Ana içeriğe atla

Tarık Tufan - Düşerken

 

Herkese Merhaba,

Tarık Tufan okumaya başladığımdan bu yana diğer kitaplarına olan merakımı engelleyemiyorum. Aşıklara Yer Yok kitabından sonra Kaybolan kitabını okuyup çok beğenmiştim. Sırada Düşerken kitabı var ve bu kitabı da çok beğendim. Şayet yazarın kitaplarını okumadıysanız mutlaka okumalısınız.

Tarık Tufan Düşerken

Tarık Tufan’ın 2018 yılında Profil Yayıncılık’tan çıkan romanı “Düşerken”, iki bambaşka insanın tesadüfi bir karşılaşmayla başlayan ve giderek derinleşen hikâyesini ustalıkla anlatan katmanlı bir eserdir. Yazarın ikinci romanı olan bu 304 sayfalık kitap, “Nereye gittiğini bilmeden yola çıkan bir insanın varabileceği tek yer kendi geçmişi olur” düşüncesi etrafında şekillenir. Uyumsuzluk, kaçış, travma, yüzleşme ve iyileşme gibi temaları işleyen roman, okuru hem duygusal hem de düşünsel bir yolculuğa çıkarır.

Kurtuluş’taki Cin Deresi Mahallesi’nde yaşayan iki çocuklu sıhhi tesisatçı İshak, bir sabah hiçbir açıklama yapmadan evini, karısını ve düzenini terk eder. Mahallede şok etkisi yaratan bu kararın arkasında yalnız olmadığı kısa sürede anlaşılır. Üst kat komşusu, kısa mor saçlı, tuhaf giyimli ve mahallelinin “acayip” diye nitelendirdiği ressam Jülide ile birlikte gitmiştir. Evli bir adam ile yalnız yaşayan, sanatına sığınmış bir kadın… İkisi de birbirinden çok farklı dünyalardan gelmektedir. Her şey, evdeki su sızıntısını gidermek için İshak’ın Jülide’nin kapısını çalmasıyla başlar. Bu teknik temas kısa sürede samimi sohbetlere dönüşür ve Jülide, İshak’ın içindeki derin mutsuzluğu fark ederek ani bir teklifte bulunur: “Beraber gidelim.” İkisi de nereye gittiklerini bilmeden, hiçbir plan yapmadan İstanbul’dan yola düşer.

Roman, bu ani kaçışın giderek karmaşıklaşan macerasını, yolda yaşanan iç hesaplaşmaları ve geçmişe zorunlu dönüşü sürükleyici bir dille aktarır. İlk durakları Moda’da Jülide’nin eski sevgilisi Gökçe’nin evidir. Burada beklenmedik gelişmeler yaşanır; Jülide bir süre ortadan kaybolur, polisler devreye girer ve Jülide’nin en büyük sırrı ortaya çıkar: Gözleri hızla kötüleşmekte, yakında tamamen kör olma tehlikesiyle karşı karşıyadır. Yolculuk ilerledikçe ikili arasında derin itiraflar başlar. Sanki kaderleri birbirini tamamlamak üzere yazılmış gibidir. İshak’ın çocukluğu büyük bir boşlukla doludur; bebekken kaybettiği annesi, yok denecek kadar uzaktaki babası ve Erzincan’dan İstanbul’a yatılı okula gönderilişi… Yıllardır annesinin tek bir fotoğrafını bile görememiştir. Jülide’nin hayatı da en az onun kadar yaralıdır; parçalanmış bir aile, eski evlilik, duygusal travmalar ve affedemediği birçok şey. İki insanın geçmişleri şaşırtıcı derecede örtüşür ve bu benzerlik onları birbirine çare haline getirir.

Yolculuk sırasında İshak’ın babasının vefat haberiyle Erzincan’a giderler. Jülide’nin desteğiyle İshak, annesi Nurten’in gerçek hikâyesini adım adım öğrenirken Jülide de kendi karanlıklarıyla yüzleşir, affetmeyi ve kendini onarmayı deneyimler. Her durak, her samimi konuşma onları hem birbirine yaklaştırır hem de kendi geçmişlerine çeker. Roman, “düşerken el ele tutuşmak” metaforuyla özetlenebilecek bu yolculuğun, sonunda iyileşmeyle mi yoksa daha derin bir yarayla mı biteceğini belirsiz bırakır. Finalde Jülide’nin hastalığı ilerler ve İshak’ı eski hayatına geri yollar. Ancak aylar sonra Jülide onu tekrar yanına çağırır ve İshak, ömrü boyunca hasretini çektiği şeye nihayet kavuşur: Annesinin bir fotoğrafını görür. Hikâye bu güçlü ve duygusal zirveyle tamamlanır.

