30 Ağustos Zafer Bayramı: Büyük Taarruz ve Başkomutanlık Meydan Muharebesi’nin Türk Tarihindeki Yeri
30 Ağustos Zafer Bayramı, Türk milletinin Millî Mücadele döneminde işgal kuvvetlerine karşı yürüttüğü savaşın en kritik dönüm noktalarından biri olan Büyük Taarruz ve Başkomutanlık Meydan Muharebesi’nin kesin zaferle sonuçlanmasının yıldönümüdür. 30 Ağustos 1922 yalnızca bir savaşın kazanıldığı gün değildir. Bu tarih; Türk ordusunun askerî bakımdan yeniden örgütlenmesini, Anadolu’daki Yunan işgalinin sona erdirilmesini, Millî Mücadele’nin askerî safhasının zaferle tamamlanmasını ve Türkiye Cumhuriyeti’ne giden yolun açılmasını simgeler.
30 Ağustos’u tam anlamıyla kavrayabilmek için yalnızca Dumlupınar’da yaşananları anlatmak yeterli değildir. Zaferin arkasında Mondros Ateşkes Antlaşması, Anadolu’nun işgali, İzmir’in işgali, Kuvâ-yi Milliye hareketi, TBMM’nin açılması, İnönü savaşları, Sakarya Meydan Muharebesi, ordunun yeniden hazırlanması ve Mustafa Kemal Paşa’nın Büyük Taarruz hazırlıkları gibi uzun ve çok yönlü bir süreç yer alır.
30 Ağustos Zaferi’ne Giden Yol
Osmanlı Devleti’nin I. Dünya Savaşı’ndan Çıkışı
I. Dünya Savaşı’nın sonunda Osmanlı Devleti, İttifak Devletleri’nin yenilmesiyle savaştan çekildi. 30 Ekim 1918’de Mondros Ateşkes Antlaşması imzalandı. Antlaşma Osmanlı Devleti açısından son derece ağır sonuçlar doğurdu. Ateşkesin ardından İtilaf Devletleri Osmanlı topraklarının çeşitli bölgelerini işgal etmeye başladı. İstanbul işgal edildi. İngiliz, Fransız ve İtalyan kuvvetleri Anadolu’nun farklı bölgelerine yerleşti. Ancak Millî Mücadele açısından en belirleyici gelişmelerden biri Yunanistan’ın İzmir’i işgal etmesi oldu.
15 Mayıs 1919: İzmir’in İşgali
15 Mayıs 1919’da Yunan birlikleri İzmir’e çıktı. İzmir’in işgali Anadolu’da büyük bir tepkiye yol açtı. İşgale karşı gösterilen direnişin sembol isimlerinden biri Hasan Tahsin oldu. Hasan Tahsin’in Yunan birliklerine karşı ilk kurşunu atması, Millî Mücadele’nin sembolik olaylarından biri hâline geldi. İzmir’in işgali Anadolu’daki direniş hareketini hızlandırdı. Birkaç gün sonra, 19 Mayıs 1919’da Mustafa Kemal Paşa Samsun’a çıktı ve Millî Mücadele’nin örgütlenme süreci resmen başladı.
Mustafa Kemal’in Samsun’a Çıkışı ve Millî Mücadele
Mustafa Kemal Paşa’nın Samsun’a çıkışından sonra Anadolu’nun çeşitli yerlerinde kongreler toplandı. Önemli aşamalar şunlardı:
- Havza Genelgesi
- Amasya Genelgesi
- Erzurum Kongresi
- Sivas Kongresi
- Misak-ı Millî’nin kabulü
- TBMM’nin açılması
Amasya Genelgesi’nde Millî Mücadele’nin temel anlayışı açık biçimde ortaya konuldu. Böylece hareket, yalnızca bölgesel direnişlerden oluşan bir yapı olmaktan çıkarak milletin bağımsızlığını hedefleyen örgütlü bir mücadeleye dönüştü.
TBMM’nin Açılması
23 Nisan 1920’de Türkiye Büyük Millet Meclisi Ankara’da açıldı. Bundan sonra Millî Mücadele’nin askerî, siyasi ve ekonomik faaliyetleri büyük ölçüde TBMM hükümeti tarafından yürütüldü. Anadolu’da düzenli ordunun kurulmasıyla Yunan ordusuna karşı daha planlı ve merkezi bir savaş yürütülmeye başlandı. Bu dönemde I. İnönü ve II. İnönü savaşları kazanıldı. Ancak savaş henüz sona ermemişti.
