hangi ortamda, hangi materyallerle, hangi müzikle ve nasıl bir coğrafya da yazmayı tercih edersiniz? 
O isteği hissettiğimde nerede olduğumun pek de önemi olmuyor. Otobüste, okul bahçesinde ya da mutfakta fark etmiyor. Ola ki çevre faktörlerinin hepsi uygun, o zaman genellikle enstrümantal bir müzik, bir kupa kahve ve hayallerim… Zaman ve kelimeler akıp gidiyor.  İmkân olsa denize karşı, dalga sesleriyle yazmak isterdim.

* Yazmak isteyen ancak nasıl yazmaya başlaması gerektiğini bilmeyenler için tavsiyeleriniz var mı? 
Öncelikle iyi bir yazar aynı zamanda çok iyi bir okurdur diye düşünenlerdenim. Yazmak istiyorsanız mutlaka okuyun ve yazmaktan korkmayın. Çöp kovanız yırtıp atılanlarla dolsa da pes etmeyin. İnsan yazdıkça gelişiyor. Ben kendi adıma öyle hissediyorum en azından. İlk yazdıklarım şimdi bana çok hatalı geliyor. Eminim bugün yazdıklarım da ilerde basit kalacak. Ya da umudum o yönde…   Aynı zamanda meslektaşım olan Joanne Harris’in bu konuda on maddelik bir öneri listesi var. Göz atmakta fayda var.

* Bir gün kurgu olmayan bir şey yazmayı düşünüyor musunuz?
Yıllardır sosyal medya hesaplarımda öğrencilerimle yaşadığım ilginç, komik ya da beni düşündüren olayları kısa yazılar halinde paylaşıyorum. Çok da beğeniliyorlar. Bir gün belki, “Öğretmenin Not Defteri” adıyla toparlar ve bir kitap haline getiririz.  

* Bir yazar olarak okuduğunuz ve beğendiğiniz yazarlar kimler?
Bu soruya vereceğim cevap bir sayfayı geçer sanırım. Yerli ve yabancı birçok yazarın pek çok türde hayran olduğum kitapları, serileri var. Ancak benim için ömrüme damgasını vurdu dediğim isim; Agatha Christie’dir.

* En son hangi kitabı okudunuz?
Türkiye Polisiye Yazarları Birliği (Poyabir) üyesiyim. Poyabir’de birlikte yer aldığım isimlerin en az bir kitabını okumakta da kararlıyım. Birkaç aydır sadece yerli polisiye yazarlarımızı okuyorum. Her ne kadar önyargılı davranıldığını gözlemlesem de bizde de harika işler çıkaran polisiye yazarları olduğunu biliyorum. En son, Emrah Poyraz ve Ulaş Özkan’ın birlikte çıkardıkları, Uzunyuva’da Uyanış’ı okudum. Arkeoloji ve mitoloji ile ilgilenip aynı zamanda katil kim diye merak etmek isteyecek herkese tavsiye ederim.

* Yakında yeni kitap veya yeni projeler var mı? 
Çocuk kitapları olarak şu an, ayrı sınıf düzeylerinde olmak üzere üç kitap yolda. Türkçe Okuma ve Anlama üzerine hazırlanıyorlar. Polisiye türünde ise bir öykü seçkisi daha yolda… İsmini henüz açıklayamayacağım. Bunlar dışında bir de yarım halde bir roman çalışmam var. Onu en kısa sürede tamamlamak ve önümüzdeki kış kahvelerinize eşlik edecek hale getirmek istiyorum.

* Yazmak sizin için hayat boyu sürecek serüven mi? Yoksa yazmayı bırakmayı düşündüğünüz bir zaman var mı?
O beni bırakmadığı sürece ben onsuz yapabileceğimi düşünmüyorum.

