Ana içeriğe atla

Yılçay Atar Röportajı

Merhabalar

Haziran ayının son röportajıyla bu haftaya başlayalım.
Bugün bloğumda çok güzel gülüşü olan bir konuğum var. Kendisiyle çok güzel bir sohbet gerçekleştirdik. Sizlerinde keyif alması dileğiyle bu haftaki röportajımızla sizleri başbaşa bırakıyorum.

Yeni yazılarımda görüşünceye dek, kendinize çok iyi bakın. Güzel ve kitapla dolu bir hafta sizlerle olsun.

Hoşçakalın.

Yılçay Hanım öncelikle bloğuma hoşgeldiniz. Bu güzel röportaj için şimdiden teşekkür ederim. 
Merhaba Beyda Hanım. Hoş buldum.

Dilersiniz sorularımıza geçelim.

* Kısaca kendinizden bahseder misiniz?
*1977 Mersin doğumluyum. Bir kızım var. Biraz yurt dışı biraz Mersin de yaşamaktayım.

* Yazmaya ne zaman başladınız? 
*Yazmaya başladığım kesin bir tarih yok, fakat elime kalem alıp sayfalarca parşömene yazdım tarih 1991 yılı idi. 13 yaşlarında idim. Çoğu kez bu yazma tutkum aile içinde alay konusu olurdu.

* Kitap yada genel olarak yazma konusunu nasıl seçiyorsunuz? Etkileşim var mı? Yoksa tamamen tesadüf mü? Yani kurguyu önceden mi belirlersiniz? Yoksa bütün olay örgüsü siz yazdıkça mı gelişir? 
*Kitap konusunu genelde hayattan, çevremden ve yaşadığım yerlerden ilham alarak buluyorum. Kurgu kafamda kendiliğinden oluşuyor. Daha önce akıllı telefonlar yoktu, not almak için deftere yazmanız gerekirdi. Bende aklıma her gelen önemli detayda, ya da şahit olduğum olağanüstü bir durumda bir kağıt parçasına yazar kenara koyardım. Belli başlı karakterler oturduktan sonra kurgum gerçek ve hayal gücünün harmanlanması ile oluşur, yazdıkça doğaçlama giderim.

* Kimsenin okumayacağını bilseniz bile yazmaya devam eder miydiniz? 
* Ben zaten birileri okuyacak diye hiç yazmadım. Öyle düşünseydim rahat yazamazdım. Almanya’da lisede okurken, kendi yazdığım hikayeleri yakın arkadaşlarıma masal gibi anlatırdım. Beğenilirdi. Ama hiçbir zaman basılacağını hayal bile etmedim. Ben kendi dünyamda yarattığım karakterler ve onların iç sesleri ile mutlu oluyordum.

* İlk kitabınızı çıkarmaya nasıl ve ne zaman karar verdiniz? 
*Tamamen tesadüf. Ben kitaplarımı kendime yazıp okuyorken (gizlerken) Wattpad’e bir platform olduğunu söyledi arkadaşım. Benim gibi yazma tutkusu olan her yaşta birçok insanın  hikaye yazıp paylaştığını öğrendim. Orada ne tür hikayeler olduğunu bilmediğim için çok çekinmiştim. Sanki yıllardır gizlediklerimi, bendeki beni ifşa edecektim.  Gelincik kitabımın içeriğini bilen ve çok beğenen arkadaşların gazına geldim diyebilirim. İmla kuralları çok farklı Türkçe’de. Yarısı Almanca yarısı Türkçe olan dosyamı alıp düzelttim. İlk bölümü yayınlayıp, bakalım kaç kişi okuyacak, okunmazsa kaldırırsın diyen arkadaşımın dediğini yaptım. 10 ayda yüzbinlerce okundu, bir milyon okuyucuya ulaştı. Sonra yayınevinden teklif geldi, şimdi kendime ait küçük bir kitlem var. 

* İnsanların çoğu "hayatımı yazsam roman olur" der. Sizce herkes kitap yazabilir mi? Yazmak bir yetenek midir? 
*Herkes kitap yazamaz demeyelim de herkes duyguyu işleyemez diyelim. Kitap yazmak bir eğitim almaktan geçmiyor.  Eğitim alarak meslek sahibi olursunuz fakat yazar olamazsınız. Edebiyat ve imlayı kullanmak için alınan dersler farklı. Yazmak bir sanat dalıdır. Nasıl herkes resim yapamaz, ya da herkes iyi bir oyuncu olamaz ise bu da öyle bir şey. Yazmak için yazılmış eserler farklıdır,  büyük bir tutkuyla, aşkla yazılan eserler çok daha farklıdır. Bunu satırları okurken iliklerinize kadar hissedersiniz.

