Muallim Naci Kimdir?
Muallim Naci, 19. yüzyıl Osmanlı edebiyatının önde gelen şair, yazar, öğretmen, eleştirmen, lügatçi (sözlük yazarı) ve edebiyat tarihçilerinden biridir. Tanzimat edebiyatının ikinci dönemine damga vuran isimler arasında yer alır. Divan şiiri geleneğini (aruz vezni, eski nazım şekilleri) çok iyi bilen, ustalıkla kullanan ancak Batı edebiyatı etkilerine ve dil sadeleşmesine de açık bir sanatçıdır. “Eski”den tamamen kopmadan “yeni”yi savunan, iki dönem arasında köprü görevi gören önemli bir şahsiyettir.
Asıl adı Ömer’dir. 1849 (bazı kaynaklarda 1850) yılında İstanbul’un Saraçhanebaşı semtinde (Fatih/Kıztaşı civarı) doğmuştur. Babası saraç ustası Ali Bey, annesi Varnalı muhacir bir ailenin kızı Fatma Zehra Hanım’dır. Ailenin üçüncü ve en küçük çocuğudur. Henüz 7 yaşındayken babasını kaybetmiş, annesi ve ağabeyiyle birlikte Varna’ya (Bulgaristan) dayısının yanına gitmiştir. Varna’da medrese eğitimi görmüş, Arapça, Farsça, Fransızca öğrenmiş, hat sanatıyla uğraşmış ve “Hulusi” mahlasını ilk dönemde kullanmıştır. Varna Rüştiyesi’nde öğretmenlik yapmaya başlamış, daha sonra İstanbul’a dönmüştür.
İstanbul’da çeşitli memuriyetlerde bulunmuş, Mutasarrıf Süleyman Paşa’nın yanında uzun yıllar kâtiplik ve öğretmenlik yapmıştır. Rumeli ve Anadolu’nun birçok yerini dolaşma imkânı bulmuştur. Ahmet Mithat Efendi’nin davetiyle Tercüman-ı Hakikat gazetesinde edebiyat sayfasını yönetmiştir. 1884 yılında Ahmet Mithat Efendi’nin kızı Mediha Hanım ile evlenmiştir. Bu evlilikten Fatma Nigâr adlı bir kızları dünyaya gelmiştir. Özel hayatı genel olarak sade, çalışkan ve edebiyata adanmış bir biçimde geçmiştir; ailesiyle ilgili detaylar fazla gündeme getirilmemiştir.
Muallim Naci, Mecmua-i Muallim dergisini çıkarmış, edebiyat tartışmalarına yoğun şekilde katılmıştır. Özellikle Recaizade Mahmut Ekrem ile arasında geçen “edebiyat kavgası” (Demdeme – Zemzeme tartışması) Türk edebiyat tarihinde önemli bir polemik olarak yer alır. II. Abdülhamid döneminde “Gazi Ertuğrul Bey” manzumesiyle dikkat çekmiş, padişah tarafından Osmanlı tarihini yazmakla görevlendirilmiş, rütbe, nişan ve maaşla ödüllendirilmiştir. 1892 yılında Osmanlı tarihi araştırması için Söğüt, Bilecik, Bursa, Eskişehir ve İzmit gibi yerlere geziye çıkmıştır.
Vefatı:
Gezi dönüşünde 12 Nisan 1893 (25 Ramazan 1310) tarihinde Fatih’teki evinde geçirdiği kalp krizi sonucu 43-44 yaşında hayata veda etmiştir. Kabri, Divanyolu’nda II. Mahmud Türbesi haziresindedir. Ölümü üzerine birçok şair taziye şiirleri yazmıştır.
Eserleri (Başlıcaları)
Eserleri ağırlıklı olarak şiir, tenkit (eleştiri), lügat, edebiyat tarihi, mektup, hatıra ve manzum hikâye türlerinde yoğunlaşır. Şiirlerinde klasik nazım biçimlerini (gazel, kaside, terkib-i bend vb.) ustaca kullanmış, doğa, günlük hayat ve yeni temalara da yer vermiştir.