Kütahya-Eskişehir Savaşları ve Sakarya’ya Giden Yol
1921 yılında Yunan ordusu yeniden büyük bir saldırıya geçti. Kütahya-Eskişehir Muharebeleri sonucunda Türk ordusu geri çekilmek zorunda kaldı. Bu gelişme TBMM’de büyük endişe yarattı. Türk ordusu Sakarya Nehri’nin doğusuna çekildi. Mustafa Kemal Paşa ordunun başına Başkomutan olarak geçti ve Sakarya Meydan Muharebesi başladı.
Sakarya Meydan Muharebesi
23 Ağustos – 13 Eylül 1921 tarihleri arasında gerçekleşen Sakarya Meydan Muharebesi, Millî Mücadele’nin en kritik savaşlarından biridir. Savaş 22 gün 22 gece sürdü. Türk ordusu Yunan ordusunun Ankara’ya doğru ilerleyişini durdurdu. Mustafa Kemal Paşa’nın savaş sırasında ifade ettiği “Hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır. O satıh, bütün vatandır.” sözü, savaşın temel stratejisini özetleyen en ünlü ifadelerden biri oldu. Sakarya Zaferi’nden sonra Türk ordusu savunmadan taarruz hazırlıklarına geçmeye başladı. Mustafa Kemal Paşa’ya 19 Eylül 1921’de Mareşal rütbesi ve Gazi unvanı verildi. Ancak Yunan ordusu Anadolu’dan henüz çıkarılmamıştı. Asıl büyük saldırı için kapsamlı hazırlık yapılması gerekiyordu.
Büyük Taarruz İçin Hazırlık
Sakarya Zaferi’nin ardından Türk ordusunun önünde yeni bir hedef vardı: Yunan ordusunu Anadolu’dan tamamen çıkarmak. Bunun için büyük bir askerî hazırlık süreci başladı. Mustafa Kemal Paşa, İsmet Paşa, Fevzi Paşa ve diğer komutanlarla birlikte ordunun yeniden düzenlenmesi üzerinde çalıştı. Türk ordusunun asker sayısı, silah ve mühimmat durumu, ulaşım imkânları, topçu gücü, süvari birlikleri ve lojistik sistemi yeniden düzenlendi.
Taarruzun gizli tutulmasına büyük önem verildi. Çünkü saldırının başarısı, Yunan ordusunun hazırlıksız yakalanmasına ve Türk ordusunun saldırı yönünün mümkün olduğunca gizlenmesine bağlıydı. Plan “Sad Harekâtı” kod adıyla yürütüldü. Birlikler gece hareket etti, telsizler susturuldu, yığınaklar kamufle edildi. 28 Temmuz 1922’de Akşehir’de düzenlenen bir futbol maçı bile ordu komutanlarının toplanmasını gizlemek için kullanıldı.
Büyük Taarruz’un Başlangıcı
26 Ağustos 1922 sabahı Büyük Taarruz başladı. Türk ordusunun ana saldırısı Afyonkarahisar çevresindeki Yunan mevzilerine yöneltildi. Mustafa Kemal Paşa Büyük Taarruz’u bizzat yönetiyordu. Türk topçusu sabahın erken saatlerinde Yunan mevzilerini yoğun şekilde bombalamaya başladı. Ardından Türk piyadeleri saldırıya geçti. Yunan savunma hatları kısa sürede zorlanmaya başladı.
Türk ordusunun amacı yalnızca belirli bir bölgeyi ele geçirmek değildi. Asıl hedef, Yunan ordusunun ana kuvvetlerini kuşatmak, imha etmek veya etkisiz hâle getirmek ve ordunun geri çekilme yollarını kesmekti. 26 Ağustos sabahı Kocatepe’de şafak vakti başlayan harekâtta Tınaztepe, Belentepe ve Kalecik Sivrisi ele geçirildi. İlk günde düşmanın birinci hat mevzileri yaklaşık 15 kilometrelik bir alanda temizlendi.
27-29 Ağustos: Türk Ordusunun İlerlemesi
26 Ağustos’ta başlayan saldırı hızla genişledi. Türk birlikleri Yunan savunma hatlarını aşmaya başladı. 27 Ağustos’ta Afyonkarahisar Türk ordusunun kontrolüne geçti. Türk ordusu ilerledikçe Yunan birliklerinin savunma sistemi parçalanmaya başladı. Türk süvarileri harekâtın başarısında büyük rol oynadı. Özellikle düşmanın gerilerine ulaşılması, haberleşme ve ulaşım hatlarının kesilmesi bakımından süvari birliklerinin hareket kabiliyeti kritik önem taşıdı. 28 ve 29 Ağustos’ta taarruz başarıyla sürdürüldü ve düşmanın 5. Tümeni etkisiz hâle getirildi.
