18 Mart 2019 Pazartesi

Hamdi Ülker Röportajı

Merhabalar

Mart ayının üçüncü haftasına gelmişiz bile.
Bu hafta da yine röportaj konuğum var. Sayın Hamdi Ülker. Kendisiyle çok keyifli bir röportaj gerçekleştirdik. Umarım sizlerde keyifle okursunuz.

Yeni yazılarımda görüşünceye dek, kendinize çok iyi bakın. Mutlu bir hafta sizlerle olsun.

Hoşçakalın.

Hamdi Bey öncelikle bloğuma hoşgeldiniz. Bu güzel röportaj için şimdiden teşekkür ederim. Dilersiniz sorularımıza geçelim.

* Kısaca kendinizden bahseder misiniz?
Erzincan – Çayırlı Doğumluyum. İlkokulu köyümde, orta öğretimi Kars Susuz Kazım Karabekir Öğretmen Lisesi’nde Yüksek Öğretimi Erzincan Eğitim Fakültesinde tamamladım. Adıyaman’da öğretmen olarak göreve başladım. Yaklaşık yirmi sekiz yıldır çeşitli yer ve kurumlarda öğretmen olarak görev yapmaktayım. Mesleğimin yanı sıra yazma çalışmalarım devam etmektedir. Bugüne kadar çeşitli dergi ve gazetelerde yazılarım yayımlandı. Hikâye ve roman dalında yayımlanmış eserlerim bulunmaktadır. İlesam ve Türkiye Yazarlar Birliği üyesiyim. 
Yayımlanmış eserlerim şunlardır:
1. Sarıkamış (Bedel)- Roman
2. Son Cemrem- Öyküler
3. Dergâh- Roman 
4. Doğu Ekspresi – Öykü 
5. Bana Aşkı Anlatır mısın?- Roman
6. Kardelene Mektuplar- Denemeler
7. Gökmavi- Roman
8. Yedi Levin Akşamı- Öykü
9. Kanayan Çiçekler Zamanı- Öykü

* Yazmaya ne zaman başladınız? 
Lise yıllarımdan beri öykü ve şiir yazma çalışmalarım oldu. Ciddi anlamda yazmaya meslek hayatımla birlikte başladım. Yani otuz yıla yakın bir süredir yazmaktayım.

* Kitap ya da genel olarak yazma konusunu nasıl seçiyorsunuz? Etkileşim var mı? Yoksa tamamen tesadüf mü? Yani kurguyu önceden mi belirlersiniz? Yoksa bütün olay örgüsü siz yazdıkça mı gelişir? 
Konular genel olarak hayatın içerisinde karşılaştığım, duyduğum ya da araştırdığım konulardır. Etkileşim mutlaka oldu. Gördüğüm, yaşadığım, duyduğum olaylar hikâyeyi kurgulamamda temel nedenler oldular. Olay, kahramanlar, zaman, mekân vb. temel unsurları belirledikten sonra olayı kurgular ve taslağını çıkardıktan sonra yazmaya başlarım. 

* Kimsenin okumayacağını bilseniz bile yazmaya devam eder miydiniz? 
Tabii ki yazdığım yazıları birilerinin okuması en büyük arzumdur. Lakin her yazdığımı da illa ki birileri okusun diye yazmam. Yazmak benim bir alışkanlığım, bir tutkum, bir hobimdir. 

* İlk kitabınızı çıkarmaya nasıl ve ne zaman karar verdiniz? 
İlk kitabım Sarıkamış (Bedel) benim uzun uğraşlar ve tecrübeler sonucunda yazmış olduğum ve rahmetli dedemin hayatını anlatan bir romandır. Yazıp ortaya çıkardığım eseri yayınlamak için ilk başlarda çeşitli tereddütler yaşadım ama sonunda cesaretimi toplayıp 2006 yılında yayınladım.

* İnsanların çoğu "hayatımı yazsam roman olur" der. Sizce herkes kitap yazabilir mi? Yazmak bir yetenek midir? 
Yazmak için gerekli melekeleri mevcut olan herkes yazabilir. Şu yazsın bu yazmasın diyemezsiniz. Bir edep dâhilinde yazılmış her yazı makbuldür. Özellikle genç kardeşlerime önce ciddi manada okumayı ve sonrada yazmayı öneriyorum.

* Yazma ritüelinizden bahseder misiniz? Mesela hangi ortamda, hangi metaryallerle, hangi müzikle ve nasıl bir coğrafya da yazmayı tercih edersiniz? 
İlk başlarda özellikle ortam konusunda çok hassasiyetim olurdu. Lakin ilerleyen zamanlarda yazasım geldiği zaman hemen hiçbir ritüel aramadan yazabiliyorum. Yeter ki bir kalem ve bir de kâğıt olsun. 

* Yazmak isteyen ancak nasıl yazmaya başlaması gerektiğini bilmeyenler için tavsiyeleriniz var mı? 
Yazmak yürek, gönül işidir. O yüzden gönül nasıl başlamak isterse öyle başlamaları en doğrusudur. Sonrası mutlaka gelecektir. 

* Bir gün kurgu olmayan bir şey yazmayı düşünüyor musunuz?
Yazdığım denemelerde çoğu zaman bir kurguya ihtiyaç duymam. 

* Bir yazar olarak okuduğunuz ve beğendiğiniz yazarlar kimler?
Dostoyevski, Cengiz Aytmatov, Peyami Safa, Sevinç Çokum, Mustafa Kutlu- severek okuduğum yazarlardan bazılarıdır. 

