Ana içeriğe atla

Osman Balcıgil - İpek Sabahlık

 

Herkese Merhaba,

Osman Balcıgil kitaplarını son sürat okuyup, sıradaki kitabına geçmeye devam ediyorum. Bu defaki konuğumuz İpek Sabahlık kitabına hayat veren Suat Derviş'in hayatı. Açıkçası Suat Derviş ismini kitaplardan dolayı biliyordum ama bu kadar donanımlı, bu kadar üretken ve hayatının bu kadar zorluklarla geçmiş olacağını hiç tahmin etmemiştim. Hayat hikayesini okuduktan sonra, en kısa zamanda kitaplarından okumak için sabırsızlanıyorum. Üstelik bu kitabı bu kadar geç okuduğum, Suat Derviş'in kalemi ile daha önceden tanışmadığım içinde kendime kızıyorum. 

Kitap boyunca o kadar çok heyecanlandım, üzüldüm ve sevindim ki. Hangisini anlatsam sanırım diğeri eksik kalır. Bu yüzden kitabı okumayanlar varsa mutlaka okusunlar. Zaten Osman Balcıgil'in kalemine diyecek tek söz yok. Ancak burada Suat Derviş hayatını okurken imrenmedim hatta kıskanmadım dersem yalan olur. O zamanın şartlarına göre evet aile olarak zengin bir aileden geliyor ama buna rağmen dil öğrenmesi, ailesinin bir çok konuda destek vermesi gerçekten de takdire şayan. Eğitim konusunda hem kendisini, hem de onu destekleyen ailesini takdir ettiğimi söylemeden geçemeyeceğim. 

Osman Balcıgil İpek Sabahlık

Osman Balcıgil’in 2017 yılında Destek Yayınları’ndan çıkan İpek Sabahlık adlı eseri, Türk edebiyatının ve gazeteciliğinin uzun yıllar boyunca hak ettiği ölçüde tanınmamış önemli isimlerinden Suat Derviş’in hayatını merkezine alan biyografik bir romandır. Dört yüz otuz iki sayfalık bu çalışma, Suat Derviş’in özel yaşamını, gazetecilik ve edebiyat serüvenini, siyasi düşüncelerini, aşklarını, evliliklerini, mücadelelerini ve yaşadığı dönemin Türkiye’sini iç içe anlatır. Yazar kronolojiyi kurgu ve hayal unsurlarıyla harmanlayarak kitabı bir Suat Derviş romanı olarak tanımlar. Romanın temelinde oldukça çarpıcı bir hayat hikâyesi vardır. Suat Derviş varlıklı ve seçkin bir Osmanlı ailesinin çocuğu olarak dünyaya gelir, hayatının sonunda ise büyük maddi sıkıntılar içerisinde annesinden kalan ipek sabahlığı üzerinde yoksulluk içinde hayata veda eder. Kitabın adı da bu büyük çelişkiye gönderme yapar. İpek sabahlık yalnızca bir giysi değildir. Suat Derviş’in hayatındaki zenginlikten yoksulluğa, saray çevresinden toplumun dışına itilmişliğe, gençlikteki ayrıcalıklardan yaşlılıktaki yalnızlığa uzanan büyük değişimin sembolüdür.

Suat Derviş Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönemlerinde İstanbul’da varlıklı bir aile ortamında büyür. Babası Darülfünun’un kurucularından Müşir Derviş Paşa’nın oğlu tıp profesörü İsmail Derviş, annesi ise Abdülmecid’in mabeyincilerinden Kamil Bey’in kızı Hesna Hanım’dır. Çocukluğu ekonomik sıkıntılardan uzak geçer. Evde özel hocalardan eğitim alır ve özellikle Fransızca ile Almanca öğrenir. Abla Hamiyet ve kardeş Ruhi ile sakin bir çocukluk geçirir. Baba çocuklarının Almanya’da üniversite eğitimi almasını ister. Ancak Balcıgil’in romanında bu rahat çocukluk ileride yaşayacağı hayatla büyük bir tezat oluşturur çünkü Suat Derviş’in hayatı Osmanlı’nın yıkılışı ve yeni Türkiye’nin kuruluşuyla birlikte sürekli değişecektir.