* Günümüzde gençlerin sosyal medya sitelerinde çok zaman geçirmesini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Sadece gençlerimiz mi? Sosyal medya platformları şu anda yediden yetmişe hepimizin yaşamına damga vurdu. Sosyal ağlarda hesabı olmayan insanlar sanki nüfus cüzdanları yokmuş gibi muamele görüyorlar. Faydalı işler için kullanırsak sosyal medya çok büyük bir güç. Lakin başında geçen faydasız vakitler de ilişkilerin, kitapların, kaliteli yapımların düşmanı.

* Günümüz gençliğine üç tavsiye verecek olsaydınız bunlar ne olurdu?
Bu soruyu bir yazardan önce bir öğretmene soruyorsunuz.  Üçle sınırlı kalamam sanırım, destanlar yazarım. Sadece tek bir şey söyleyeyim. Okuyun gençler! Okumaktan size asla zarar gelmez.

* Kitap fuarlarıyla ilgili düşünceleriniz nelerdir?
Kitap fuarları, yazar ile okurun bakışma noktasıdır. Bir okur ile yazarın göz göze gelebildiği, sohbet edebildiği ve birbirlerini tanıyabildikleri yerlerdir fuarlar. 

* Okurlarınızla aranızda nasıl bir bağ var?
Yazdıklarımı okuyanlarla aramda bir dostluk var. Polisiye yazıyor da olsam kendime dair pek çok sırrı onlara satır aralarında sunuyorum aslında. Doğru okuyan her okur sırlarımı bilen dostumdur.

* Ulaşamadığınız biri ile sohbet etme şansınız olsaydı bu kim olurdu? Neden?
Mustafa Kemal Atatürk’le sohbet edebilmek isterdim. Neyi neden yaptığını kendi ağzından dinlemek ve onunla kahve içebilmek ne muhteşem olurdu. Nutuk okumak gibi değil, sohbetini dinler gibi dinlemek…  Nedenini açıklamaya gerek duymuyorum. Kim istemezdi ki?

* Hayatta en çok kıymet verdiğiniz kişi?
Evladım. Bir kız çocuğu annesiyim ve yazdıklarım bile en çok onun için. Ona benden izler bırakabilmek için.

* Son olarak eklemek istedikleriniz var mı ya da okurlarınıza mesajınız var mı?
İlginiz için teşekkür etmek isterim. Keyifli bir sohbet oldu benim için. Tüm okurlara söylemek isteyeceğim öncelikli şey şu ki; lütfen hayatlarınızda yerli yazarlarımıza daha fazla yer ayırın. Yazar okunmaktan besleniyor. Sizlerin desteği çok önemli… Okuyun ki daha güzel eserler bırakabilmek için bizleri teşvik edin. Size de başarılar diliyorum.

Funda Hanım keyifli bir sohbet oldu. Umarım ilerleyen zamanlarda sizi yine bloğumda konuk edebilirim. Zaman ayırıp röportaj yaptığınız için tekrar teşekkür ederim. Yolunuz açık, okurunuz bol olsun.

16 yorum :

  1. çok tatlı çok sevdim, polisiye hem de üstelik de duymamışıım, hiçbirini kaçırmasam da kaçıyo demek kii, oleey okurums :)

    YanıtlaSil
  2. Çok güzel ve içtendi.

    YanıtlaSil
  3. Çok keyifli bir röportaj olmuş ve son nokta da çok güzel konmuş

    YanıtlaSil
  4. Yazmak için özel bir rütüele ihtiyaç duymaması hoşuma gitti :) Artsın kadın yazarlar :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yurdagül;
      Daha çok yazar, daha çok fikir ve daha çok kitap olsun. Çok teşekkürler canım :)

      Sil
    2. Kesinlikle artsın kadın yazarlar

      Sil
  5. Ne güzell. :) Öğretmen bir yazar. :)

    YanıtlaSil
  6. Doğru okuyan her okur sırlarımı bilen dostumdur. Enfes...

    YanıtlaSil