* En son hangi kitabı okudunuz? 
Mustafa Kutlu – Sevincini bulmak

* Yayımlanan dokuz kitabınız var. Son kitabınızın yayımının üstünden de uzunca bir zaman geçmiş. Yakında yeni kitap veya yeni projeler var mı? 
Sağlık sorunlarım dolayısı ile biraz yavaş ilerlese de çalışmalarımı, projelerimi hiçbir zaman aksatmadım. Köşe ve dergi yazılarım devam etmektedir. Yakın zamanda yayımlamayı düşündüğüm bir hikâye çalışmam bulunmaktadır. 

* Yazmak sizin için hayat boyu sürecek serüven mi? Yoksa yazmayı bırakmayı düşündüğünüz bir zaman var mı?
Ömrüm ve sağlığım vefa ettiği müddetçe mutlaka yazmayı düşünüyorum. Zaten projelerimi tamamlayabilmem için şimdilik bir asrı aşan zamana ihtiyacım var. 

* Günümüzde gençlerin sosyal medya sitelerinde çok zaman geçirmesini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Tabii ki üzülüyorum ama yapacak bir şey de yok. Zira günümüzde hayat neredeyse sosyal medya üzerinden yürür oldu. Tek diyebileceğim şey; zaman daralıp ve zamana ihtiyaç duyacak duruma gelmeden, zamanlarını verimli ve mantıklı kullanmalarıdır. 

* Kitaplarınızda yayımlandıktan sonra şunu yazsaydım ya da şunu yazmasaydım dediğiniz oldu mu?
Mutlaka oluyor ama ok yaydan çıktıktan sonra geriye dönüşü olmuyor. 

* Yazmadığınız zaman ne yaparsınız?
Tabiat vazgeçilmezimdir. Görevde değilsem eğer ya okuyor, ya dinleniyor, ya da dostlarıma zaman ayırıyorumdur. 

* Hayatınız boyunca yaşadığınız pişmanlık var mı?
Boşa geçen zamanlarım, yazmadığım zamanlar en büyük pişmanlıklarımdır. 

* En büyük korkunuz nedir?
Susturulmak, yazamamak.

* Aşk sizce nedir? İlk görüşte aşk var mıdır?
Aşk olmadan hiçbir şey olmuyor. Yeri gelip bir söğüt ağacına iki satır karalama ihtiyacı hissederseniz biliniz ki ona neden olan şey de aşktır. Şairin deyimiyle lamba da titreyen alevi üşüten de ve yine kâğıda yazılamayan da aşktır. 
İlk görüşte aşkı da yaşayanlara sormak lazım… 

* Okurlarınızla aranızda nasıl bir bağ var?
Okuyucularımla aramda samimiyet olmasını her zaman istemişimdir. Bu bana ilk yazmaya başladığım zamanlardan kalan bir alışkanlıktır. O zamanlar samimi eleştirilerin bana olumlu davranışlar kazandırdığını görüyordum. 
Tanıdığım ve beni tanıyan insanlarla bağımız sadece bir okur- yazar ilişkisi değildir. 

* Son olarak eklemek istedikleriniz var mı ya da okurlarınıza mesajınız var mı?
Yaklaşık altı aydır bir sağlık sorunu ile uğraşmaktayım. Ciddi bir sağlık sorunuydu başlarda. Yemek borusu kanseri… Gelinen nokta itibariyle, çok şükür büyük bir başarı elde ettik. Bu tür hastalıklarda moral, motivasyon, ayakta durabilme ve her şeyden önemlisi dua çok önemlidir. Ben bunu şu ana kadar başarmış bulunmaktayım. Bunun nedeni ise; bugüne kadar okumuş olduğum kitaplar, edindiğim güzel dostlar ve pozitif hayat felsefemdir. 
Hatta bu serüvenimi Hematoloji Derneği tarafından yayımlanacak olan “Hayata tutunma hikâyeleri” adlı kitapta “Sevimsiz Misafir” adlı öykümle anlattım. Bu duygularla bütün insanlara sağlıklı, dopdolu, nice güzel eserler yazacakları hayırlı ömürler dilerim. 
Dualarınızı eksik etmeyin. Selam, sevgi ve saygılarımla… 

Hamdi Bey çok geçmiş olsun. Umarım eski sağlığınıza bir an önce kavuşursunuz. Keyifli bir sohbet oldu. Umarım ilerleyen zamanlarda sizi yine bloğumda konuk edebilirim. Zaman ayırıp röportaj yaptığınız için tekrar teşekkür ederim. Yolunuz açık, okurunuz bol olsun.

10 yorum :

  1. yeni yazarları ytanımak ne güzel,bunu bilmiyodum..röpçrtaj da harika olmuş bence,valla siz bu konuda çok yeteneklisiniz, dergide falan bu röportajlar iyi bi iş yapar bence..elinize emeğinize sağlık..✔😊

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ertuğrul;
      Çok teşekkürler. Belki ileride olabilir. Neden olmasın :)

      Sil
  2. Çok üretken bir yazarmış, tebrik ediyorum ayrıca şifalar diliyorum.

    Senin de emeğine sağlık Beyda'cığım :))

    YanıtlaSil
  3. Keyifli bir röportaj olmuş. 😇

    YanıtlaSil
  4. Tabiatı sever bir öğretmen yazarımız :) Biz de memnun olduk onu tanımaktan :)

    YanıtlaSil
  5. Güzel bir röportaj olmuş her zamanki gibi,emeğine sağlık😊

    YanıtlaSil