Ana içeriğe atla

Hüseyin Rahmi Gürpınar - Kadın Erkekleşince

 

Herkese Merhaba,

Hüseyin Rahmi Gürpınar kitaplarından sadece Gulyabani olanının filmini izlemiş ve çok beğenmiştim. Bir çoğu şu anda aramızda olmayan oyuncuların oynadığı filmi bugün bile halen severek izlerim. Ancak yazarın hiçbir kitabını okumak nasip olmamıştı. Ta ki Kadın Erkekleşince'ye kadar. Kitabın konusuna geçmeden önce Hüseyin Rahmi Gürpınar'ın böylesi bir konuyu çok çarpıcı şekilde bize sunması bence çok ama çok kıymetli. Kitapları kesinlikle bir ders niteliğinde. Toplumun eleştirilmesini, içine mizah katarak, hüzün ekleyerek çok güzel bir şekilde bize sunmuş. Kitabı beğendim. Okumanızı tavsiye ederim. 

Hüseyin Rahmi Gürpınar Kadın Erkekleşince

Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın Kadın Erkekleşince adlı eseri, toplumsal yaşamı, kadın-erkek ilişkilerini ve dönemin değişen değer yargılarını mizahi ve eleştirel bir bakışla ele aldığı önemli çalışmalarından biridir. Eserin merkezinde kadınların toplumdaki geleneksel konumunun değişmesi ve bu değişimin kadın-erkek ilişkilerinde yarattığı dönüşüm yer alır. Yazar, kadınların yalnızca ev içindeki rollerle sınırlandırılmasını ve erkeklerin toplum içerisinde kendilerine tanınan ayrıcalıkları sorgularken, değişen kadın kimliğinin erkekler üzerindeki etkilerini de ustaca işler. Roman boyunca kadınların daha özgür, bağımsız ve erkeklerle eşit bir konuma gelmeye başlaması, alışılmış toplumsal düzen açısından büyük bir sarsıntı olarak ele alınır. Kadının geleneksel davranış kalıplarından uzaklaşması ve daha önce erkeklere özgü kabul edilen tavırları benimsemesi çevresindeki insanların dikkatini çeker. Bu durum özellikle erkeklerin alıştıkları düzenin bozulması karşısında verdikleri tepkiler üzerinden anlatılır.

Hüseyin Rahmi Gürpınar kadınların toplumda daha fazla söz sahibi olması meselesini yalnızca kadınların değişimi üzerinden değerlendirmez. Erkeklerin de bu yeni düzene ayak uydurmak zorunda kalmasını ve alışılmış erkeklik anlayışının sorgulanmasını gündeme getirir. Böylece kadın ve erkek arasındaki rollerin değişmesi üzerinden dönemin sosyal hayatındaki çelişkiler, ikiyüzlülükler ve cinsiyetlere yönelik farklı beklentiler güçlü bir eleştiriye tabi tutulur. Eserde dikkat çeken temel noktalardan biri toplumun kadın ve erkek için aynı davranışları aynı şekilde değerlendirmemesidir. Erkeklerin yapması normal karşılanan bazı davranışların kadınlar tarafından yapılması yadırganırken, kadınlardan beklenen fedakârlık, itaat ve geleneksel aile rollerinin erkekler açısından aynı ölçüde sorgulanmaması yazarın eleştirel yaklaşımının önemli bir parçasını oluşturur. Romanın olayları ilerledikçe kadın ile erkek arasındaki geleneksel sınırların bulanıklaşması çevrede şaşkınlık ve tartışma yaratır. Gürpınar bu değişimi anlatırken dönemin aile anlayışını, evlilik ilişkilerini, toplumsal baskıları ve kadınların yaşam alanlarının sınırlandırılmasını da mizah unsurlarıyla birlikte okuyucuya sunar.

Kadın Erkekleşince yalnızca kadınların erkeklere benzemesini anlatan bir eser değildir. Asıl mesele toplum tarafından kadın ve erkek için oluşturulan farklı kuralların sorgulanmasıdır. Yazar alışılmış cinsiyet rollerinin tersine çevrilmesi üzerinden okuyucuya şu soruyu düşündürür: Toplumda belirli davranışların kadınlara veya erkeklere ait olduğu düşüncesi gerçekten doğal mıdır yoksa insanların oluşturduğu kurallardan mı ibarettir? Kendine özgü mizahi ve eleştirel üslubuyla bu değişimin toplumda meydana getirdiği şaşkınlıkları, çatışmaları ve çelişkileri gösterirken dönemin sosyal yapısına da ayna tutar. Kadınların özgürleşmesi ve erkeklerle daha eşit bir konuma gelmesi fikri üzerinden kadın-erkek eşitliği, toplumsal cinsiyet rolleri, evlilik, aile düzeni ve toplum baskısı gibi konular derinlemesine sorgulanır. Bu yönüyle eser Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın toplumun yerleşmiş kabullerini mizahla eleştirdiği, kadın ve erkek arasındaki geleneksel rollerin değişmesi üzerinden dönemin sosyal hayatını değerlendirdiği önemli bir çalışma olarak öne çıkar.

Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın Kadın Erkekleşince adlı eseri erken Cumhuriyet döneminde kadın-erkek eşitliği, gelenek ile modernlik çatışması ve aile kurumunun sarsılması konularını merkeze alan bir çalışmadır. Hikâye orta halli bir ailenin yaşantısıyla başlar. Ailenin annesi Mebrure Hanım oğlu Ali Süreyya’yı yanlarında büyüttükleri zengin yetim kız Memduha ile evlendirmek ister. Böylece hem oğlunun hem de kendilerinin maddi geleceğini güvence altına almayı planlar. Ancak ne Ali Süreyya ne de Memduha bu evliliği istemez. Memduha’nın başka bir gençle ilişkisi vardır. Mebrure Hanım oğlunu takip ettirerek onun Nebahat adında çalışan, bağımsız ve eşitlikçi bir kızla görüştüğünü öğrenir ve bu ilişkiye şiddetle karşı çıkar. Ali Süreyya ile Nebahat gizlice evlenir. Mebrure Hanım onları istemeyerek de olsa evine alır. Geleneksel düşüncelere sıkı sıkıya bağlı Mebrure Hanım ile modern, çalışmayı ve eşitliği savunan Nebahat arasında büyük bir çatışma başlar. İkili sonunda ayrı bir eve çıkar. Eserin asıl kritik noktası Ali Süreyya ile Nebahat’ın evlenirken yaptıkları özel evlilik sözleşmesidir. Bu sözleşmeye göre kadın ile erkek her konuda tamamen eşittir; ev işleri, masraflar ve sorumluluklar eşit şekilde paylaşılacaktır. Nebahat’a göre kadın kendisine yüklenen zayıflıktan kurtulmak için erkekleşmeli, erkek de gerektiğinde ev işlerine ortak olmalıdır. Çiftin çocukları Hilkat doğar. Eşitlik sözleşmesi pratikte sorun yaratmaya başlar. Bir sabah çocuğa kimin bakacağı konusunda tartışma çıkar. Nebahat kendisinin de kocası gibi çalışma yükümlülüğü olduğunu ileri sürer. Ali Süreyya işe gider. Nebahat da aynı gerekçeyle bebeği evde yalnız bırakıp işine gider. Eser karı-kocanın akşam eve döndüklerinde bebeklerini ölü bulmalarıyla trajik bir şekilde sona erer. Kitap kadının ekonomik bağımsızlığını ve eşitlik arayışını anlatırken bu eşitliğin doğanın ve toplumun belirlediği sınırları aşması durumunda ailenin nasıl yıkılabileceğini sert bir dille ortaya koyar.

Yeni yazılarımda görüşünceye dek, kendinize çok iyi bakın. Güzel, mutlu, huzurlu ve sağlıklı bir gün sizlerle olsun. Keyifli okumalar.

Hoşça kalın.

Reklam değildir. Gönüllü paylaşımdır.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Belgin Doruk Kimdir?

 

Melisa Şentürk - Kullanıcı

 

Fatih Murat Arsal - Büyülü Orman

 

Okul Kayıtlarında Adres Doğrulama Başladı

   

2019 Yılı Hedeflerim ve Hayaller - Mim

Merhabalar 2018 yılı bitip 2019 yılına sayılı günler kalmışken sizlerle güzel bir mim etkinliği yapmalım.

Blog Keşif Etkinliği

Merhabalar Malum artık annemle birlikte blog yazmaya başladık. Böylesi belki de daha iyi olacak. Omuz omuza, anne-oğul birlikte daha güzel şeyler yapabilmek adına tek blog, tek yürek olarak yolumuza devam etmeye karar verdik. Annem benim her daim hep ve tam destekçim. 

Nerede O Eski Kartpostallar?

Merhabalar Çocukluğumda yeni bir yılın gelmesini en çok kartpostal atabilmek adına severdim.

Sabri Bey Ve Ayla Hanım

  Merhabalar Bir zamanların yani doksanlı yıllarının en sevilen dizisiydi Bizimkiler.

M. Akyüz - Köprü Kralı

 

Deeptone - Sade ve Derin

Merhabalar Deeptone kim? derseniz "Blog dünyasının kalbi" derim.