* Yazma ritüelinizden bahseder misiniz? Mesela hangi ortamda, hangi metaryallerle, hangi müzikle ve nasıl bir coğrafya da yazmayı tercih edersiniz? 
*Genelde geceleri yazarım. Sessiz bir ortamda yazmayı severim. Gelincik serisinin neredeyse yarısını, Mohsen Namjo Ey Sareben şarkısını defalarca dinleyerek yazdım. Duygu yüklü sahnelerde, duygulu bir müzik çok etkili oluyor, o karakteri birebir yaşamak için duygu şart. Neresi olduğu önemli değil, benim için sessiz olması yeterli.

* Yazmak isteyen ancak nasıl yazmaya başlaması gerektiğini bilmeyenler için tavsiyeleriniz var mı? 
*Yazma tutkusu oluşmuşsa zaten kalemden satırlara kendiliğinden dökülür. Yazmaktan korkmasınlar. Silip tekrar yazsınlar, ta ki içlerine sinene dek. Dediğim gibi biraz yazma tutkusu olan hemen herkes, kendisini yazarak geliştirebilir. Sevdikleri yazar ve kurguları okusunlar ama o kitaplardan esinlenmesinler, sadece onlardan ilham alsınlar. Biri istiyor diye değil, kendileri istiyor diye yazsınlar. Yoksa henüz yolun başında yazar değil yazan olurlar.

* Bir gün kurgu olmayan bir şey yazmayı düşünüyor musunuz?
* Evet düşünüyorum. Zamanı gelince.

* Bir yazar olarak okuduğunuz ve beğendiğiniz yazarlar kimler?
*Yaşar Kemal hayranıyım. İnce Memed Serisini 15 yaşında iken tam üç kez okumuştum. Anlatım dili mükemmel. Stefan Zweig, genelde kısa hikayeleri büyük bir ustalıkla,  doyurucu  bir üslup içinde anlattığı için orijinal dilinde okumaktan keyif aldığım bir yazar. 

* En son hangi kitabı okudunuz?
*Kresley Cole  Arzuların Esiri.

* Yayımlanan iki kitabınız var. Son kitabınızın yayınının üstünden bayağı zamanda geçmiş. Yakında yeni kitap veya yeni projeler var mı? 
*Gelincik serisinin son kitabı var basıma hazırlanan Yüzleşme. Şu an Wattpade devam eden Firak isimli  bir kitabım var, İran rejimini anlatan. Yarım kalmış bir kurgum daha var, fakat çok ağır bir kurgu. Ching Shih karakterini gerçeklere dayanarak işlemem gerektiği için, Nürnberg kütüphanesinde onu anlatan yazıları çevirip yarı gerçek kurguma işlemek çok zaman alıyor. Ching Shih, Çin imparatorluğuna neredeyse diz çöktürmüş bir kadın korsan.(olur da bilmeyenler için ufak bir açıklama olsun.)

* Asıl mesleğiniz nedir?
*İşletme okudum ve Gastronomi sektöründe 19 yıl işletmeci olarak dünyaca tanınmış  faast food zincir mağazalarında çalıştım. Şu an emekliyim.

* Yazmak sizin için hayat boyu sürecek serüven mi? Yoksa yazmayı bırakmayı düşündüğünüz bir zaman var mı?
*Yazmayı bırakmayı hiç düşünmedim. Belki de bunda, kendimi yazarak daha iyi ifade etmemin büyük bir rolü vardır.