Suat Derviş’in gençlik döneminin en önemli isimlerinden biri Nâzım Hikmet’tir. Henüz çok genç yaşlarda şiir yazmaya başlayan Suat Derviş’in ilk şiirlerinden biri olan Hezeyan, Nâzım Hikmet’in girişimiyle Alemdar gazetesinde yayımlanır. Böylece Suat Derviş’in profesyonel yazarlık ve gazetecilik hayatının kapısı açılır. Bu başlangıç önemlidir çünkü Suat Derviş yalnızca edebiyatla ilgilenen genç bir kadın olarak kalmaz. Çok kısa süre içerisinde gazeteciliğin içine girer ve dönemin erkek egemen basın dünyasında kendisine yer açar. Nâzım Hikmet’in başını eğemedim gölgesini çiğnedim diye şiirler yazdığı dönemde Suat henüz on altı yaşındadır.

Romanın en önemli bölümlerinden biri Suat Derviş’in gazetecilik hayatıdır. Suat Derviş henüz on dokuz yaşındayken Avrupa’ya muhabir olarak gönderilir. Bu dönemin toplumsal koşulları düşünüldüğünde son derece sıra dışı bir durumdur. Genç bir kadın olarak yalnızca gazetecilik yapmaz, savaşları, siyasi gelişmeleri, toplumsal olayları ve farklı ülkelerdeki yaşamı izler. Balcıgil onun gazeteciliğini yalnızca bir meslek olarak ele almaz. Gazetecilik Suat Derviş’in dünyayı tanımasının ve toplumsal adaletsizlikleri görmesinin aracı haline gelir. Özellikle Avrupa’daki deneyimleri onun düşünsel dünyasını genişletir. Türkiye’nin dış politikası ve uluslararası gelişmeler konusunda da önemli gazetecilik faaliyetleri yürütür. Romanda Sovyetler Birliği ile ilişkiler ve Türkiye’nin dış politikadaki yönelimleri gibi dönemin önemli meseleleri Suat Derviş’in gazeteciliği üzerinden aktarılır. İkdam gazetesinin kadın sayfasını yönetir, Latife Hanım’ın da desteğiyle kadınların siyasi ve sosyal hakları için mücadele eder. Mehmet Rauf onu müthiş yetenekli ve zeki diye över.

İpek Sabahlık’ın en önemli yönlerinden biri Suat Derviş’i yalnızca ünlü bir yazar olarak göstermemesidir. Roman onun bir kadın olarak erkek egemen bir toplumda kendi hayatını kurma mücadelesini de anlatır. Suat Derviş döneminin toplumsal kabullerine boyun eğmeyen bir karakterdir. Gazetecilik yapar, yazar, seyahat eder, siyasi fikirler geliştirir, aşklar yaşar ve kendi kararlarını vermeye çalışır. Kadınların toplumsal hayatta daha fazla söz sahibi olması gerektiğini savunur. Kadın hakları konusunda mücadele eder ve Devrimci Kadınlar Birliği gibi yapılanmalarla ilişkilendirilir. Bu açıdan romanın önemli meselelerinden biri bir kadının kendi hayatının sahibi olmak istediğinde toplumun ona ne kadar izin verdiği sorusudur. Balcıgil Suat Derviş’in hayatı üzerinden bu sorunun cevabını arar.

Suat Derviş’in özel hayatı da romanın önemli unsurlarındandır. Hayatı boyunca farklı erkeklerle ilişkiler yaşar ve dört evlilik gerçekleştirir. Bunların arasında güreşçi, romancı ve gazeteci olan isimler bulunur. Fakat roman açısından evlilikler yalnızca romantik ilişkiler değildir. Her ilişki Suat Derviş’in hayatında farklı bir döneme karşılık gelir. Aşkları onun edebi dünyasını, siyasi düşüncelerini ve hayat tercihlerinin değişimini de etkiler. Özellikle Reşat Fuat Baraner ile olan ilişkisi çok önemlidir. Baraner aracılığıyla Suat Derviş’in siyasi dünyayla ilişkisi daha da belirginleşir. Roman Suat Derviş’in yazarlığı ve gazeteciliğinin yanı sıra Reşat Fuat Baraner üzerinden siyasi kimliğinin anlatıldığını vurgular.

