Ana içeriğe atla

Leyla Erbil - Tuhaf Bir Kadın

 

Leyla Erbil Tuhaf Bir Kadın 

Bugün son gün. Degustasyon’da buluştuk Halit’le. Nasıl oldu bilmiyorum, birden her şeyimle açılıverdim ona. Başım dönerek anlatıyor anlatıyor anlatıyordum, Meral’le dertleşircesine en saklı şeylerimi; annemin diktatörlüğünü, geçimsizliklerimizi, bir çeşit tutsak oluşumu, din baskılarını, acılarımı, özgürlüğümü elde edemezsem kendimi öldürmeği düşündüğümü bile söyledim ona. Belki de kaçacağımı evden, hiç kimsenin beni anlamadığını, tek arkadaşım Meral’i, şiire sığınarak ayakta durabildiğimi. Öyle bir şey oldu ki anlattıkça anlattıkça o vakte dek hiç olmadığım kadar bahtsız sandım kendimi, başladım ağlamağa. Mendiliyle gözyaşlarımı sildi, çocuğuymuşum gibi. Bu hareketiyle sapıttım büsbütün ve şu anda tiksindiğim bir şey yaptım: Gözyaşlarımı silen ellerini alıp öptüm. Tütün kokuyordu parmakları acı acı. Nasıl yapabildim bunu şaşıyorum kendime. Sanırım aslında, ona yapılan eziyetleri benimkiyle karıştırıyordum, çektikleri sanki benim yüzümdenmiş gibi geliyordu bana, bunu ödedim biraz. Soğukkanlılıkla yatışmamı bekledi, sonra da tüm acıların dünyanın ve Türkiye’nin içinde bulunduğu politikaya bağlı olduğunu söyledi. Bunu anlar gibi oldum ama bu çocuğun böyle en ince anlarda araya aklını bıçak gibi sokması da tuhafıma gidiyor doğrusu. Hem anlamak ya da bilmek açmazlardan kurtulmak demek değildir ki! Ben özgürlüğümü elde etmeden mutlu olamayacaksam, dünya da bana bunu vermemekte direnmekteyse mutlu olamayacağım demektir. İnsan mutsuzluğunu birileriyle paylaşarak dayanabilir bu dünyada belki de, Halit kalsaydı burada benim de dayanma gücüm artacaktı belki; oysa yarın o da gidiyor…

“Sen bana bacılarım kadar yakınsın, istediğin an çık gel bize, neyimiz varsa senindir,”

Gönlünün tüm cömertliğiyle çağırdı beni, yoksulluktan, umutsuzluktan başka bölüşecek bir şeyi yok biliyorum gene de nasıl mutlu kılıyordu varlığı beni… Bu sözleriyle iyice ağladım. Bu kez o aldı ellerimi, avuçlarımı çevirdi öptü. Uzun, uzun uzun sustuk. Ayrılık saati gelip çattığında ikimiz de masanın kirli örtüsüne dikmiştik gözlerimizi. Ben arada bir beyaz peynirin üzerindeki küllere de bakıyordum. Son cıgaramızı yaktık. Son olduğunu ikimiz de bildik. Yenice paketinin sırtına bir şeyler karaladı ve uzattı:

“Yaralı paramparça şarkı söyleyen kalbim gözlerin yeryüzü ve nazlı umut hepsi bu kadar sevgilim.” Seviyor muyduk acaba birbirimizi. Sevda dedikleri bu muydu yoksa? Buysa, biraz da komik değil mi?

Bugün yıkandıktan sonra saçlarımı bigudiledim. Sobanın başındaki yeşil koltuğa oturdum. Tırnaklarımı törpüledim. Daha babam dönmemişti. Annem karşımdaki eski kanepenin köşesine ilişti. Mercimek ayıklıyor. Bir ara çıktı. Gene aynı yere oturdu, bir cıgara yaktı. Fırtınanın yaklaşmakta olduğunu sezdim. Allahsızlardan başladı. Yalancıların cehennemde çekeceği işkencelerden. Mahrem yerlerini örtmeyenlerin uğrayacağı gazaplardan. “Sen neden şapka giyiyorsun öyleyse?” dedim. “Baban,” dedi, “Babanın yüzünden. Allah günah yazmasın, zorla giydirdi bana. Günahlarım onun boynunadır.”

Epeyi dinledim, ses çıkarmadan. Bir çıksa da odama gitsem Konovalof’u okusam. Beş on yaprak kalmıştı. İçime sindire sindire okumak istiyorum onu. Belki onuncu kez okuyorum. Bazı yerlerini ezbere biliyorum. Ayağa kalktı, kapıdan çıkıyordu.

s.17-19, İş Bankası Kültür Yayınları

Reklam değildir. Gönüllü paylaşımdır.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Melisa Şentürk - Kullanıcı

 

Fatih Murat Arsal - Büyülü Orman

 

Belgin Doruk Kimdir?

 

Okul Kayıtlarında Adres Doğrulama Başladı

   

2019 Yılı Hedeflerim ve Hayaller - Mim

Merhabalar 2018 yılı bitip 2019 yılına sayılı günler kalmışken sizlerle güzel bir mim etkinliği yapmalım.

Blog Keşif Etkinliği

Merhabalar Malum artık annemle birlikte blog yazmaya başladık. Böylesi belki de daha iyi olacak. Omuz omuza, anne-oğul birlikte daha güzel şeyler yapabilmek adına tek blog, tek yürek olarak yolumuza devam etmeye karar verdik. Annem benim her daim hep ve tam destekçim. 

Nerede O Eski Kartpostallar?

Merhabalar Çocukluğumda yeni bir yılın gelmesini en çok kartpostal atabilmek adına severdim.

M. Akyüz - Köprü Kralı

 

Deeptone - Sade ve Derin

Merhabalar Deeptone kim? derseniz "Blog dünyasının kalbi" derim.

Sabri Bey Ve Ayla Hanım

  Merhabalar Bir zamanların yani doksanlı yıllarının en sevilen dizisiydi Bizimkiler.