Ana içeriğe atla

Aptallara Güzel Gelen Televizyon Dizileri

 

Herkese Merhaba,

Bu sıralar arka arkaya tiyatro izlemeye doyamıyorum ki, Ferhan Şensoy ve Derya Baykal2ın da aralarında bulunduğu Ortaoyuncular tiyatrosunun tüm tiyatrolarını izlemek niyetindeyim. Bu nedenle de sıradaki oyunumuz olan Aptallara Güzel Gelen Televizyon Dizileri tiyatro oyununu da bir solukta izledim ve yine her zaman olduğu gibi bayıldım. Ferhan Şensoy ve Derya Baykal farkı kesinlikle belli oluyor. Oyunun her yerinden kalite akıyor. İzlemeyenler varsa oyunu internet üzerinden mutlaka izlesinler. 

Aptallara Güzel Gelen Televizyon Dizileri: Ferhan Şensoy’un 1996 Ortaoyuncular Uyarlamasının Detaylı Konusu, Karakterleri ve Sahne Yapısı

Aptallara Güzel Gelen Televizyon Dizileri, Ferhan Şensoy’un 1996 yılında Ortaoyuncular topluluğuyla sahnelediği, Romen yazar Anca Visdei’nin orijinal adı Femme Sujet (Özne Kadın / Vaka Kadın) olan oyunundan uyarladığı sıra dışı bir psikomedidir. Şensoy yalnızca metni Türkçeye çevirmekle yetinmemiş; oyunun yapısını genişletmiş, kendi mizah anlayışını ve tiyatro dilini de güçlü biçimde eklemiştir. Dünya prömiyeri 19 Mart 1996’da Ses Tiyatrosu’nda gerçekleştirilen oyun, yaklaşık 2 saat 20 dakikalık süresiyle hem psikolojik bir ilişki hikâyesini hem de tiyatronun kendi mekanizmasını seyirciye açan yenilikçi bir yapıya sahiptir.

Oyunun Temel Hikâyesi

Oyunun merkezinde Catherine adlı bir kadın bulunur. Catherine, televizyon kanalları için aşk, ayrılık, yanlış anlaşılma ve yeniden bir araya gelme temalı, izleyicinin kolayca tüketebileceği, klişelerle dolu pembe dizi senaryoları yazmaktadır. Oyunun adındaki “aptallara güzel gelen televizyon dizileri” ifadesi, Catherine’in kendi işine yönelik ironik tanımıdır. Profesyonel hayatı dışarıdan bakıldığında düzenli görünse de özel hayatı tamamen tersine işlemektedir. İki çocuklu bir kadın olan Catherine, evliliğinde ciddi sorunlar yaşamakta ve kocasından boşanma noktasına gelmiştir. Yaşadığı bunalımlar, duygusal boşluk ve evlilik krizinin yarattığı psikolojik yük nedeniyle psikiyatristlere başvurur. Ancak Catherine’in sık sık doktor değiştirme alışkanlığı vardır. Bu nedenle yeni psikiyatristi Jacques Poncet-Bernardini ile görüşmeye başlaması, sıradan bir terapi sürecinden çok daha karmaşık bir ilişkinin başlangıcı haline gelir.

Jacques’ı Ferhan Şensoy, Catherine’i ise Derya Baykal canlandırır. Oyunun ana ekseni, bu iki karakterin psikiyatri seansları sırasında yaptıkları konuşmalar, itiraflar, çatışmalar ve yavaş yavaş değişen duygusal dinamik üzerine kuruludur.

13 Psikiyatri Seansı Üzerinden İlerleyen Yapı

Oyunun en belirgin yapısal özelliklerinden biri, hikâyenin yaklaşık 13 psikiyatri seansı üzerinden kurgulanmasıdır. Seyirci, Catherine’in hayatını ve ruhsal durumunu bir anda değil, seanslar ilerledikçe parça parça öğrenir.

Catherine başlangıçta doktoruna evliliğinden, mutsuzluğundan, annelik kaygılarından ve hayatındaki tıkanıklıklardan söz eder. Zamanla terapi ilişkisi yalnızca “doktor-hasta” sınırında kalmaz. Catherine’in anlattıkları Jacques’ın kendi dünyasını da etkiler. Jacques profesyonel olarak hastasının sorunlarını dinleyen ve ona yardımcı olması gereken kişidir. Ancak seanslar ilerledikçe Catherine’e karşı bastırmakta zorlandığı duygular geliştirmeye başlar. Böylece oyunun temel çatışması netleşir:

  • Psikiyatrist, karşısındaki kadının hayatını çözmeye çalışırken kendi duygularının içine düşer.
  • Profesyonel mesafe yavaş yavaş erir.
  • İlişki, tıpkı Catherine’in yazdığı televizyon dizilerinin kurgusu gibi beklenmedik bir aşka dönüşür.

Bu gelişme oyunu yalnızca bir terapi komedisi olmaktan çıkarır; aşk, yalnızlık, evlilik, arzu, kendini kandırma ve popüler kültürün sığlığı üzerine çok katmanlı bir komediye dönüştürür.

