10 Aralık 2018 Pazartesi

Gençosman Denizci Röportajı

Merhabalar

Aralık ayının ikinci haftasına, ayın ikinci bir röportajı ile başlayalım.
Bugün aynı mesleği icra ettiğimiz bir meslekdaşım konuğum. Sayın Gençosman Denizci. Polisiye dalında kitaplarıyla oldukça başarılı bir yazar kendisi. Keyifli röportajımızla, keyifli zaman geçirmeniz dileğiyle. Mutlu ve huzurlu bir hafta sizin olsun.

Hoşçakalın.

Gençosman Bey öncelikle bloğuma hoşgeldiniz. Röportajınız için şimdiden teşekkür ederim. Dilersiniz sorularımıza geçelim.

* Kısaca kendinizden bahseder misiniz?
1964 Rize doğumluyum. Asıl mesleğim Serbest Muhasebeci Mali Müşavirliktir. 1992 yılından beri İstanbul’da yaşıyorum. Evli ve üç çocuk babasıyım… Polisiye, tarihi ve macera kitapları okumayı seviyor, ayrıca uzun yıllardan beri şiir yazıyorum. İyi polisiye film seyretmek, masa tenisi oynamak ve futbol, hobilerim arasındadır.

* Yazmaya ne zaman başladınız?
1980’li yıllardan beri edebiyata gönül vermiş bir insanım. 82’de şiir yazmaya başladım. Daha sonra bu serüveni kısa hikâyelerle devam ettirdim. Ancak, şiir veya hikâye alanında yayımlanmış herhangi bir kitabım yok; o eserlerim bilgisayarımda öylece duruyor. Arada bir çeşitli dergilerde ve sosyal medyada boy gösterirler. 

* Kitap ya da genel olarak yazma konusunu nasıl seçiyorsunuz? Etkileşim var mı? Yoksa tamamen tesadüf mü? Yani kurguyu önceden mi belirlersiniz? Yoksa bütün olay örgüsü siz yazdıkça mı gelişir?
Yazmaya başlamadan önce, yazacağım konuyu titizlikle belirler ve o konu üzerinde aylarca araştırma yaparım. Çeşitli doneleri toplar bir dosya haline getiririm. İmza günlerimiz için Türkiye’deki hemen her kitap fuarına katılıyorum. Dolayısıyla ülkemizin farklı yerlerini yakından tanıma fırsatım oluyor… Ben, yazarken belirli bir mekâna bağlı kalmadığım, değişik şehirleri kitaplarıma dâhil ettiğim için, gezdiğim, gördüğüm şehirlerdeki özellikle tarihi yerler hakkında bilfiil bilgiler edinme imkânım oluyor ve bu bilgileri de kitaplarıma yansıtmaya çalışıyorum ki okurlarım da bunlardan istifade etsinler.

* Kimsenin okumayacağını bilseniz bile yazmaya devam eder miydiniz? 
Yazardım tabii. Hatta kitaplarım hiç yayımlanmasa bile yine de yazardım.

* İlk kitabınızı çıkarmaya nasıl ve ne zaman karar verdiniz?
Çocukluğumdan beri aksiyon, macera ve polisiye filmler seyretmek, lise yıllarımdan itibaren polisiye roman okumak, bununun yanı sıra edebiyatı sevmem, bende polisiye dalında roman yazma isteğini itekleyen sebeplerdir diyebilirim. Özellikle son on yıldan beri roman yazmak için kendimi hazır hissediyordum.

* İnsanların çoğu "hayatımı yazsam roman olur" der. Sizce herkes kitap yazabilir mi? Yazmak bir yetenek midir?
‘Hayatımı yazsam roman olur’ klişe bir laftır, pek katılmam bu cümleye. Yazmak, her ne kadar yetenek işiyse de edebiyat konusunda kendini geliştirenler yazabilir tabii. Ama her şeyden önce okumak, çok okumak şart. Ben de okumayı hiçbir zaman bırakmadım, bırakmayacağım da. Şunu da söylemek gerekir ki her insanın bir hayat hikâyesi vardır.