Roman ilerledikçe Suat Derviş’in hayatındaki en önemli dönüşümlerden biri ortaya çıkar. Başlangıçta varlıklı bir Osmanlı ailesinin yetiştirdiği Avrupa kültürünü bilen genç bir kadın olan Suat Derviş zaman içerisinde toplumsal eşitsizlikler, yoksulluk, emekçiler ve kadınların yaşadığı sorunlar üzerine daha fazla düşünmeye başlar. Siyasi düşüncelerinin gelişmesiyle birlikte dönemin baskıcı siyasi atmosferiyle karşı karşıya kalır. Bu durum onun hayatını doğrudan etkiler. İpek Sabahlık böylece yalnızca bir yazarın biyografisi olmaktan çıkar, Osmanlı’nın son döneminden Cumhuriyet’in kuruluşuna ve sonraki yıllara kadar uzanan Türkiye’nin siyasi ve toplumsal dönüşümünü de Suat Derviş’in gözünden anlatır.

Suat Derviş’in hayatı boyunca karşılaştığı en önemli sorunlardan biri düşünceleri ve siyasi tercihleri nedeniyle gördüğü baskılardır. Ülkesi için daha özgür daha adil ve eşitlikçi bir düzen isteyen aydınların yaşadığı sıkıntılardan o da payını alır. Bazı dönemlerde dışlanır, ekonomik sıkıntılar yaşar ve ülkesinden uzakta yaşamak zorunda kalır. Buradaki en büyük trajedi bir zamanlar varlıklı bir ailenin ayrıcalıklı çocuğu olan Suat Derviş’in hayatının son döneminde ekonomik sıkıntılarla mücadele etmesidir. Bu nedenle kitabın başlangıcı ile sonu arasında güçlü bir karşıtlık vardır. Altın kaşıkla başlayan hayat yoksulluk içinde sona eren hayata dönüşür. Bu karşıtlık romanın temel dramatik eksenlerinden biridir.

Ablası Hamiyet ile Berlin’e gider. Konservatuarda şan eğitimi alırken kendisi Berlin Üniversitesi’nde felsefe ve edebiyat okur. Romanları Almancaya çevrilip yayımlanır böylece eserleri yabancı dile çevrilen ilk Türk kadın yazarlardan olur. Almanya’da Suzet Doli Fransa’da ise Suat Derwish adıyla tanınır. Yazarlığı farklı ülkelerde de ilgi görür. Bu dönemler onun uluslararası bir yazar olarak kendisini geliştirmesinde önemlidir. Böylece Suat Derviş yalnızca Türkiye’deki edebiyat çevrelerinin değil Avrupa’nın da dikkatini çeken bir yazar haline gelir. 1929 ekonomik krizi Hitler’in yükselişi babasının ölümü ve aile konağındaki yangınla servetlerini kaybederler. Suat Türkiye’ye döner ama muhalif kimliği nedeniyle Babıali kapıları kapanır.

1935’te işçi kadınlarla yaptığı röportajlar fikir dünyasını değiştirir. Montreux Konferansı’nı kalemiyle takip eder Türkiye’nin yön değişimini ilk o aktarır. Tan gazetesinde SSCB’deki bir Mayıs’ı gözlemlemek üzere Moskova’ya gider yazı dizisi tepki çeker gazetenin kapanmaması için istifa eder. İkinci Dünya Savaşı sırasında savaş karşıtı bir dergide çalışır. Türkiye Komünist Partisi Genel Sekreteri Reşat Fuat Baraner ile evlenir. Bu evlilikle görüşleri sola kayar toplumsal gerçekçi çizgisi güçlenir. Yeni Edebiyat dergisinde yazar dergi kapatılır eşi tutuklanır. Bu dönemde en bilinen eseri Fosforlu Cevriye’yi kaleme alır. Defalarca sinemaya ve sahneye uyarlanan bu eser Suat Derviş’in en tanınmış romanıdır ve daha sonra defalarca sinemaya ve tiyatroya uyarlanmıştır. Romanın içinde Suat Derviş’in bu eserinin ortaya çıkışı edebi dünyası ve hayatının aşkı ile bağlantısı da ele alınır. Burada önemli olan nokta Suat Derviş’in edebiyatının yalnızca romantik hikâyelerden oluşmamasıdır. Onun eserlerinde yoksullar toplumun dışına itilmiş insanlar kadınlar emekçiler ve hayatın kıyısında yaşayan kişiler önemli bir yer tutar. Bu nedenle Suat Derviş’in kendi hayatıyla yazdığı karakterler arasında da güçlü bir bağ vardır.