Şiir ve Manzum Eserleri:
- Terkib-i Bend-i Muallim Naci (1874)
- Mûsâ bin Ebü’l-Gazân yahut Hamiyet (1881, manzum hikâye)
- Ateşpare (1883)
- Şerare (1884)
- Füruzan (1885)
- Sümbüle (1889)
- Zâtü’n-Nitâkayn yahut İbnü’z-Zübeyr (1889)
- Mir’ât-ı Bedâyi (ölümünden sonra, 1903)
- Yâdigâr-ı Nâci (ölümünden sonra, 1904)
Eleştiri, Lügat ve Diğer Eserleri:
- Demdeme (1886, Recaizade’ye karşı eleştiri)
- Muallim (1887)
- Medrese Hatıraları (1885)
- Muhaberat ve Muhaverat (1884)
- Şöyle Böyle (1884)
- Mektuplarım (1886)
- Lügat-ı Naci (1891-1894, önemli bir Türkçe sözlük çalışması)
- İstılahât-ı Edebiyye (edebiyat terimleri sözlüğü)
- Osmanlı Şairleri (edebiyat tarihi)
- Ömer’in Çocukluğu (hatıra/otobiyografik)
- Heder (manzum tiyatro oyunu, ölümünden sonra basılmıştır)
Ayrıca Çocuklar İçin Lügat Kitabı, aruz örnekleri, Kur’an’ın i’cazı üzerine yazılar, Osmanlı tarihi çalışmaları ve çeşitli tercümeleri vardır. “Kuzu”, “Kebûter”, “Dicle”, “Avcı”, “Nusaybin Civarında Bir Vadi” ve “Köylü Kızların Şarkısı” gibi şiirleri hem klasik hem halka yakın unsurlar taşır.
Ödülleri:
1889’da Stockholm’deki VIII. Müsteşrikler Kongresi tarafından Türkçe’ye hizmetlerinden dolayı altın madalya ile ödüllendirilmiştir. II. Abdülhamid’den rütbe, nişan, maaş ve “Tarih-Nüvîs-i Selatin-i Âl-i Osman” unvanı almıştır.
Edebi Kişiliği ve Yaşamı:
Muallim Naci, dilin sadeleşmesinden yana olan ancak divan geleneğinden tamamen kopmayan bir sanatçıdır. Aruz veznini kusursuz kullanır, tenkit yazılarıyla edebiyat ortamını hareketlendirir. Öğretmenliği nedeniyle “Muallim” lakabını almıştır. Dürüst, dindar, çalışkan, vatanperver ve mütevazı bir kişiliğe sahipti. Özel hayatı edebiyat, öğretim ve aileyle iç içe geçmiş, fazla kamuoyuna yansımamıştır. Evliliği Ahmet Mithat Efendi’nin kızı Mediha Hanım’ladır; bu evlilikten Fatma Nigâr adlı kızları olmuştur. Ailesi bugün torunları üzerinden devam etmektedir.
Türk edebiyatında Recaizade Ekrem ile yaşadığı tartışma, Servet-i Fünun edebiyatının doğuşunda dolaylı rol oynamıştır. Şiirleri samimi, teknik açıdan güçlü ve dil bakımından oldukça sadedir. Edebiyat tarihçiliği, sözlükçülüğü ve öğretmenliğiyle kalıcı izler bırakmıştır. Ölümünün üzerinden 130 yılı aşkın süre geçmesine rağmen eserleri hâlâ okunan ve incelenen klasikler arasındadır. Türk edebiyatının “eski ile yeni arasında köprü” kuran önemli şair ve fikir adamlarından biri olarak kabul edilir.
Yorumlar
Yorum Gönder
Fikirlerinizi paylaşırsanız sevinirim.