30 Ağustos 1922: Başkomutanlık Meydan Muharebesi
30 Ağustos Zafer Bayramı’nın temelini oluşturan savaş budur. 30 Ağustos 1922’de Kütahya’nın Dumlupınar bölgesinde Türk ordusu ile Yunan ordusu arasında büyük bir meydan savaşı gerçekleşti. Bu savaş tarihimize Başkomutanlık Meydan Muharebesi adıyla geçti. Mustafa Kemal Paşa savaşı doğrudan yönettiği için bu ad verildi.
29 Ağustos gecesi Mustafa Kemal Paşa, Fevzi Paşa ve İsmet Paşa durum değerlendirmesi yaptı. Taarruzun kısa sürede sonuçlandırılması kararlaştırıldı. 30 Ağustos sabahı Zafertepe Çalköy’de Başkomutan taarruz emrini verdi. Yunan birlikleri Allıören, Keçiler ve Kızıltaş Deresi civarında kuşatılarak imha edildi veya esir alındı. Düşman ordusunun büyük kısmı yok edildi. Aynı gün Kütahya da kurtarıldı.
“Ordular! İlk Hedefiniz Akdeniz’dir, İleri!”
30 Ağustos zaferinin ardından Mustafa Kemal Paşa Türk ordusuna ünlü emrini verdi: “Ordular! İlk hedefiniz Akdeniz’dir, ileri!” Buradaki “Akdeniz” ifadesi, dönemin kullanımında Ege Denizi’ne, yani İzmir yönüne ilerlemeyi ifade ediyordu. Türk ordusu artık geri çekilen Yunan kuvvetlerini takip etmeye başladı. Böylece Büyük Taarruz’un ikinci aşaması olan takip harekâtı başladı.
Büyük Taarruz’dan İzmir’in Kurtuluşuna
30 Ağustos’taki büyük zaferden sonra savaş bitmiş değildi. Türk ordusu çok hızlı bir şekilde ilerledi. Yunan kuvvetleri Anadolu’dan geri çekilmeye başladı. Türk ordusunun ilerleyişi sırasında:
- 1 Eylül: Mustafa Kemal Paşa ordulara İzmir yönünde ilerleme emrini verdi.
- 2 Eylül: Yunan ordusunun başkomutanı General Trikupis Türk kuvvetlerine esir düştü.
- 9 Eylül 1922: Türk ordusu İzmir’e girdi.
İzmir’in kurtuluşu, Millî Mücadele’nin en büyük sembolik anlarından biri oldu. 9 Eylül 1922’de Türk birlikleri İzmir’e ulaştı. İzmir’in işgalinden yaklaşık üç yıl sonra şehir yeniden Türk ordusunun kontrolüne girmişti. İzmir’in kurtuluşuyla birlikte Yunan ordusunun Anadolu’daki varlığı büyük ölçüde sona erdi. Ancak diplomatik süreç henüz tamamlanmamıştı. Türk ordusu Çanakkale ve İstanbul yönüne doğru ilerlemeye devam etti.
Çanakkale Krizi ve Mudanya Ateşkes Antlaşması
Türk ordusunun hızlı ilerleyişi İngiltere ile ciddi bir kriz doğurdu. İtilaf kuvvetleri özellikle Boğazlar bölgesinde Türk ordusunun ilerlemesini durdurmak istiyordu. Ancak doğrudan yeni bir savaşın ortaya çıkması istenmedi. Bunun üzerine ateşkes görüşmeleri başladı. 11 Ekim 1922’de Mudanya Ateşkes Antlaşması imzalandı. Bu antlaşma ile Doğu Trakya’nın savaşılmadan Türkiye’ye bırakılmasının yolu açıldı. Böylece Millî Mücadele’nin askerî safhası büyük ölçüde sona erdi.
