9 Temmuz 2018 Pazartesi

Aşkın Nur Karataş Röportajı

Merhabalar

Günün adı pazartesi olmuşsa demek ki yazar röportajı yayın zamanıdır. Bugünkü konuk yazarımız Aşkın Nur Karataş. O zaman bu keyifli röportajla sizleri baş başa bırakalım.
Aşkın Hanım öncelikle bloğuma hoşgeldiniz. 
Teşekkür ederim, hoş buldum. Bloğunuzda bana yer verdiğiniz için bende size teşekkür ederim.

Dilersiniz sorularımıza geçelim.

* Kısaca kendinizden bahseder misiniz? 
O halde röportaj başlasın diyelim. Herkese de merhaba, bendeniz çok çok okuyan fırsat bulduğu her an yazan bir insanım. Yirmi beş yaşındayım, özel bir tekstil firmasında planlama sorumlusu olarak çalışıyorum, evliyim, Çanakkaleli olsam da maalesef İstanbul’da yaşıyorum. Niye maalesef diyenler için de kendim hakkında bir bilgi daha vermiş olmak amacıyla söyleyeyim. Sessizliği, yalnızlığı, sakinliği acayip severim. Hani o herkesten uzak bir köyde, deniz kenarında, küçük ev var ya? İşte o ev benim. Tek hayalim ileride öyle sakin bir hayat yaşamak sanırım.
  
* Yazmaya ne zaman başladınız? 
Kendimi bildim bileli yazıyorum falan diyemem çok büyük yalan olur çünkü. Açıkçası liseden önce okumaktan da pek hoşlanan bir insan değildim. Ne zaman ilgimi çeken bir kitap ile karşılaştım işte okuma aşkı öyle başladı. Yazma aşkı da okumayı keşfetmem ile birlikte doğdu. Okuduklarım beni ne kadar büyülediyse dedim ki ben neden kendi hayallerimi yazmayayım. Sonuçta bu şey sınırsız, sonsuz falan değil mi? Böylece ilk kısa fantastik hikâyelerimi yazmaya başladım. Daha sonra kendi tarzımı ve türümü keşfettim ve ilk kitabım ortaya çıktı.

* Kitap yada genel olarak yazma konusunu nasıl seçiyorsunuz? Etkileşim var mı? Yoksa tamamen tesadüf mü? Yani kurguyu önceden mi belirlersiniz? Yoksa bütün olay örgüsü siz yazdıkça mı gelişir? 
Ben esinlenip yazan sınıftanım. Zaten öykü-roman yazarlarının hepsinin bu şekilde yazdığını düşünüyorum. Yazılmayan, bahsedilmeyen, eşsiz konu diye bir şey kalmadı. Neden esinleniyorsun diye soracak olursanız, okuduğum kitaplar, izlediğim film ve diziler, gördüğüm bir fotoğraf o an kaba bir konu çıkarıyor ortaya. Daha sonrası hayal gücü işte… Düşünüp düşünüp kafamda haftalarca şöyle nasıl olur, böyle nasıl olur diye geziyorum. Yazmaya başladığımda ise her şey canlanıp olayın ayrıntıları ortaya çıkıyor. 

* Kimsenin okumayacağını bilseniz bile yazmaya devam eder miydiniz? 
Elbette, ben en çok kendim için yazıyorum. Zaten kimseyle paylaşmaya cesaret edemediğim uzun seneler boyu kendi kendime yazıp okudum. Bu biraz da hayal gücündeki fazlalığı dışarı atma ihtiyacı herhalde. Sürekli beynimin içinde benimle olsalar kafayı yerdim.

* İlk kitabınızı çıkarmaya nasıl ve ne zaman karar verdiniz?  
Bu biraz tesadüf ve beklenmedik oldu. Hiç öyle iddialı değildim. Kendi kendime yazarken bir platform keşfettim biraz inceledim dedim neden olmasın? Orada yazmaya başladıktan kısa süre sonra takipçi sayım beni bile hayrete düşürecek şekilde arttı. Yetişkin türü yazdığım için çok eleştirileceğimi düşünüyordum fakat eleştirileri görünmez yapacak kadar fazla iyi yorum aldım. Böylece kitap teklifleri gelmeye başladı. Kitap olması aşaması da beni korkuttu elbette yazdığım türden dolayı ama neyse ki destekçilerim tüm korkularımı yenmemi sağladı.