Kitabın en acı bölümlerinden biri Suat Derviş’in doğurmak üzere olduğu oğlunu kaybetmesidir. Bu olay onun hayatındaki büyük kırılmalardan biri olarak anlatılır. Balcıgil’in romanında Suat Derviş’in yalnızca güçlü mücadeleci ve siyasi kimliği öne çıkarılmaz onun bir kadın eş anne adayı ve acılar yaşayan bir insan olarak kırılganlığı da gösterilir. Bu nedenle kitap boyunca başarılarla trajediler yan yana ilerler. Dört Aralık 1945’te muhalif yayınevleri basılır. Demokrat Parti döneminde eşi yeniden hapse girer. Ülkede yaşamak imkânsız hale gelince ablasıyla Paris’e yerleşir. Dokuz yıl sonra eşi serbest kalınca döner. 1968’de eşi ve ablasını kaybeder. 1969 1970’te gençlerin öldürülmesi ve yargılanması Taylan Özgür Deniz Gezmiş gibi olaylar onu derinden sarsar.

Yorgun ve hasta olan Suat hastanede annesinin Berlin’e uğurlarken hediye ettiği ipek sabahlığı üzerine örtülmesini ister. Bu onun insanlıktan son dileğidir. Hayata altın kaşıkla başlayan yoksulluk içinde aynı ipek sabahlıkla son nefesini veren bir aydının dramı böylece tamamlanır.

İpek Sabahlık’ın bir diğer önemli özelliği Suat Derviş’in hayatıyla Türkiye’nin tarihini birbirinden ayırmamasıdır. Roman boyunca Osmanlı İmparatorluğu’nun son yılları Birinci Dünya Savaşı, İstanbul’un işgali, Kurtuluş Savaşı, Cumhuriyet’in kuruluşu, Cumhuriyet’in ilk yıllarındaki siyasi atmosfer, Avrupa’daki siyasi gelişmeler, Sovyetler Birliği ile ilişkiler, basın dünyasındaki değişimler, sol düşüncenin Türkiye’deki serüveni, kadınların toplumsal konumu gibi pek çok tarihsel ve toplumsal mesele Suat Derviş’in yaşamıyla bağlantılı olarak ele alınır. Bu nedenle kitabı yalnızca Suat Derviş’in biyografisi olarak okumak eksik kalır. Aynı zamanda yirminci yüzyıl Türkiye’sinin siyasi kültürel ve toplumsal atmosferini anlatan bir dönem romanı gibi de okunabilir. Nâzım Hikmet, Sabahattin Ali, Mehmet Rauf, Halide Edip ve daha birçok isim geçer. Yazar dipnotlarla tarihî arka planı destekler.

Kitabın ismi romanın en güçlü sembollerinden biridir. Suat Derviş’in hayatı iki uç arasında geçer. Başlangıçta varlıklı bir aile eğitim İstanbul’un seçkin çevreleri Avrupa kültür ve sanat varken, sonda siyasi baskılar, yalnızlık, ekonomik sıkıntılar, unutulmuşluk ve yoksulluk vardır. Fakat bu büyük düşüşün ortasında annesinin verdiği ipek sabahlık kalır. Dolayısıyla ipek sabahlık bir anlamda Suat Derviş’in geçmişinden kalan son hatıradır. Bir zamanlar sahip olduğu hayatın, ailesinin ve gençliğinin izlerini taşır. Bu yüzden kitabın adı Suat Derviş’in hayatındaki zenginlik ile yoksulluk ihtişam ile yalnızlık geçmiş ile bugün arasındaki karşıtlığı simgeler.

