3 Mart 2015 Salı

Işıl Parlakyıldız - Duygu




Ali kandı,Bekir Candı ve Sedat aşktı.

Hayatının baharında bir genç kızdı Duygu.Babası Savcıydı ve haksızlığa kesinlikle tahammülü yoktu. Bu nedenle de maalesef kötü adamlar tarafından hiç rahat olamadı hayatında. Sürekli tehditler aldı, sürekli bir yerlere sürüldü ama dürüstlüğünden hiçbir zaman ödün vermedi. Ancak bir gün işler babasının istediği gibi gitmedi ve Duygu kendini kötü adamların elinde buldu. Aylarca işkence gördü. Yenilir yutulur cinsten olmayan bu işkencelere dayanamaz duruma gelmişken günün birinde Sedat onu yarı baygın halde kurtardı. Aylarca hastanede yattı, Sedat ona büyük bir sabırla baktı. 

Kurtarıcısına aşık oldu Duygu farkında olmadan. Ama nafile Sedat başkasına aitti. Her defasında Sedat'ın psikopat sevgilisine kızıyor, kendini ise hiçbir zaman güzel görmüyordu. Onun yanındaki ben olmalıyım ama hiç bir zaman sevgilisi gibi olamam diye kendi kendini yeyip bitiriyordu.

Üç develerim dediği Sedat Kara, soyadı gibi kara bir adam. Yetiştirme yurtlarında kalmış, hayatını çeşitli olaylardan dolayı karartmış ve Ali'mle de bir cezaevinde tanışmış ve bir daha asla bırakmamış.

Ali'm.
Onu anlatmaya gerçekten söz yetmez ki zaten onu anlatmak için ayrıca bir kitap var. Tek kelime ile mükemmel ötesi.

Peki ya Bekir. 
O ağır abi. Çok konuşmaz ve bir Selma'sı vardır senelerdir beklediği, ya onunla evlenecektir. Yada.........

Develerin ortak ve odak noktası, can damarı Duygu. Ve ilk öncelikleri. Gözlerinden bile sakınıyorlardı Duygu'yu. Nereye giderse gitsin birine mutlaka haber vermek zorundaydı. Günler geçerken bir işe girmeye karar verdi Duygu. Bir çok şey yaşandı bu işe girme sırasında. Duygu parasızlıktan değil, sıkıntıdan işe başlayacaktı ama üç devenin şirketi basar şeklinde teftişe gitmesi de takdire şayandı doğrusu.

Burada patronu Duygu'ya açıldı, ondan hoşlandığını itiraf etti ve bundan sonra olanlar oldu. Develeri ve Duygu artık bir yol ayrımındaydı sanki. Kimsenin ağzını bıçak açmıyor, Duygu'nun mutlu olabilmesi için herkes her şeyi yapıyordu. 

Bir Türk Masalı Duygu keyifle okuyacağınız Türk filmi tadında bir kitap.
Okurken kesinlikle Sedat yani Sado'ya, Alim'e ve Bekir'e aşık olacaksınız. Bu dörtlünün birbirine nasıl kenetlendiklerini okudukça tüyleriniz diken diken olacak. Yazarın anlatımı ve duyguları aktarımı o kadar iyi ki; her okuduğunuzu yaşıyorsunuz. Şimdi ne olacak derken sayfaları hem çevirmek istiyor, hem de bitmesin diye istemiyorsunuz. 

Duygu'nun sahip olduğu bu mükemmel arkadaşlığa,dostluğa yaşayamadığı aile sıcaklığına ve aşkına sahip olmak isteyeceğinizden hiç şüphem yok. Hepinizin güzel arkadaşlık,dostluk ve AŞK'ı bulması dileğiyle.


Tanıtım Bülteninden

nne sıcaklığı, baba emniyeti olmayan bir dünyada ayakta kalmaya çalışan kırılganlık abidesiydi Duygu. Üç yoldaşı vardı onu taşıyan. "Develerim" derdi onlara. O develer ki İstanbul'un en arızalı tipleriydi. Her ne kadar bela makinesi olsalar da Duygu için tek bir gerçek vardı;

"Bekir candı, Ali kandı, Sedat aşktı." 

Ve hayat onlar için bir duadan ibaretti. İyiyim…iyiyiz… biz hep iyi oluruz. Güçlü olmayı en zorlu yollarda öğrenmiş dev bir çınardı Sedat. Hayatta yorulmuş, aşktan ?çoktan vazgeçmişti. Yüreğini ördüğü çelik duvarlar arasına saklamış acımasız bir adamdı o. Acılarla ?atılmış düğümlerin arasında filiz verebilir miydi aşk? Meleği şeytana döndürüp, şeytanın ruhunu ele geçirebilir miydi aşk?



Sayfa Sayısı: 672
Basım Yılı: 2014



Müptela Yayınları