13 Nisan 2017 Perşembe

Vah Gidene (Gerçek Bir Hikaye)

Merhabalar

Çok kızgınım aslında. Çok öfkeliyim. Bu yazıyı yazmak da benim için hiç kolay olmadı ama yazmazsam içimdeki öfkeyi atamayacağım. Bugün sizlerle gerçek bir hikaye paylaşmak istiyorum. Vicdanımızı, benliğimizi bir kez daha sorgulamamız gereken bir hikaye.
Bir kaç hafta önce kuzenimi kaybettim. 6 yıldır verdiği kanser savaşını maalesef kaybetti. Sürekli Ankara'ya gidip kemoterapi alıyordu ve en sonunda bir gün iyice fenalaşıp hastaneye kaldırıldı. Zaten doğuştan kulağının biri duymuyordu. Diğer kulağı da kriz sırasında kapandı ve duymamaya başladı. Ancak doktorun deyimiyle işitme cihazıyla duyabilecekti. Ancak kuzenim bu duruma alışamadı, kendine yediremedi ve hastalığı bir anda daha fazla ilerledi. Ne kadar çabalasak da, maalesef kendisini Hakka uğurladık. Şimdi diyebilirsiniz ki bunda ne var? Allah rahmet eylesin. Buraya kadar bir durum yok. Maalesef durum kanser olma nedeni. İnsanlık olarak kendimizi kaybetmişiz. Nelerin peşinden, ne uğruna gidiyoruz? Sonuçlarını ne derece düşünüyoruz? Ya da hak, hukuk, adalet nedir? sorguluyor muyuz?

Kuzenimin yıllar önce bir kız arkadaşı vardı. Evlenmeyi de düşünüyorlardı. Kız kuzenimin yanından hiç ayrılmazdı. Günün birinde kız devlet memuru oldu ve kuzenimi mesleğinden dolayı küçük görmeye başladı. "Ben memurum. Sen değilsin. Biz denk değiliz." ve burada yazamayacağım daha bir çok şey söyledi. Kaç yıllık birlikteliklerine bir anda son verdi. Bununla da kalmadı. Bir kaç hafta içerisinde gidip kendisine yeni bir sevgili de buldu. Kuzenim çok sevdiği kızın bu yaptıklarını kaldıramadı ve aniden rahatsızlandı. Sonuç kanser. 

Peki kuzenim bu yaşananları hak etti mi? Bu kadar sevmesinin, kız arkadaşının memur olmasına yardım etmesinin sonucu; sevdiğini kaybetmek, üzüntüsünden kanser olmak mı? Henüz 29 yaşındaydı ve o kızdan sonra zaten kimseyi sevmeye ne zamanı oldu, ne de o kızı unutabildi. 

Peki şimdi soruyorum. O kız gerçekten içi rahat şekilde dolaşabiliyor mu? Belki de evlenmiştir. Tüm bu yaptıklarından sonra acaba vicdanı rahat mı? Yastığa başını koyduğunda rahatça rüyalar alemine gidebiliyor mu? Diyebilirsiniz ki; dünya üzerinde ayrılan ilk çift değiller. Son da olmayacaklar. Tabii ki insanların bir beraberliğe başlamaları ve bitirmeleri kadar doğal bir şey yok. Ancak bu ilişkiye başlarken kuzenimin mesleğini biliyordun. Yanından salise ayrılmıyordun. Memur olunca mı? her şey değişti. Memur olan ya da şöyle söyleyeyim etiketi olan biri olunca mı? insan oluyoruz. Bir etiket sahibi olunmadan insan olamıyor muyuz? Hayatımıza aldığımız insanlar etiket sahibi değilse görüşmeyi kesmemiz mi gerekiyor? 

Kuzenim ne kadar sevdiyse artık ince hastalığa tutuldu bir anda ve gitti. Vah gidene. 

Allah'ım nurlar içinde yatırsın. Günahları varsa affetsin. Cennet mekanı olsun inşallah.

Etiket; neye göre? Kime göre etiket? Mesele; insan olabilmekte marifet.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...