İpek Sabahlık’ın temel düşüncesi bir insanın değerinin yaşadığı dönemde gördüğü ilgiyle ölçülemeyeceğidir. Suat Derviş hayatı boyunca yazmaktan ve düşünmekten vazgeçmez. Buna karşılık siyasi ve toplumsal koşullar onu zaman zaman dışlar, yoksullaştırır ve yalnızlaştırır. Fakat bütün bunlara rağmen yazarlığından vazgeçmez. Kitapta öne çıkan düşünceler, kadının kendi hayatı üzerinde söz sahibi olması ,toplumsal adalet, yoksulluk ve sınıfsal eşitsizlik aydınların baskı karşısındaki tutumu, sanatçının özgürlüğü, siyasi düşünce ve bedeli aşk ve fedakârlık, yalnızlık ,toplum tarafından dışlanma, unutulmuş bir sanatçının yeniden hatırlanmasıdır.

İpek Sabahlık Osmanlı’nın son döneminde ayrıcalıklı bir ailede dünyaya gelen Suat Derviş’in genç yaşta gazeteciliğe ve edebiyata atılmasını, Avrupa’da gazetecilik yapmasını, aşklarını ve evliliklerini, siyasi düşüncelerinin değişmesini, kadın hakları ve toplumsal adalet mücadelesini, baskılarla, kayıplarla ve ekonomik sıkıntılarla karşılaşmasını ve nihayetinde yoksulluk içerisinde hayata veda etmesini anlatır. Fakat kitabın asıl etkileyici tarafı çok zengin başlayan ama çok yoksul biten bir hayatı anlatmasıdır. Suat Derviş’in yaşamı bir bakıma yirminci yüzyıl Türkiye’sinin çalkantılarının da aynasıdır. Ve romanın en çarpıcı ironisi şudur; hayata altın kaşıkla başlayan Suat Derviş hayatının sonunda elinde kalan en değerli şeylerden biri annesinin ipek sabahlığıdır. Bu nedenle İpek Sabahlık yalnızca bir kadının yaşam öyküsü değil; hayallerinin, ideallerinin ve yazma tutkusunun bedelini ağır biçimde ödeyen bir aydının trajik hikâyesidir. Saray çevresinden gelen ayrıcalıklı bir hayatla başlayıp, idealleri uğruna yoksulluğa ve yalnızlığa düşen güçlü bir kadının, aynı zamanda bir dönemin Türkiye’sinin roman tadında hikâyesidir.

Yeni yazılarımda görüşünceye dek, kendinize çok iyi bakın. Güzel, mutlu, huzurlu ve sağlıklı bir gün sizlerle olsun. Keyifli okumalar.

Hoşça kalın.

Reklam değildir. Gönüllü paylaşımdır.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Melisa Şentürk - Kullanıcı

 

Fatih Murat Arsal - Büyülü Orman

 

Okul Kayıtlarında Adres Doğrulama Başladı

   

2019 Yılı Hedeflerim ve Hayaller - Mim

Merhabalar 2018 yılı bitip 2019 yılına sayılı günler kalmışken sizlerle güzel bir mim etkinliği yapmalım.

Blog Keşif Etkinliği

Merhabalar Malum artık annemle birlikte blog yazmaya başladık. Böylesi belki de daha iyi olacak. Omuz omuza, anne-oğul birlikte daha güzel şeyler yapabilmek adına tek blog, tek yürek olarak yolumuza devam etmeye karar verdik. Annem benim her daim hep ve tam destekçim. 

Nerede O Eski Kartpostallar?

Merhabalar Çocukluğumda yeni bir yılın gelmesini en çok kartpostal atabilmek adına severdim.

Belgin Doruk Kimdir?

 

M. Akyüz - Köprü Kralı

 

Deeptone - Sade ve Derin

Merhabalar Deeptone kim? derseniz "Blog dünyasının kalbi" derim.

Sabri Bey Ve Ayla Hanım

  Merhabalar Bir zamanların yani doksanlı yıllarının en sevilen dizisiydi Bizimkiler.