Ana içeriğe atla

Murat Uyurkulak - Bazuka Kitap Alıntısı

"...velhasıl bu kez seçilen kitap sizinki," şeklinde bitirdim hikayeyi.
"Allah allah." deyip kahve-kanyağını yudumladı, yumruklarını şakaklarına bastırıp başını eğdi, düşünceli bir suskunluk takındı.

Gitmem gerektiği duygusuna kapılacaktım ki, içeri yüzünü kaplayan kıvırcık sakallardan genç mi ihtiyar mı olduğu anlaşılmayan biri girdi.

"Reha Abi, toplantı..."
"Siz başlayın, benim biraz işim var."
Sakallı bana göz ucuyla ters ters bakıp çıktı.
Bir yerden başlamalıydım:
"Reha Bey, bu sabah hikayelerimizi okudum, çok etkilendiğimi söylemeliyim..."
Düşünceli hali, çapkın bir ilgiye doğru kayıverdi hemen. Tebessümle, devamına hazırlanarak teşekkür etti.
"Biraz iş" olarak muhabbete vaktim yoktu ne yazık ki, mevzuya girdim:
"Kaçırılan kişiyle herhangi bir tanışıklığınız var mıydı?"
"Hayır."
"Peki son zamanlarda hayatınızda farklı bir gelişme, dikkatinizi çeken bir olay oldu mu?"
"Hayır."
İşte cümle manayı yutan o beyaz saniye...
Lakin işim suskunluk kaldırmazdı:
"Siz hem bir gazeteci hem de bir polisiye yazarısınız..." diye başladım, fakat derhal kesildi sözüm:
"Polisiye yazarı değilim, Yazgıların Tableti'ni daha dikkatli okusaydınız görürdünüz..."
İşim sabra da mecburdu, kanyaktan çekip devam ettim: "... bir yazarsınız, doğrusu bu vakayla ilgili fikrinizi öğrenmek isterdim..."
Gözlerini teklifsizce yüzüme dikti. Aslında bu bakışa hakkı ve yetkisi olan bendim, durumda küstahlık seziyordum, ama sesimi çıkarmadım, bekledim.
Konuştu:
"Fikrimin işe yarayıp yaramayacağından emin değilim..."
"Neden yaramasın?"
"Suçlulara karşıdan bakmama mani bir hayatım oldu..."
Adamın kafası zehir gibi işliyordu, hikâyelerini boşuna sevmemiştim anlaşılan.
"İyi bir dedektifin en önemli hususiyeti de bu değil midir zaten?"
Kapının aniden açılmasıyla sorum havada asılı kaldı. Sarışın bir kadın girdi içeri, masada duran bir paket sigarayı alıp hiçbir şey söylemeden çıktı. Benim sarışınla benzerliği şaşırtıcıydı.


Reha Mağden bir süre kapanan kapının ardından dalıp gitti, neden sonra bir şeyler hatırlamış gibi silkinip konuştu:
"Haklısınız, öyledir. Fakat önce ben sizin ne düşündüğünüzü öğrenebilir miyim?"
"Kıymeti bilinmemiş bir edebiyatçı olduğu kanaatindeyim... Kendisiyle benzerlik taşıdığını düşündüğü edebiyatçıların tanınmasını sağlamak niyetinde... Ve kim bilir belki günün birinde, karşımda aynı sizin gibi oturan kişi o olacak... Kendi kitapları için ön hazırlık yapıyor olabilir..."
"Adeta azarlar gibi, yine kesti sözümü:
"Sayın Davman, iyi edebiyatçıların değeri er geç bilinir, bunun böyle olacağını da her iyi edebiyatçı bilir..."
Şaşkınlığımın yüzüme vurmasına engel olamadım sanırım. 
Devam etti:
"Bakın, size kendi fikrimi söyleyeyim: Asıl vahim ve acı olanı, değeri bilinmemiş okuyucuların durumudur..."
"Nasıl?"
"Edebiyatçının eseri kalır, okuyucu ise ölür... Okudukça zevkleriniz incelir, daha tuhaf, daha rafine kitaplara, yazarlara el atmaya başlarsınız, bu meşgale sırasında muhtemelen hayat gailesi bakımından dibe doğru kaymaktasınızdır... Okuduklarınızı, müstesna olduğunu düşündüğünüz satırları birilerine anlatmak istersiniz, zira şahsa mahsusun hazzı kısa sürer, ömrü uzun olan paylaşmaktır... Fakat ortalığı her zamanki gibi kaba saba kelimeler, düşük cümleler işgal etmiştir, o gürültüde kimse sizi duymaz... Okumak hem bir hayat başarısızlığının, ki unutmayın okumak mağlupların işidir, hem de derin bir yalnızlık hissinin sebebi olup çıkmıştır... Okuduğunuz onca kitabı, hayatınızı yatırdığınız o zorlu ve hassas meşgaleyi mezara götüreceğinizden korkmaya başlarsınız... Ve siz de bilirsiniz ki yalnız ölmek zordur, arkanızda mutlaka birkaç müttefik, birkaç şahit bırakmak istersiniz..."
Öylece kalakalmıştım. Uzatmadı:
"Şimdi müsaadenizle toplantıya yetişmem gerek..."
Kalktı, el sıkıştık, son bir soru sorabildim: "Reha Bey, Aşk Tutkusu filmini izlediniz mi?"
"İzledim. Ettore Scola'yı neden sevdiğimi hep sorarım kendime. Tuhaf biridir..." dedi ve beni rutubetli bir ruh hali içinde bırakıp gitti.

Yorumlar

  1. Genelde öykü kitabını okumasını sevmem ben. Tam içine girmişken bitiveriyor ya sinir olurum bu duruma.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet bende roman okumayı daha çok tercih edenlerdenim. Kısa öyküler maalesef az yemek yemeye benziyor. Doyamıyorsun :)

      Sil
  2. ettora scola-aşk tutkusu. izledim. nefis film yaa.

    YanıtlaSil

Yorum Gönder