Herkese Merhaba,
Eski TRT dizilerine ayrı bir hayranlığım olduğunu bilmeyen yoktur sanırım. O kadar ki, zaman zaman açıp yeniden izliyorum. Bunlardan birisi de Şaşıfelek Çıkmazı. Bu eski dizileri izledikçe, geçmişe yolculuk yaptığım gibi, kendimi de çok iyi hissediyorum. Eminim çoğunuz biliyordur ama bilmeyenleriniz de varsa, mutlaka bu diziyi izleyin. Kesinlikle pişman olmazsınız. Sırf oyuncu kadrosu için bile izlenecek bir yapım.
Şaşıfelek Çıkmazı
Şaşıfelek Çıkmazı, Türk televizyon tarihinin en samimi, en özgün ve en kalıcı yapımlarından biridir. 1996 yılında TRT 1’de başlayan dizi, 1998’e kadar süren ilk yayın döneminde 3 sezon yayınlandıktan sonra 2001’de 4. sezonla ekranlara dönmüş ve toplam 63 bölümde seyircilerle buluşmuştur. Mahinur Ergun’un hem yaratıcısı hem de ilk üç sezonun senaristi ve yönetmeni olduğu dizi, özellikle güçlü kadın karakterleri, doğallığı ve eski İstanbul mahalle kültürünü ustalıkla yansıtmasıyla kült statüsüne ulaşmıştır.
Dizinin hikâyesi, İstanbul’un eski bir semtindeki daracık bir sokak olan “Şaşıfelek Çıkmazı”nda geçer. Rivayete göre sokakta bir zamanlar balık tutarken şaşı bakan bir kedi yaşarmış; bu kediden esinlenerek sokağa bu isim verilmiş. Dizi, adeta kaybolmaya yüz tutmuş mahalle hayatını, kapı komşuluğunu, ortak sevinçleri ve dertleri, komşular arası dayanışmayı ve günlük hayatın küçük büyük tüm dramlarını sıcak, içten ve mizah dolu bir dille anlatır. Büyük şehirlerde hızla unutulan o eski komşuluk ilişkilerini, kapı önü sohbetlerini, ortak sofraları ve “komşunun derdi kendi derdinmiş gibi” yaşanmasını ekrana taşırken, seyirciyi hem güldürür hem düşündürür.
Dizinin kalbi, çocukluktan beri yakın iki kadın arkadaşın dostluğu etrafında atar. Bu iki kadının farklı hayat hikâyeleri ve zıt kişilikleri, diziye hem derinlik hem de dinamizm katar.
Aysel (Derya Alabora – ilk 30 bölümde, daha sonra Lale Mansur), dizinin en ikonik ve unutulmaz karakteridir. Eşini kaybettikten sonra iki oğluyla birlikte babaevine dönmüş, güçlü, hayat dolu, deli dolu ve duygularını hiç sakınmayan bir kadındır. Yıllardır babasına, erkek kardeşine ve çocuklarına kol kanat germiş, kendi hayallerini ve ihtiyaçlarını bir kenara bırakmış, ailenin yükünü tek başına omuzlarında taşıyan bir annedir. Konuşkanlığı, organize etme tutkusu, komşularla giriştiği atışmalar ve içindeki isyanlar onu hem çok sevilir hem de zaman zaman yorucu kılar. Mahallenin “yapıştırıcısı”dır; herkesin derdiyle ilgilenir, herkesi bir araya getirir.
İnci (Zuhal Gencer Erkaya), Aysel’in çocukluk arkadaşıdır. Gençliğinde baskıcı ailesinden kaçmak için yaptığı evlilik, şiddet dolu bir kâbusa dönüşmüştür. Küçük kızı Ayşe’yi alarak bu evlilikten kurtulur ve eski mahallesine, Şaşıfelek Çıkmazı’na, Aysel’in yanına sığınır. Aysel’in aksine daha sakin, mantıklı, dirayetli ve içe kapanık bir yapıdadır. Mahalleye dönüşüyle Aysel’le yeniden çok yakınlaşırlar. İkisinin arasındaki bu zıtlık, dostluklarını hem gerçekçi hem de çok güçlü kılar. İnci’nin yaşadığı travmalar, boşanma süreci ve kızını tek başına büyütme çabası diziye önemli bir duygusal katman ekler.