Rasim Öztekin’in “Parantez” Karakteri ve Şensoy’un Uyarlama Buluşu

Oyunun Ferhan Şensoy yorumunu asıl farklı ve unutulmaz kılan nokta burada başlar. Orijinal metin temelde iki kişilik bir yapıdayken Şensoy bunu beş kişilik bir sahne düzenine dönüştürmüştür. En sıra dışı ekleme, Rasim Öztekin’in canlandırdığı “Parantez” karakteridir.

Buradaki “Parantez” bildiğimiz anlamda bir insan karakteri değildir. Tiyatro metinlerinde oyunculara ve yönetmene sahneyle ilgili bilgiler vermek için parantez içinde yazılan yönergeler bulunur:

  • (kapı açılır)
  • (Catherine ayağa kalkar)
  • (Jacques içeri girer)
  • (ikisi birbirine bakar)
  • (masanın üzerinde ajanda yoktur)

Şensoy bu yazılı tiyatro yönergelerini alıp sahnedeki gerçek bir karaktere dönüştürür. Rasim Öztekin’in “Parantez”i tam olarak budur. Seyirci, normalde senaryonun içinde görmezden geldiği “parantez içlerini” canlı olarak sahnede izlemeye başlar. Parantez gerektiğinde ortaya çıkar, sahne yönergelerini fiziksel olarak uygular, oyuncuların hareketlerini yönlendirir, bazen engeller, bazen müdahale eder ve sonra yeniden oyunun dışına çıkar. Bu durum, oyuncularla Parantez arasında sürekli bir çekişme ve komik gerilim yaratır.

Ortaoyuncular arşivindeki tanıtım ve dönem değerlendirmelerinde de bu yapının oyuna Şensoy tarafından eklendiği özellikle vurgulanmaktadır. Böylece Rasim Öztekin’in karakteri yalnızca komedi unsuru değil, aynı zamanda tiyatronun kendi kurallarıyla dalga geçen güçlü bir anlatım aracı haline gelir.

Televizyon Dizisi ile Gerçek Hayat Arasındaki Sınır

Oyunun en güçlü yanlarından biri, Catherine’in mesleğiyle yaşadığı hayat arasındaki ironidir. Catherine, insanların izlemekten hoşlandığı klişe aşk hikâyelerini yazmaktadır. Televizyon dizilerinde sorunlar çıkar, insanlar ayrılır, âşık olur, birbirlerini yanlış anlar ve sonunda beklenmedik gelişmeler yaşanır. Catherine’in kendi hayatına bakıldığında ise tam da yazdığı televizyon dizilerine benzeyen bir olaylar zincirinin içinde olduğu görülür:

  • Mutsuz bir evlilik
  • Boşanma düşüncesi
  • Psikiyatrist
  • Psikiyatristle giderek karmaşıklaşan ilişki
  • Ve sonunda beklenmedik aşk

Oyun, televizyon dizilerinin yapaylığını ve sığlığını eleştirirken bir yandan da insanların gerçek hayatlarının bazen televizyondaki senaryolar kadar absürt olabileceğini gösterir. 13 seanslık yapı bile adeta bölüm bölüm ilerleyen bir televizyon dizisini andırır.

Ferhan Şensoy’un Mizahı ve Meta-Tiyatro Anlayışı

Şensoy’un oyuna yaptığı en önemli katkılardan biri, tiyatronun kendi mekanizmasını seyircinin önüne sermesidir. Seyirci bir yandan Catherine ile Jacques’ın psikolojik ve duygusal ilişkisini izlerken, diğer yandan sahnede bir tiyatro oyununun nasıl kurulduğunu da görür. Oyunda zaman zaman şu unsurlar birbirine karışır:

  • Oyuncular
  • Sahne yönergeleri
  • “Parantez”
  • Suflörlük / görevlilik
  • Dekor
  • Televizyon mantığı

Ayşen Aydemir’in canlandırdığı “Görevli”, bir yükselti üzerinde oturup (bazen Fransızca metni takip ederek) “parantez girer / çıkar” komutlarını verir. Hakan Altuntaş’ın “Çaycı”sı ise ortada belirebilir ve absürt müdahalelerde bulunur. Jacques Brel şarkıları da oyuna eşlik eder. Böylece iki kişilik psikolojik drama; meta-tiyatro, absürt komedi ve ortaoyunu unsurlarıyla harmanlanır. Seyirci hem hikâyeyi hem de “oyun nasıl oynanıyor” sürecini aynı anda izler.