Lozan’a Giden Yol
Mudanya Ateşkes Antlaşması’nın ardından diplomatik mücadele başladı. Lozan Barış Konferansı toplandı. 24 Temmuz 1923’te Lozan Barış Antlaşması imzalandı. Lozan ile yeni Türk devletinin bağımsızlığı uluslararası alanda büyük ölçüde kabul edildi. Ardından 29 Ekim 1923’te Türkiye Cumhuriyeti ilan edildi. Bu nedenle 30 Ağustos Zaferi, Cumhuriyet’in kuruluşundan ayrı düşünülemeyecek tarihsel bir dönüm noktasıdır.
30 Ağustos’un Zafer Bayramı Olması
30 Ağustos zaferi, Millî Mücadele’nin en önemli askerî başarısı olduğu için zaman içinde ulusal bir bayram hâline getirildi. İlk kez 1924 yılında Afyon’da “Başkumandan Zaferi” adıyla kutlandı. 1 Nisan 1926’da kabul edilen 795 sayılı kanunla resmen Zafer Bayramı ilan edildi. Kanuna göre bu gün Cumhuriyet ordu ve donanmasının zafer bayramıdır; her yıl Dumlupınar’da askerî merasim yapılır, okullar ve daireler tatil edilir. Bugün Türkiye’de 30 Ağustos Zafer Bayramı resmî bayram olarak kutlanmaktadır. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde de aynı coşkuyla yaşatılır.
Büyük Taarruz’un Askerî Önemi
Büyük Taarruz yalnızca sayısal üstünlükle kazanılmış bir savaş değildi. Başarının arkasında çok ciddi bir askerî planlama bulunuyordu:
- Gizlilik: Taarruzun mümkün olduğunca gizli tutulması, Yunan ordusunun saldırı yeri ve zamanını önceden öğrenememesi sağlandı.
- Kuvvetlerin belirli bir bölgede yoğunlaştırılması: Türk ordusu bütün cepheye eşit güç dağıtmak yerine, taarruzun yapılacağı bölgede üstünlük sağlayacak şekilde kuvvetlerini yoğunlaştırdı.
- Süvari birlikleri: Düşmanın gerilerine ulaşılması ve geri çekilme yollarının tehdit edilmesi açısından önemli görevler üstlendi.
- Topçu hazırlığı: 26 Ağustos sabahı başlayan topçu ateşi, saldırının önemli unsurlarından biriydi.
- Hızlı takip: Yunan savunması kırıldıktan sonra Türk ordusu düşmanın toparlanmasına fırsat vermeden ilerledi.
Başkomutanlık Meydan Muharebesi Neden Önemlidir?
30 Ağustos 1922’de kazanılan savaşın en önemli sonuçlarından biri, Yunan ordusunun Anadolu’daki ana kuvvetlerinin savaşma kapasitesinin büyük ölçüde kırılmasıdır. Bu noktadan sonra Türk ordusu stratejik üstünlüğü tamamen ele geçirdi. Yunan ordusu geri çekilmeye başladı. Türk ordusu ise İzmir yönünde ilerledi. Bu nedenle 30 Ağustos, Millî Mücadele’nin askerî açıdan kesin sonuca ulaştığı gün olarak kabul edilir.
Mustafa Kemal Atatürk ve 30 Ağustos
30 Ağustos Zaferi, Mustafa Kemal Atatürk’ün askerî hayatındaki en önemli başarılarından biridir. Mustafa Kemal:
- Büyük Taarruz’un planlamasında rol aldı
- Başkomutan olarak ordunun genel yönetimini üstlendi
- Taarruz sırasında cephede bulundu
- Dumlupınar’daki savaşın yönetimini gerçekleştirdi
- Zaferden sonra ordunun İzmir’e doğru ilerlemesini sağladı
Bu nedenle 30 Ağustos, Atatürk’ün askerî liderliğinin en önemli örneklerinden biri olarak kabul edilir. Ancak zafer yalnızca bir kişinin başarısı olarak değerlendirilmemelidir. Bu savaşta yüz binlerce asker, subay, sağlık görevlisi, taşıyıcı, işçi, köylü ve sivil çeşitli şekillerde Millî Mücadele’nin yükünü taşıdı.
İsmet Paşa ve Fevzi Paşa’nın Rolü
İsmet İnönü, Millî Mücadele’nin en önemli komutanlarından biriydi. Batı Cephesi’nin komutanlığını yürüttü ve düzenli ordunun oluşturulmasında önemli görevler üstlendi. İnönü savaşlarından Sakarya’ya ve Büyük Taarruz’a kadar uzanan süreçte Türk ordusunun komuta kademesinde yer aldı.
