
Herkese Merhaba,
Polisiye radyo tiyatrolarını çok seviyorum. Her ne kadar izlemek gibi olmasa da, dinlerken de aynı zamanda dikkati vermeyi ve beyni çalıştırmayı sağlıyor. Bu anlamda seviyorum. Sıradaki oyunu da sevdiğimi söyleyebilirim. Oyunun sonunda ters köşe olduğumu itiraf edeyim. Açıkçası böyle bir şey beklemiyordum. Hadi oyunun konusuna bakalım.
İpek Şal Radyo Tiyatrosu
İstanbul'un eski ve heybetli konaklarından birinde, genç ve güzel Küçük Hanım, lüks bir ipek şalla boğularak vahşice katledilmiş halde bulunur. Cinayet, konağın sessizliğini ve ihtişamını parçalar. Herkesin gözü önünde işlenen bu esrarengiz olayda, katil adeta hayalet gibi ortadan kaybolmuştur.
Olay yerine gelen tecrübeli ve titiz Başkomiser, cinayeti çözmekle görevlendirilir. Konağın girişinden itibaren, her köşede bir sırrın saklandığını hisseder. Soruşturma ilerledikçe, maktulün sandığı kadar masum olmadığı, ailesi ve çevresiyle karmaşık, gergin ilişkilere sahip olduğu ortaya çıkar.
Küçük Hanım'ın ölümünün ardında, konağın zenginliği üzerine kurulu bir miras kavgası mı vardır?
Yoksa yasak bir aşkın veya öğrenilen tehlikeli bir sırrın intikamı mıdır bu cinayet?
O ipek şal, kurbanın kendisine ait midir, yoksa bir hediye midir? Ve bu şal, katilin kimliğine dair hangi ipuçlarını saklamaktadır?
Başkomiser, şüphelilerin yalanlar ve sis perdesi arkasına gizlediği gerçekleri ortaya çıkarmak için, konağın karanlık koridorlarında ve aile bireylerinin ruhlarında derin bir serüvene atılır. Her bir itiraf, her bir fısıltı, onu adım adım acımasız katile yaklaştıracaktır. Oyunun sonunda, sadece cinayetin faili değil, Küçük Hanım'ın ve konağın yıllardır sakladığı büyük bir dramı da gün yüzüne çıkacaktır.
Yeni yazılarımda görüşünceye dek, kendinize çok iyi bakın. Güzel, mutlu, huzurlu ve sağlıklı bir gün sizlerle olsun. Keyifli dinlemeler.
Hoşça kalın.
Reklam değildir. Gönüllü paylaşımdır.
Yorumlar
Yorum Gönder
Fikirlerinizi paylaşırsanız sevinirim.