Bu iki kadının etrafında geniş bir mahalle kadrosu yer alır. Cesur (Fikret Kuşkan – daha sonra Ruhi Sarı), Aysel’in başına buyruk, asi ama iyi kalpli oğludur. Mahallenin gençlerindendir ve çocukluk arkadaşı Seda’yla arasında inişli çıkışlı bir aşk ilişkisi vardır. Saadet (Füsun Demirel), mahallenin varlıklı, neşeli ama yalnızlığını derinden hisseden kadınıdır. Kendinden yaşça küçük eşi Murat’la (Hakan Tanfer – daha sonra Veysel Diker) evliliği mahallede sürekli dedikodu konusu olur. Murat, işsiz güçsüz ama kıvrak zekâlı, sorunlardan kolay sıyrılan bir karakterdir.
Hasan (Cem Davran), Aysel’in doktor ağabeyidir; kendi evliliği sorunlu olsa da ailesine destek olmaya çalışır. Nuran (Suzan Aksoy), mahallenin terzi ve dedikoducusu, Seda ve Ceyda’nın annesidir. Seda (Mahperi Mertoğlu), Cesur’un duygusal ve hazırcevap sevgilisidir. Kardeşi Ceyda (Aysun Metiner) ise mahalle kurallarından sıkılan, özgür bir hayat özleyen lise çağındaki genç kızdır. Bu karakterlerin her biri kendi küçük dünyalarında büyük mücadeleler verir; evlilikler, ayrılıklar, ekonomik sıkıntılar, aşk acıları, aile içi çatışmalar ve mutluluk anları iç içe akar.
Dizi, klasik televizyon mantığıyla ilerlemez. Her bölümde büyük bir olay yaşanmaz. Bunun yerine günlük hayatın doğal akışı takip edilir: Kapı önlerinde yapılan sohbetler, komşu ziyaretleri, ortak yemekler, mahalle düğünleri, cenazeler, küçük kavgalar ve barışmalar... Tüm bunlar hem güldüren hem düşündüren, son derece samimi diyaloglarla anlatılır. Diyaloglar o kadar doğaldır ki, çoğu zaman doğaçlama gibi hissettirir.
Şaşıfelek Çıkmazı’nın en büyük gücü, kadın dayanışmasını ve güçlü kadın portrelerini merkeze almasıdır. Aysel, İnci ve Saadet’in dostluğu, mahalledeki kadınların birbirine verdiği destek, annelik, fedakârlık ve isyan temaları dizinin ana damarlarını oluşturur. Aynı zamanda “şaşı felek” metaforuyla hayatın beklenmedik dönemeçlerini, zorluklarını ve ironilerini işler. Karakterler ne kadar daralır, ne kadar sıkışırsa sıkışsın, komşuluk, dostluk ve aile bağı sayesinde ayakta kalmayı başarır.
Dizinin ilk üç sezonu Mahinur Ergun tarafından çekilmiştir. 1998’de ara finalle bitmesine rağmen tekrarlarının büyük ilgi görmesi üzerine 2001 yılında 4. sezon kararı alınmıştır. Bu sezonun yönetmenliğini ise daha önce dizide yönetmen yardımcısı olan Çağan Irmak üstlenmiştir. Yeni karakterler ve gelişen hikâyelerle dizi ikinci kez final yaparak ekranlara veda etmiştir.
Bugün hâlâ tekrar tekrar izlenen Şaşıfelek Çıkmazı, sadece bir dizi olmanın ötesinde, izleyicilerin hafızasında mahalle sıcaklığı, samimi dostluklar ve hayata tutunma mücadelesiyle özel bir yer edinmiştir. Türk televizyonunda “keşke bugün de böyle diziler yapılsa” dedirten, nostaljik ama zamansız kalan nadir yapımlardan biridir.
Yeni yazılarımda görüşünceye dek, kendinize çok iyi bakın. Güzel, mutlu, huzurlu ve sağlıklı bir gün sizlerle olsun. Keyifli izlemeler.
Hoşça kalın.
Reklam değildir. Gönüllü paylaşımdır.
Yorumlar
Yorum Gönder
Fikirlerinizi paylaşırsanız sevinirim.