* Günümüzde gençlerin sosyal medya sitelerinde çok zaman geçirmesini nasıl değerlendiriyorsunuz?
*Kızımda çok zaman geçiriyor. Limiti aşmadıktan sonra bence bir mahsuru yok. Birçok kişiye göre zaman kaybı fakat artıları da çok. Birçok genç, gazete ve kitap okumayı çekici bulmaz, fakat sosyal medyanın sayesinde dünyada neler oluyor anında bilginiz oluyor. Tabi ne kadar doğru orası muamma…

* Günümüz gençliğine üç tavsiye verecek olsaydınız bunlar ne olurdu?
*İyi bir gelecek için çok çalışmak. Hayaller ne kadar ulaşılmaz olursa olsun peşinden gitmek, en azından denemek. Ego ve nefret  insanın doğasında vardır. Onları mümkün olduğunca törpülemek. Hayat zaten çok kısa, fazlasıyla şişmiş bir ego, sizi bu kısacık hayatta sadece itici kılar.

* Kitaplarınızda yayımlandıktan sonra şunu yazsaydım yada şunu yazmasaydım dediğiniz oldu mu?
*Hiç öyle bir şey olmadı. Yazarken, zaten aynı paragrafı defalarca okuyorum gerekli yerler o sırada değişiyor. 

* Yazmadığınız zaman ne yaparsınız?
*Yürüyüş ve kamp yaparım. Kendimi dinlemeyi severim.

* Kitap fuarlarıyla ilgili düşünceleriniz nelerdir?
*Fuarlar kesinlikle gerekli, yazar ve okur buluşması çok farklı bir deneyim.

* Hayatınız boyunca yaşadığınız pişmanlık var mı?
* Pişmanlıklarım olmaz olur mu? Her insan gibi pişmanlıklarım, hayal kırıklıklarım olmuştur. Fakat hayatım boyunca sürecek bir pişmanlığım olmadı. O, pişman olacağım kararı verirken kim bilir neye dayanarak vermişimdir diye düşünürüm.

* En büyük korkunuz nedir?
*Farkında olarak ya da olmayarak birinin hakkına girmek.

* Aşk sizce nedir? İlk görüşte aşk var mıdır?
*Kendinize bile itiraf edemediğiniz kusurlarınızı, eksiklerinizi ve yanlışlarınızı o kişiye anlatabiliyorsanız ve o kişi de sizi rencide etmeden anlayışla karşılıyorsa, onu sıkıca tutun ve bir daha da bırakmayın derim. O aşktır!  İlk görüşte aşk vardır elbet. Tanıdıkça o aşk ya büyür, ya da zamanla nefrete dönüşür.

* Okurlarınızla aranızda nasıl bir bağ var?
*İlk samimi okuyucuyu, ne kadar eleştirilse de Wattpad topluluğunda gördüm. Neredeyse tüm okurlarla aramızda bir abla kardeş, arkadaş  ilişkisi vardır. Bana yazılan her yoruma cevap vermeye çalışırım. Onlar bana abla der, ben onlara okurcan diye hitap ederim.

* Ulaşamadığınız biri ile sohbet etme şansınız olsaydı bu kim olurdu? Neden?
*Ulaşamadığım kişi?  Kesinlikle bundan  28 yıl önce, 16 yaşında hayatına son veren, manevi kardeşimde bu şansı kullanmak isterdim. Ona zor zamanında ulaşmak isterdim. Onu, yapmak istediği bu dönüşü olmayan eylemden vazgeçirmek için…

* Hayatta en çok kıymet verdiğiniz kişi?
*Kişi değil de kişiler diyelim. Bunların arasından illa ki birini seçecek olursam  ilki annemdir, sırasıyla kızımdır. 

* Son olarak eklemek istedikleriniz var mı ya da okurlarınıza mesajınız var mı?
Yılçay Hanım keyifli bir sohbet oldu. Umarım ilerleyen zamanlarda sizi yine bloğumda konuk edebilirim. Zaman ayırıp röportaj yaptığınız için tekrar teşekkür ederim. Yolunuz açık, okurunuz bol olsun.
*Eklemek istediğim tek şey, hayatı nefret edecek ve küsecek kadar ciddiye almayın. Ne zaman ve nerede sizi  yüz üstü bırakacağı bilinmez.

Teşekkür ederim benim için de güzel bir sohbet oldu. Sizin de röportajlarınız bol olsun.

Yorumlar

  1. Eğitim almak bence de iyi bir yazar olmak için yetmez.Başarılar diliyorum yazarımıza.Yolu açık olsun :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yurdagül;
      Çok teşekkürler canım. Bence de eğitim yanında kendini geliştirmek de önemli.

      Sil

Yorum Gönder

Fikirlerinizi paylaşırsanız sevinirim.