* Yazma ritüelinizden bahseder misiniz? Mesela hangi ortamda, hangi materyallerle, hangi müzikle ve nasıl bir coğrafya da yazmayı tercih edersiniz? 
Sessiz, sakin ortamda ve evde yazmayı tercih ederim. Tabii, yeşillikler içinde bir dağ evinde yazmayı çok isterim, ama bu şimdilik bir hayal benim için. Yazarken müzik dinleyemem.

* Yazmak isteyen ancak nasıl yazmaya başlaması gerektiğini bilmeyenler için tavsiyeleriniz var mı?
Önce iyi yazarları, iyi kitapları bolca okusunlar. Kitap okumadan kitap yazmaya kalkışmasınlar. Kendi hayatlarını iyi analiz etsinler. Çevreye karşı duyarlı olsunlar; olayları iyi tahlil etsinler. Yaşadıkları toplumun değerleriyle barışık olsunlar.

* Bir gün kurgu olmayan bir şey yazmayı düşünüyor musunuz?
Aslında benim romanlarım her ne kadar kurgu ise de okuduğunuzda anlayacaksınız… Tam da sorunuzun cevabını yazıyorum… Hayatın içinden, gündeme dair konular, toplumsal mesajlar. Mesela kitaplarımda tarihi eser kaçakçılığı, töre cinayetleri, kan davası, kadına şiddetin kötülüğü, ülkemize karşı alternatif enerji oyunları, kanser hastalığının formülünü bulan bir doktorun mücadelesini, yaklaşık on yıl önce Türkiye’de yaşanan ve adına ASELSAN intiharları denilen ölümleri anlatıyorum.

* Bir yazar olarak okuduğunuz ve beğendiğiniz yazarlar kimler?
Cengiz Aytmatov, Hasan Ali Toptaş, Gleen Meade, Harlan Coben, Adam Fawer, Stieg Larsson, daha çok var tabii.

* En son hangi kitabı okudunuz?
Harlan Coben’in ‘Başka Şansın Yok’

* Yayımlanan dört kitabınız var. Son kitabınızın da yeni raflarda yerini almış. Hayırlı olsun. Ancak yine de yeni kitap veya yeni projeler var mı?
Teşekkür ederim… Tabii, yazmaya devam, ama bir süre ara verdim; şimdi okuma zamanı.

* Asıl mesleğiniz nedir?
Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik

* Yazmak sizin için hayat boyu sürecek serüven mi? Yoksa yazmayı bırakmayı düşündüğünüz bir zaman var mı?
Yazmadan duramam; Allah sağlık, sıhhat ve ömür verdikçe yazmayı düşünüyorum.

* Günümüzde gençlerin sosyal medya sitelerinde çok zaman geçirmesini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Çok doğru bulmuyorum. Bence sosyal mecralarda geçirilen zamanın çoğu zaman kaybıdır. Onun yerine kitap okumalarını tavsiye ederim.

* Günümüz gençliğine üç tavsiye verecek olsaydınız bunlar ne olurdu?
Anne ve babalarını asla üzmesinler, devletine ve milletine faydalı birey olsunlar, kitap okumayı alışkanlık haline getirsinler.

* Kitaplarınızda yayımlandıktan sonra şunu yazsaydım yada şunu yazmasaydım dediğiniz oldu mu?
Hayır.

* Yazmadığınız zaman ne yaparsınız?
Kitap okurum ve aynı zamanda asıl mesleğimi de icra ediyorum.

* Kitap fuarlarıyla ilgili düşünceleriniz nelerdir?
Başta İstanbul olmak üzere, büyük şehirlerde ve Anadolu’nun birçok kentinde kitap fuarları düzenleniyor ve çok da güzel oluyor. Bendeniz, hemen hepsine katılıyorum. Okullardan öğrenciler katılıyor. Gençlerin yoğun ilgisiyle karşılaşıyoruz. Okurlar, yazarlarla sohbet imkânı buluyor, onların imzalı kitaplarını alıyorlar. Kitap fuarları, insanların kitaba ulaşma, kitapları ve yazarları yakından tanıma imkânları sunuyor. Kültür ve edebiyatımız açısından fuarları çok önemsiyorum ve daha çok sayıda şehrimizde kitap fuarı düzenlenmesini istiyorum.