Romanın en büyük gücü, karakterlerin ruhsal derinliğinde yatar. İshak dışarıdan bakıldığında sıradan ve neşeli bir adam gibi görünse de iç dünyası derin bir yalnızlık ve boşlukla doludur. Jülide ise toplumdan kopuk, duygularını tuvallerine döken ve fiziksel körlük tehlikesiyle yüzleşirken asıl ruhsal karanlığını fark eden bir kadındır. İshak’ın karısı Nurten ise gölge bir karakter olarak, kabullenilmiş mutsuz bir hayatın simgesini temsil eder. Tarık Tufan’ın senarist kimliği romanda belirgindir; anlatım akıcı, sinematik ve bölüm sonlarında merak uyandıracak şekilde ilerler. Mekân betimlemeleri biraz geri planda kalsa da karakterlerin iç dünyalarına odaklanma son derece güçlüdür. Bazı okurlar bunu “Yeşilçam tadı” olarak eleştirse de, duygusal yoğunluk ve psikolojik derinlik kitabı taşıyan en büyük unsurdur.

“Düşerken” bir aşk romanından çok varoluşsal bir yüzleşme romanıdır. Yalnızlık, yabancılaşma, kaçışın imkânsızlığı ve koşulsuz kabulün iyileştirici gücü gibi temaları işler. İnsan nereye giderse gitsin kendi geçmişini yanında taşır vurgusu kitabın temel fikridir. Romantik tutkudan ziyade “arkadaşça aşk”, yani birbirini yargılamadan anlama ve kabul etme ilişkisi ön plandadır. Tarık Tufan, karakterlerin iç döküşlerinde felsefi alt yapısını da gösterir ve okuyucunun altını çizerek ilerleyeceği birçok derin cümle barındırır.

Sonuç olarak “Düşerken”, elinize aldığınızda hızlıca içine çeken ancak bitirdikten sonra uzun süre “Hayatımın hangi anında düşüyorum?” sorusunu aklınıza getiren güçlü bir romandır. Klasik aşk kalıplarının dışında, karakter analizlerinin yoğun olduğu, her cümlesinde duygu ve düşünce barındıran bir eser arıyorsanız Tarık Tufan’ın bu kitabı tam size göre. İçsel yolculuk temalı, psikolojik derinlikli romanları seven herkesin mutlaka okuması gereken, kalıcı iz bırakan bir çalışmadır.

Yeni yazılarımda görüşünceye dek, kendinize çok iyi bakın. Güzel, mutlu, huzurlu ve sağlıklı bir gün sizlerle olsun. Keyifli okumalar

Hoşça kalın.

Reklam değildir. Gönüllü paylaşımdır.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Prof. Dr. Fevzi Köksal, Hasan Gümüş - Mühendis Teknolojisi ve Fenciler için Nanofizik ve Nanoteknoloji

 

Harry Potter ve Ölüm Yadigarları 1

 

Mimlendim ve Mimledim 34 - Sorularım Ve Ben

Merhabalar Bu sıralar mimler birikti. Sağolsun sevgili blog arkadaşlarım beni mimliyorlar ancak yoğunluğumdan bakamadım.

Mimlendim ve Mimledim 37 - Hangi Yazınız Silinirse Üzülürsünüz?

Mimlendim ve Mimledim 24 - Blog Yazarlarını Tanıma

Merhabalar Sevgili  İzel Tolu  ve  İnciden Notlar  Blog Yazarlarını tanıma miminde sağolsunlar beni de mimlemişler. Kendilerinin mim yazılarına aşağıdan ulaşabilirsiniz. O zaman sorulara geçelim. İzel Tolu Cevapları İnciden Notlar Cevapları

Kara Cuma (Black Friday) ve Alışveriş Çılgınlığı

Merhabalar Bugün kara cuma. Amerikalıların deyimiyle de black friday.

Sürprizimi Açıklama Zamanı

Merhabalar Dün duyurusunu yaptığım sürprizin geldi çattı açıklanma zamanı. Benim için çok heyecan verici bir proje olduğunu kabul ediyorum. İçim içime sığmıyor desem yalan olmaz hani. O kadar heyecan yaptım. Allah'ım utandırmasın inşallah.

Ülkü Beşgül Kimdir?

 

Fatih Murat Arsal Tüm Kitap Yorumları

Fatih Murat Arsal Röportajı - 2 Kitap Hediye

Merhabalar Yazar röportajlarımıza çok sevdiğim aşkı yazan adam Fatih Murat ARSAL ile devam ediyoruz. Kendisine bu keyifli röportaj için tekrar teşekkür ediyor ve sizleri röportajımızla baş başa bırakıyorum.