* İnsanların çoğu "hayatımı yazsam roman olur" der. Sizce herkes kitap yazabilir mi? Yazmak bir yetenek midir?  
Bana kızan ya da aynı düşünmeyen olur mu bilemem ama benim kendi kanaatim kitap yazmanın da bir yetenek işi olduğu yönünde. Herkes resim yapar, herkes şarkı söyler, herkes dans eder ama… Bazı insanların yaptığı resim, söylediği şarkı, ettiği dans daha etki uyandırıcıdır. Mesela gerçekten yazsam roman olur tarzı hayat yaşamış çoğu insan bunu kâğıda dökemediğinden yakınır. Sıradan hayat yaşayan insanlar ise kendi hayal güçlerini kâğıda öyle bir döker ki insanın içine dokunur.

* Yazma ritüelinizden bahseder misiniz? Mesela hangi ortamda, hangi metaryallerle, hangi müzikle ve nasıl bir coğrafya da yazmayı tercih edersiniz?  
Çok fazla vakti olmayan biri olarak her an her ortamda yazmaya alıştım ama yine de herkesin “en”leri vardır. Ben en çok karakterlerimle baş başa olacağım bir ortamda, bir fincan çay eşliğinde, o an yazdığım hikâyenin konusuna göre bir müzik dinlerken yazmayı severim.

* Yazmak isteyen ancak nasıl yazmaya başlaması gerektiğini bilmeyenler için tavsiyeleriniz var mı?  
Yazmak istiyorsunuz, kafanızda bir konunuz var, karakterleriniz hazır ama en önemli şey nereden başlayacağım? Genelde en büyük sorun buradadır. Başlamak… Ben en kolay yöntemin önce finali düşünmek olduğuna inanıyorum. Hikâyem nasıl bitecek? Nerede noktalanacak? Sonu hüzünlü mü? Mutlu mu? Yoksa kalanını okuyucunun tahmin etmesi açısından açık uçlu mu bitecek? Buna karar verdikten sonra finali basit hatlarla yarım sayfa kadar yazmaya başlarsanız bu size hikâyeye başlamak içinde heyecan verecektir. Bilgisayar başına geçip hadi yazayım diye başlamakta zor olur bu yüzden önce parçalı notlar alınabilir. O an aklıma bir diyalog geldi, karakterler kafamın içinde konuşmaya başladı. Bir kâğıt kalem ile hemen yazılmalı. Yazmak için sıra önemli değil eğer sıralı yazamıyorsanız parça parça yazıp birleştirebilirsiniz. Zaten yeteneğiniz varsa, hayal gücünüze güveniyorsanız ufak notlar aldığınız zaman bunları birleştirmekte ve konuyu genişletmekte zorluk yaşamazsınız. Hevesi olan herkes bir yerden başlayıp yazmayı denemeli. Daha iyi hissettiğinizi göreceksiniz.

* Bir gün kurgu olmayan bir şey yazmayı düşünüyor musunuz? 
Hayır, ben yaşanmış olaylar yazmayı seveceğimi sanmıyorum. Kendi hayatımın da çok heyecanlı bir tarafı yok olsa da paylaşmak istemem açıkçası. Kurgu yazmak her zaman bana daha özgür ve daha eğlenceli geliyor. Kurgu yazmaktan zevk alıyorum ve zevk aldığım için yazıyorum.

* Bir yazar olarak okuduğunuz ve beğendiğiniz yazarlar kimler? 
Şimdi şuraya şöyle havalı birkaç klasik ve ülkemizde popüler olan birkaç yazar eklemek vardı ama üzgünüm… Maalesef hoşuma giden şeyleri yazmayı sevdiğim gibi seveceğimden emin olduğum şeyleri okuyorum bu yüzden yabancı yazarlar favorim. Yetişkin türün dışında psikolojik, fantastik ve tarihi kurgu kitaplarını seviyorum. Yazar olarak söylersem eğer en sevdiklerim
J.M. Darhower
Diana Gabaldon
SylviaDay
PaullinaSimons

* En son hangi kitabı okudunuz? 
Hâli hazırda Julie Garwood’un Sır kitabını okuyorum.

