24 Ekim 2018 Çarşamba

Gizem Bilici - Ateşkes

Merhabalar

Gizem Bilici'nin kalemi ile tanışmam Gönülçelen kitabını hediye eden bir arkadaşım sayesinde olmuştu. Yakın zamanda Ateşkes kitabını da çok merak ettiğimden okumak istedim. 
Irmak'ın anne ve babası birbirlerini çok sevmelerine rağmen, bazı yanlış anlaşılmalar nedeniyle ayrılırlar. Ancak ayrıldıklarında Irmak'ın annesi hamiledir ve bunu da saklar. Irmak 6 yaşına gelene kadar babasının varlığından bihaber olarak büyür. Günün birinde anne ve babası yanlış anlamalardan kurtularak evlenmeye karar verdiklerinde Irmak anne ve babasının düğününü görme şerefine erişen nadir çocuklar arasına girmiştir. 

Düğünde gerçekleşen bir olay nedeniyle bir köşeye çekilip ağlamaya başladığı sırada yanına gelen bir çocuk sayesinde ağlamaktan vazgeçer. Çocukla biraz konuştuktan sonra babasının gelmesiyle çocuk tam gidecekken adını sorar. Çocuğunun adının Yağız olduğunu öğrenmesiyle, Yağız kaçarcasına yanından uzaklaşır. Oysa ki çok istemesine rağmen kendi adını sormamıştır. Irmak'ın içinden bir parça kopararak ortadan kaybolmuştur.

Yıllar geçmiş ama Irmak 6 yaşındaki Yağız'ı unutmamıştır. Ona dair bir iz bulacağını hep düşünür ama maalesef ona bir türlü ulaşamaz ve bu sırada Irmak liseyi bitirip üniversite çağına gelmiştir.

Babasının olmadığı dönemlerde kendisine bir nevi manevi babalık yapan ve annesini de çok seven bir aile dostlarının yeğeni olan Barış'la Irmak aynı üniversiteyi kazanmışlardır. Amcasının yanına gittiği bir gün Barış'ın ağabeyi Savaş'la tanışır. Savaş zor bir çocukluk geçirmiş biridir. Babası tarafından görmezden gelinmiş, kendi ayakları üstünde durmak için kendisi mücadele etmiştir. Irmak'la ilk karşılaşmaları da pek hoş olmamıştır. 

Savaş ve Irmak arasında kötü başlayan günler devamında aşka dönüşür. Aralarındaki yanlış anlamalardan ve gereksiz kavgalardan kurtulabilmek adına, çıkan sorunlarda kullanabilecekleri bir ateşkes imzalarlar. Bu ateşkes sayesinde sorunlarda daha rahat edeceklerdir. İkili hayatlarına devam ederken geçmişin gölgesinden bir de Yağız'ın hayatlarına dahil olmasıyla ortalık birazcık karışır. Acaba Irmak ve Savaş aşklarına her şeye rağmen sahip çıkabilecekler midir?

Şimdi bu kitabı övsem mi, yerin dibine mi soksam bilemiyorum. Hikaye güzel ilerliyorken, Polyanna misali her taşın altından Irmak'ın çıkması, hele ki üniversiteye yeni başlayan bir kızın yaşı göz önüne alınırsa fazlasıyla abartı ya kaçmış. Yani Irmak'ın elinde sanki sihirli bir değnek varmış gibi herkesin hayatını düzeltiyor olması bana biraz yapmacık geldi. Herkes nedense o yaşta birinin hemencecik sözünü dinledi. Onun dediklerini yapmaya başladı. Açıkçası bazı konuların daha gerçekçi yazılması gerekiyor. Kaldı ki 6 yaşında bir çocuğun geçmişine ait her detayı hatırlaması da bana açıkçası çok ütopik geldi. Tamam geçmişe dair hepimiz bir şeyler hatırlayabiliriz ama sahne sahne konuşmaları hatırlayan ne kadar insan vardır? Bir de ailenin topyekün her yere beraber gitmeleri, sınavda bahçede beklemeleri vs. Aile hikayelerini severim ama gözünü çıkarmadan dozunda olması gerektiğini düşünüyorum. Kaldı ki; Irmak bazı yerlerde aileden izinsiz bir şey yapmazken, bazı yerlerde maşallah kendi başına bir çok karar alabiliyor. 

Bunun dışında Ateşkes'te yazılan maddelerden birini çok sevdim. Çok mantıklı bir maddeydi. Kitabı konu itibariyle sevdim evet ama çok aceleye gelmiş, sanki bir takım şeyler düşünülmeden yazılmış gibiydi. Bazı yerlerde de gereksiz detaylar vardı. Sırf kalın kitap olsun diye bu kadar ayrının da çok fazla olduğunu düşünüyorum.

Irmak'ın herkesin işini düzelttikten sonra, çevresindekilerin ona sırt dönmesi de ayrı bir şey. Genel olarak pek beğendiğim bir kitap olamadı. Kimsenin emeğine saygısızlık etmek istemem ama bazı şeyler havada kaldığında hoşuma gitmiyor. 

Yazarın sanıyorum elimde bir kitabı daha var. O kitabına da bir şans vereceğim. İnşallah ilk iki kitaptaki gibi olmaz.

Yeni yazılarımda görüşünceye dek, kendinize çok iyi bakın. Kitapla, aşkla ve mutlu geçen günleriniz olsun.

Hoşçakalın.

Tanıtım Bülteninden

Kalbiniz bir başka kalbe tutulup artık ondan bir parça olduğunda sevginiz, görünmez bir kelepçe olup sizi birbirinize tutsak ediyordu. O kalple aynı hislere ev sahipliği yapıyor, birken biz oluyordunuz. Hele de dünyanın en güzel ateşkesinin altındaki iki imzadan birinin sahibiyseniz…

Ne diyordu mesela, bu buram buram aşk kokan ateşkesin üçüncü maddesi? “Ne yaşanırsa yaşansın, aradaki sevgi bağının sonsuza dek kopmayacağına karar verilmiştir.”

Aşk, sorunlar deryasında kimi zaman boğulmaktı. Mühim olan, bu deryada bile sevgi bağının sağlam tutulmasıydı. Peki, altında afili imzaları olan Irmak Koçarslan ve Savaş Suaderoğlu bu ateşkesi yerine getirebilecekler miydi? Yoksa son maddenin acizliğine uğrayacak birisi mi olacaktı?

Basım Yılı : 2017

Sayfa Sayısı : 488

Yakamoz Yayınları

8 yorum :

  1. Daha çok ergenleri mutlu edecek bir kitap gibi geldi bana.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yıldız;
      Aynen öyle canım. Fazlasıyla uzatılmış bir kitap maalesef.

      Sil
  2. Özellikle roman türü kalın kitapların içeriklerini ben de pek anlamıyorum..Hele de seri kitaplar..Gerçekten "yapmacık" detaylı bilgilerle dolu olabiliyor bu tür kalın kitaplar..✔🤔

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ertuğrul;
      Seri kitabı da tadında bırakmak gerek. Bazıları gerçekten okumaya doyamıyorsun. Hani 100 cilt olsa okursun. Bazısının da 2.cildine tahammülün kalmıyor maalesef.

      Sil
  3. Konu çok uzatıldığı zaman benim ilgim dağılıyor ve tat alamıyorum kitaptan.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kitabına göre de değişiyor. Bazılarını da uzatsın diye bakıyorsun. Ama bu kitap için bu duyguyu maalesef hissedemedim.

      Sil
  4. hoş bir konu gibi gidiyorduuu ama madem öyleee diyosaaan :)

    YanıtlaSil