* Hayatınız boyunca yaşadığınız pişmanlık var mı?
Yok, geçen geçmiştir; önümüze bakmalıyız:))

* En büyük korkunuz nedir?
İnsanları incitmekten, kalbini kırmaktan çok korkarım.

* Aşk sizce nedir? İlk görüşte aşk var mıdır?
Aşk, kelime anlamı olarak her ne kadar iki ayrı cinsin birbirine karşı duydukları bedensel ve ruhsal güçlü duygu, sevgi ilişkisi, diye tabir edilse de gerçek anlamda tanımlanması zor bir kavramdır. Sanırım, ‘Aşk anlatılmaz, yaşanır.’ sözünün haklılık payı oldukça yüksek. Vuslata erinceye, yani sevgiliye kavuşuncaya kadar geçen süre, aşkın en yoğun olarak yaşandığı dönemdir diyebilirim.
İlk görüşte aşka pek inanmam; bu olsa olsa bir tutku anıdır. Bizim gibi yaşı kemale ermiş kişiler bunu daha iyi anlayabilir, ama gençlere bunu anlatmak zor.

* Okurlarınızla aranızda nasıl bir bağ var?
Okurlarımın gönlünde yer edinmeye çok önem veririm ve bunu da başardığıma inanıyorum. Zira ben okurlarımı çok seviyorum, onlar da beni… Okur candır. Kitap fuarlarında onlarla sohbet etmek, onlara kitap imzalamak çok hoş. Sosyal medya üzerinden kitaplar hakkında konuşmak, kitaplarımla ilgili yorumlar almak bambaşka güzel.

* Ulaşamadığınız biri ile sohbet etme şansınız olsaydı bu kim olurdu? Neden?
Hiç kimse ulaşılmaz değildir, ulaşılmaz olan da hiç kimse değildir! (Gençosman Denizci)

* Hayatta en çok kıymet verdiğiniz kişi?
Annem, babam (maalesef ikisi de hayatta değil), çocuklarım ve eşim.

* Son olarak eklemek istedikleriniz var mı ya da okurlarınıza mesajınız var mı?
Kitapseverlerin, Gençosman Denizci’nin polisiye romanlarını okumalarını arzu ediyorum. Okurlarım candır.

Gençosman Bey keyifli bir sohbet oldu. Umarım ilerleyen zamanlarda sizi yine bloğumda konuk edebilirim. Zaman ayırıp röportaj yaptığınız için tekrar teşekkür ederim. Yolunuz açık, okurunuz bol olsun.
Bu güzel röportaj için ben de size teşekkür eder, ömür boyu mutluluklar dilerim.

16 yorum :

  1. "* Hayatınız boyunca yaşadığınız pişmanlık var mı?
    Yok, geçen geçmiştir; önümüze bakmalıyız:))"

    Gerçekten Düşünülesi mesele...

    Hoş bir röportaj olmuş, emeğinize sağlık

    Selamlar

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Selimhan Kalkan;
      Kesinlikle. Geçmişten ders almak önemli.

      Sil
  2. Dolu dolu bir röportaj olmuş, keyifle okudum.

    YanıtlaSil
  3. Hoş bir röportaj olmuş.
    Tanımış olduk.

    YanıtlaSil
  4. Çok teşekkürler Beyda. Keyifle okudum her zamanki gibi :))

    YanıtlaSil
  5. Güzel bir röportaj olmuş tebrikler.

    YanıtlaSil
  6. Hoş bir röportaj olmuş ...

    YanıtlaSil
  7. oo hiç duymamıştıım ama iyi bir yazar belliiii sohbetinden. polisiye he aklımda olsuuun :)

    YanıtlaSil