Fevzi Çakmak da Genelkurmay Başkanı olarak ordunun hazırlanmasında ve Büyük Taarruz’un planlanmasında kritik görev üstlendi. Mustafa Kemal Paşa, İsmet Paşa ve Fevzi Paşa arasındaki askerî koordinasyon, Millî Mücadele’nin başarıya ulaşmasında önemli unsurlardan biri oldu.
Dumlupınar ve Şehitler
30 Ağustos denildiğinde yalnızca zaferi değil, bu zaferin ağır bedelini de hatırlamak gerekir. Millî Mücadele boyunca çok sayıda Türk askeri hayatını kaybetti. Dumlupınar ve Büyük Taarruz sırasında da binlerce asker şehit oldu veya yaralandı. Bugün Dumlupınar Şehitliği, bu büyük mücadelenin ve hayatını kaybeden askerlerin hatırasını yaşatan önemli yerlerden biridir.
Büyük Taarruz’un Sonuçları
Büyük Taarruz ve Başkomutanlık Meydan Muharebesi’nin sonuçlarını şu başlıklarda değerlendirmek mümkündür:
Askerî sonuçlar
- Yunan ordusunun Anadolu’daki ana kuvvetleri büyük ölçüde etkisiz hâle getirildi
- Yunan ordusu geri çekilmeye başladı
- Türk ordusu stratejik üstünlüğü ele geçirdi
- İzmir 9 Eylül 1922’de kurtarıldı
- Anadolu’daki Yunan işgali sona erdi
- Türk ordusu Boğazlar ve Doğu Trakya yönünde ilerleme imkânı elde etti
Siyasi sonuçlar
- İtilaf Devletleri TBMM hükümetiyle görüşmek zorunda kaldı
- Mudanya Ateşkes Antlaşması imzalandı
- Doğu Trakya’nın savaşılmadan Türkiye’ye bırakılmasının yolu açıldı
- Lozan Barış Konferansı’nın gerçekleşmesi mümkün oldu
- Türkiye’nin bağımsız bir devlet olarak uluslararası alandaki konumu güçlendi
Tarihî sonuçlar
- Büyük Taarruz, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş sürecindeki en önemli askerî aşamalardan biri oldu
26 Ağustos ile 30 Ağustos Arasındaki Fark
Bu ayrım özellikle önemlidir:
- 26 Ağustos 1922: Büyük Taarruz başladı. Türk ordusu Yunan mevzilerine karşı genel saldırıya geçti.
- 27 Ağustos: Afyonkarahisar Türk birliklerinin kontrolüne geçti.
- 28-29 Ağustos: Türk ordusu ilerledi ve Yunan birliklerinin savunma düzeni giderek parçalandı.
- 30 Ağustos: Başkomutanlık Meydan Muharebesi kazanıldı.
- 31 Ağustos ve sonrası: Türk ordusu geri çekilen Yunan kuvvetlerini takip etti.
- 9 Eylül: İzmir kurtarıldı.
Dolayısıyla 26 Ağustos Büyük Taarruz’un başlangıcı, 30 Ağustos Başkomutanlık Meydan Muharebesi ve kesin askerî zafer, 9 Eylül ise İzmir’in kurtuluşu olarak değerlendirilir.
30 Ağustos’un Cumhuriyet Tarihindeki Yeri
30 Ağustos’u yalnızca 1922 yılındaki bir askerî olay olarak görmek eksik olur. Olayların birbirine bağlanan zinciri şöyledir:
Mondros Ateşkesi → İşgaller → İzmir’in işgali → Mustafa Kemal’in Samsun’a çıkışı → Millî Mücadele → TBMM → Düzenli Ordu → İnönü savaşları → Sakarya → Büyük Taarruz → 30 Ağustos → İzmir’in kurtuluşu → Mudanya → Lozan → Cumhuriyet
Bu zincirin önemli halkalarından biri 30 Ağustos Zaferi’dir.
30 Ağustos’un Türk Milleti Açısından Anlamı
30 Ağustos, Türk tarihinde bağımsızlık, egemenlik, vatan savunması, askerî başarı, fedakârlık, dayanışma ve millî irade kavramlarıyla özdeşleşmiş bir gündür. Bu nedenle Zafer Bayramı kutlamalarında yalnızca Mustafa Kemal Atatürk ve komutanlar değil, Millî Mücadele’ye katılan bütün askerler ve siviller anılır. Cephede savaşan askerlerin yanında Anadolu’nun dört bir yanından orduya destek veren halkın da büyük fedakârlıkları olmuştur. Kadınlar cephane taşımış, köylüler ordunun ihtiyaçlarının karşılanmasına yardımcı olmuş, çocuklar ve yaşlılar dahi imkânları ölçüsünde mücadeleye katkıda bulunmuştur. Millî Mücadele yalnızca bir ordu savaşı değil, toplumun geniş kesimlerinin katıldığı bir bağımsızlık mücadelesidir.