Karakterler

  • Catherine Berrier-Schlumpf (Katrin / Catherine) – Derya Baykal Televizyon dizileri için aşk hikâyeleri yazan, iki çocuklu, mutsuz evliliği nedeniyle psikolojik sorunlar yaşayan kadın. Bir yandan hayatını anlamlandırmaya çalışırken diğer yandan kendi yazdığı melodramların içine düşen bir karakterdir. Derya Baykal’ın yüksek enerjili performansı oyunun önemli dinamosudur.
  • Jacques Poncet-Bernardini (Jacques / Jaquies) – Ferhan Şensoy Catherine’in psikiyatristidir. Başlangıçta profesyonel ve mesafeli bir doktor görüntüsündedir. Ancak Catherine’le yaptığı seanslar ilerledikçe onunla arasındaki ilişki değişmeye başlar. Şensoy hem oyunu yönetmiş hem de bu rolü canlandırmıştır.
  • Parantez – Rasim Öztekin Oyunun en sıra dışı karakteridir. Normalde metinde görünmeyen sahne yönergelerini canlı bir karakter olarak gerçekleştirir. Tiyatronun “görünmeyen” tarafını görünür hale getirir ve oyunun komedi yükünün önemli kısmını taşır.
  • Görevli / Suflör benzeri – Ayşen Aydemir Parantezin giriş-çıkışlarını yöneten, metni takip eden ve oyunun ritmine müdahale eden karakter.
  • Çaycı – Hakan Altuntaş Absürt müdahalelerle sahneye giren ve oyunun mizah dozunu yükselten yan karakter.

Oyunun Özünde Anlattıkları

Oyunu yalnızca “psikiyatrist hastasına âşık oluyor” şeklinde özetlemek eksik kalır. Asıl mesele birkaç katmanda ilerler:

  1. İnsan kendi hayatının senaristi değildir. Catherine başkalarının aşklarını ve hayatlarını senaryoya dönüştüren bir kadındır ama kendi hayatını kontrol etmekte zorlanır.
  2. Televizyon klişeleriyle gerçek hayat birbirine yaklaşır. Catherine’in yazdığı yapay aşk hikâyeleri, kendi yaşamında gerçek olaylara dönüşmeye başlar.
  3. Psikiyatrist de insandır. Hastayı analiz eden kişi, bir noktadan sonra kendi duygularının kontrolünü kaybedebilir.
  4. Tiyatro kendi kurallarını bozar. Rasim Öztekin’in “Parantez” karakteri sayesinde seyirci, normalde sahnenin arkasında kalan tiyatro metnini sahnenin üzerinde görür.
  5. Ferhan Şensoy televizyonu tiyatronun içine sokar. Oyun televizyon dizilerini yalnızca konu edinmez; dizilerin anlatım biçimini de taklit ederek onunla alay eder.

Sonuç olarak Aptallara Güzel Gelen Televizyon Dizileri, Derya Baykal’ın Catherine’i ile Ferhan Şensoy’un Jacques’ı arasındaki psikolojik ve duygusal ilişkinin merkezinde duran; Rasim Öztekin’in “Parantez”iyle gerçeklik, senaryo ve tiyatro arasındaki sınırları sürekli bozan bir oyundur. Şensoy’un uyarlaması sayesinde başlangıçtaki iki kişilik psikolojik hikâye, televizyon dizilerinin klişelerini, evliliği, aşkı, psikiyatriyi ve bizzat tiyatronun kendisini tiye alan çok katmanlı bir Ortaoyuncular gösterisine dönüşmüştür. 1996 tarihli bu yapım, hem döneminin yenilikçi denemelerinden biri olarak hem de oyuncu kadrosunun güçlü performanslarıyla Türk tiyatrosunda özel bir yere sahiptir.

Yeni yazılarımda görüşünceye dek, kendinize çok iyi bakın. Güzel, mutlu, huzurlu ve sağlıklı bir gün sizlerle olsun. Keyifli izlemeler.

Hoşça kalın.

Reklam değildir. Gönüllü paylaşımdır.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Belgin Doruk Kimdir?

 

Melisa Şentürk - Kullanıcı

 

Fatih Murat Arsal - Büyülü Orman

 

Okul Kayıtlarında Adres Doğrulama Başladı

   

2019 Yılı Hedeflerim ve Hayaller - Mim

Merhabalar 2018 yılı bitip 2019 yılına sayılı günler kalmışken sizlerle güzel bir mim etkinliği yapmalım.

Blog Keşif Etkinliği

Merhabalar Malum artık annemle birlikte blog yazmaya başladık. Böylesi belki de daha iyi olacak. Omuz omuza, anne-oğul birlikte daha güzel şeyler yapabilmek adına tek blog, tek yürek olarak yolumuza devam etmeye karar verdik. Annem benim her daim hep ve tam destekçim. 

Nerede O Eski Kartpostallar?

Merhabalar Çocukluğumda yeni bir yılın gelmesini en çok kartpostal atabilmek adına severdim.

Sabri Bey Ve Ayla Hanım

  Merhabalar Bir zamanların yani doksanlı yıllarının en sevilen dizisiydi Bizimkiler.

M. Akyüz - Köprü Kralı

 

Deeptone - Sade ve Derin

Merhabalar Deeptone kim? derseniz "Blog dünyasının kalbi" derim.