* Yayımlanan altı kitabınız var. Son kitabınız çıkalı çok zaman olmadı ama yeni kitap veya yeni projeler var mı?  
Son kitabım Hırçın’ın içindeki karakterleri yazmaya devam ediyorum. Ekim ayında iki kitap birden çıkarmak gibi bir projem var eğer yetişirse Araf grubunun iki üyesini daha sizlerle tanıştıracağım.

* Yazmak sizin için hayat boyu sürecek serüven mi? Yoksa yazmayı bırakmayı düşündüğünüz bir zaman var mı? 
Hayal gücüm meyve verdiği sürece bende onları toplayacağım. Meyveler yenir, yenmez orasını bilemem elbette yenmese bile toplamaya devam… Belki göçüp gittikten sonra o ölümsüz yazarlar gibi bende hatırlanırım kim bilir?

* Günümüzde gençlerin sosyal medya sitelerinde çok zaman geçirmesini nasıl değerlendiriyorsunuz? 
Gereksiz bir zaman kaybı. Kendimde kullanıyorum elbette ama elimde sürekli telefonla gezen biri de değilim. Okumayı ve yazmayı sosyal medyaya bin defa tercih ederim.

* Kitaplarınızda yayımlandıktan sonra şunu yazsaydım yada şunu yazmasaydım dediğiniz oldu mu? 
Düşünüyorum da… Yok. Yazdığım her şeyin arkasındayım. Atladığım şeyler olduysa ve sonradan aklıma düşerse gelecek kitaplarda yazarım artık.

* Yazmadığınız zaman ne yaparsınız? 
Yazmadığım zaman kitap okuyorum, film izliyorum. Bir de kötü alışkanlığım var. Bilgisayar oyunları. Onlara kaptırdığım zaman tembellik yaptığım oluyor.

* Hayatınız boyunca yaşadığınız pişmanlık var mı?
Herkesin pişmanlıkları vardır. Benim de var elbette ama ben ve kendim arasında.

* En büyük korkunuz nedir? 
Sevdiklerimi kaybetmek.

* Aşk sizce nedir? İlk görüşte aşk var mıdır? 
Herkes için aşk tanımı elbette farklı kimse aşk şudur diyemez ama kendince ne olduğunu ortaya koyar. Bana kızanlar olacaktır mutlaka ama ben aşkın tamamen fiziksel bir güdü olduğunu düşünüyorum. İlk görüşte aşkta karşıdaki kişiyi arzulamaktır. Bu yüzden zaten aşk geçici, sevgi kalıcı denir. İnsan zamanla elde ettiği kişiye doyar ama eğer o kişiyi sevdiyse, bir ömür katlanır bir hal alır.

* Okurlarınızla aranızda nasıl bir bağ var? 
Bunu okurlarıma sormak lazım ama ben hepsiyle arkadaşımmış gibi konuşmaya çalışıyorum. Onların fikirlerini duymayı, akıllarına takılan şeyleri cevaplamayı seviyorum. Zamanım olduğu sürece bana yazılan her mesaja cevap veririm. O yüzden yazmaktan çekinmeyin her düşünceyi seviyorum.

* Hayatta en çok kıymet verdiğiniz kişi? 
Tek bir kişi söylemem ve bir sıralama da yapamam ama benim hayatlarım Eşim, Annem, Anneannem ve Kardeşim.

* Son olarak eklemek istedikleriniz var mı ya da okurlarınıza mesajınız var mı? 
Bu güzel röportaj için teşekkür ederim. Soruları yanıtlarken çok keyif aldım. Umarım okuyan herkes keyif alır. Okuyucularıma da çok teşekkür ederim. Bu kadar cesur oldukları için… İyi ki varlar.

Aşkın Hanım keyifli bir sohbet oldu. Umarım ilerleyen zamanlarda sizi yine bloğumda konuk edebilirim. Zaman ayırıp röportaj yaptığınız için tekrar teşekkür ederim. Yolunuz açık, okurunuz bol olsun.

2 yorum :

  1. pek sevimliydi. demek kiii, kafasındakilerden kurtulmak için yazıyomuş, terapi gibi demek ki yazmak onun içiiin :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Benim içinde terapi gibi. Aslında bir çoğumuz için olduğu gibi :)

      Sil