30 Ağustos’un Bugünkü Kutlamaları
Her yıl 30 Ağustos’ta Türkiye’nin dört bir yanında Zafer Bayramı törenleri düzenlenir. Başkent Ankara başta olmak üzere İstanbul, İzmir, Kütahya, Afyonkarahisar ve diğer şehirlerde resmî törenler, askerî törenler, anma programları, çelenk sunma törenleri, konserler, yürüyüşler, bayrak ve ışıklandırma etkinlikleri gerçekleştirilir. Türk bayrakları meydanları, caddeleri ve evleri süsler. Özellikle Anıtkabir ve Dumlupınar gibi Millî Mücadele açısından sembolik öneme sahip yerlerde yapılan törenler, günün anlamını daha da güçlendirir.
Büyük Taarruz’un Tarihsel Kronolojisi
| Tarih | Olay |
|---|---|
| 30 Ekim 1918 | Mondros Ateşkes Antlaşması |
| 15 Mayıs 1919 | İzmir’in Yunanistan tarafından işgali |
| 19 Mayıs 1919 | Mustafa Kemal’in Samsun’a çıkışı |
| 23 Nisan 1920 | TBMM’nin açılması |
| 6-10 Ocak 1921 | I. İnönü Muharebesi |
| 23 Mart-1 Nisan 1921 | II. İnönü Muharebesi |
| 10-24 Temmuz 1921 | Kütahya-Eskişehir Muharebeleri |
| 23 Ağustos-13 Eylül 1921 | Sakarya Meydan Muharebesi |
| 26 Ağustos 1922 | Büyük Taarruz başladı |
| 27 Ağustos 1922 | Afyonkarahisar Türk ordusunun kontrolüne girdi |
| 30 Ağustos 1922 | Başkomutanlık Meydan Muharebesi kazanıldı |
| 2 Eylül 1922 | General Trikupis esir alındı |
| 9 Eylül 1922 | İzmir kurtarıldı |
| 11 Ekim 1922 | Mudanya Ateşkes Antlaşması |
| 24 Temmuz 1923 | Lozan Barış Antlaşması |
| 29 Ekim 1923 | Türkiye Cumhuriyeti ilan edildi |
Sonuç: 30 Ağustos Zafer Bayramı
30 Ağustos 1922, Türk tarihinin en önemli dönüm noktalarından biridir. 26 Ağustos’ta başlayan Büyük Taarruz, 30 Ağustos’ta Dumlupınar’da kazanılan Başkomutanlık Meydan Muharebesi ile belirleyici bir zafer kazandı. Türk ordusu Yunan kuvvetlerini ağır bir yenilgiye uğrattı ve ardından başlatılan takip harekâtıyla kısa süre içerisinde İzmir’e ulaştı. 9 Eylül 1922’de İzmir’in kurtarılması, Büyük Taarruz’un sahadaki sonucunu tamamladı. Ardından Mudanya Ateşkes Antlaşması, Lozan Barış Antlaşması ve nihayet 29 Ekim 1923’te Türkiye Cumhuriyeti’nin ilanı geldi.
Bu bakımdan 30 Ağustos’u tek başına bir gün olarak değil, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşuna uzanan tarihsel sürecin en önemli kilometre taşlarından biri olarak değerlendirmek gerekir. 30 Ağustos; Dumlupınar’da savaşan Mehmetçiğin, cephe gerisinde mücadele eden Anadolu insanının, Millî Mücadele’nin bütün komutanlarının ve hayatını bağımsızlık uğruna ortaya koyanların hatırasını taşıyan bir gündür. Her 30 Ağustos’ta yalnızca bir zafer kutlanmaz; bağımsızlık uğruna verilen büyük mücadelenin hafızası da yeniden yaşatılır.
30 Ağustos Zafer Bayramımız kutlu olsun. Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, Millî Mücadele’nin bütün komutanlarını, şehitlerini ve gazilerini saygı, minnet ve rahmetle anıyoruz.
Yorumlar
Yorum Gönder
Fikirlerinizi paylaşırsanız sevinirim.