6 Ağustos 2018 Pazartesi

Selvi Atıcı Röportajı

Merhabalar

Pazartesi günlerimizin vazgeçilmezi yazar röportajlarımızın bir yenisi ile daha karşınızdayım. Bu sefer çok tatlı bir yazar ve aynı zamanda üç çocuk annesi ile birlikteyiz.  Buyurun röportajımıza...Umarım keyifle okursunuz.
*Selvi Hanım öncelikle bloğuma hoşgeldiniz. Sevdiğim yazarlarla röportaj şansı gerçekten çok güzel. Bu güzel röportaj için şimdiden teşekkür ederim.
Ben teşekkür ederim.

Dilersiniz sorularımıza geçelim.

* Kısaca kendinizden bahseder misiniz?
-34 yaşında ( Artık doğum günlerimin gelmesinden pek hoşlanmıyorum) evli, üç çocuk annesi bir ev hanımıyım. Çocuklarım, ev idaresi, zamanımın çoğunu çaldığı için kendi hobilerime (Yazmak, okumak, film izlemek ya da sadece kulaklığı takıp müzik dinlemek) geceleri vakit ayırabiliyorum. Bunun için kendimi gece yaşayan insanlardan olarak düşünürüm.

Hayatın çoğunlukla iyi yönlerini görmeye çalışır, olumsuzlukları tecrübe ve deneyim olarak değerlendiririm. Arkadaşlık kavramım da benim için aile kavramı kadar kutsal ve değerlidir. Sessiz, sakin biriyim, ancak öfkelendiğimde havada uçuşan terliklerden bir kasırga doğabilir. Sanırım bu kadar…

* Yazmaya ne zaman başladınız?
Sanırım on ya da on bir yıl oldu.

* Kitap yada genel olarak yazma konusunu nasıl seçiyorsunuz? Etkileşim var mı? Yoksa tamamen tesadüf mü? Yani kurguyu önceden mi belirlersiniz? Yoksa bütün olay örgüsü siz yazdıkça mı gelişir?
Şöyle diyebilirim, konular çoğunlukla beni seçiyor. Her şey yazmaya etken olabiliyor. Bazen rüzgâr esse, bu esinti bile koca bir kitabın kurgusunu oluşturabiliyor. Kurgularım her zaman ilk önce kabataslak bir halde not alarak başlıyor. Daha sonra, kendimi o hikâyeyi yazmaya hazır hissettiğimde – bazen iki ya da üç sene sonra da olabiliyor- kafamda ve aldığım küçük notlarla kemikleşmiş hikayeyi Word dosyasına geçiririm. Bazen yazarken hesaplamadığım şekilde ilerlediği de oluyor, ancak ana kurgu hiç değişmiyor.

* Kimsenin okumayacağını bilseniz bile yazmaya devam eder miydiniz?
Muhtemelen. Kimsenin bilmediği, sadece defterlerimde olan ve tamamen bitmiş hikâyelerim çok fazla. Açıkçası önce kendim için yazıyorum. Yazmaktan keyif alıyorum. Kafamın içinde onlarca farklı dünya, hayat, insanlar ve ben yanlarına uğradığımda terapi olmuş hissediyorum.

* İlk kitabınızı çıkarmaya nasıl ve ne zaman karar verdiniz?
Dostum Tuba Özkat’ın kendi yayınladığı bir hikâyesini okuduktan sonra ciddi bir heves ve özenle başladım. Satırları büyülüydü. Ki zaten kitaplarımın basılmasında çok büyük katkısı vardır kendisinin.

* İnsanların çoğu "hayatımı yazsam roman olur" der. Sizce herkes kitap yazabilir mi? Yazmak bir yetenek midir?
Elbette bir yetenektir. Tıpkı ressam olmak gibi… Ancak ressam olmayan biri de bir kursta en azından tekniği konusunda eğitim alabilir ve kendini geliştirebilir. Yazarlık da benim açımdan öyle. Eğitim, araştırma ve azimle olabilir bence.

* Yazma ritüelinizden bahseder misiniz? Mesela hangi ortamda, hangi metaryallerle, hangi müzikle ve nasıl bir coğrafya da yazmayı tercih edersiniz?
Kafamın için bir oyun alanı gibi. Kişiler, mekânlar, olaylar her daim sürer gider. Ama kimi zaman oğlumu uyutuyorumdur ya da belki bulaşık yıkıyorumdur. Zihnim yazmaya sürekli devam eder yani. Ama ben bunları her yere saçılan –kimi aman bunları kaybediyorum! Ve ciddi hüsranlar yaşıyorum- defterlerime küçük küçük notlar alarak alt yapı oluşturuyorum. Daha sonra, muhtemelen geceleri, kahvemi alıp, çoğunlukla rock müzikle birlikte notlarımı genişleterek bilgisayara aktarıyorum.

* Yazmak isteyen ancak nasıl yazmaya başlaması gerektiğini bilmeyenler için tavsiyeleriniz var mı?
Okuyabildikleri kadar çok ve çeşitli türlerde kitap okumakla başlayabilirler. Bilgi havuzumun ne kadar büyük olursa, kelimelerimiz, hayal dünyamız da o kadar geniş olur. Ve bana göre araştırma yapmak çok önemli. Bir de önce kendileri için yazıyor olmalarını tavsiye edebilirim.

* Bir gün kurgu olmayan bir şey yazmayı düşünüyor musunuz?
Hiç düşünmedim.

* Bir yazar olarak okuduğunuz ve beğendiğiniz yazarlar kimler?
Belirli bir isim söylemekte her zaman zorlanıyorum. Çünkü çok fazla tür okumayı ve bu türlerde çok çeşitli yazarları okumayı seviyorum. Aşk kitapları, dönem kitapları, gerilim kitapları… Liste fazla uzun olur.

* En son hangi kitabı okudunuz?
Kevın Gulfole, Klon kitabı.

* Yayımlanan yedi kitabınız var. Son kitabınız çıkalı çok zaman olmadı ama yeni kitap veya yeni projeler var mı?
Daha önce nette yayımladığım kitaplarımın çoğu henüz basılmadı. Onları düzenlemeyi düşünüyorum. Ama yazma konusunda planladığım ve yaptığım genellikle birbirini tutmuyor. Çok heyecanlandığım, notlarını alırken kalbimi ağzıma çıkarak bir kurgu aklıma gelirse dört elle ona sarılıyorum. Yani her an yeni bir kurgu ortaya çıkarabilirim.

* Asıl mesleğiniz nedir?
Ev hanımıyım.

* Yazmak sizin için hayat boyu sürecek serüven mi? Yoksa yazmayı bırakmayı düşündüğünüz bir zaman var mı?
Şu an için bırakmayı düşünmüyorum. Ama asla bırakmam da diyemiyorum. Hayatta her şey insanlar için.

* Günümüzde gençlerin sosyal medya sitelerinde çok zaman geçirmesini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Sadece gençlerin değil, her yaştan insanın sosyal medyaya artık daha kolay erişimi olduğundan, daha çok ilgi görmesini sağlıklı bulmuyorum. Kendim de çok fazla zaman bulamıyorum açıkçası. Evrensel bir sorun olmaya doğru gittiğini düşünüyorum.

* Günümüz gençliğine üç tavsiye verecek olsaydınız bunlar ne olurdu?
Okuyabildikleri kadar çok kitap okumaları. Saygılı, duyarlı, ahlaki değerlerini önceliklerinde ilk sıralara koymalarını. Dillerine sahip çıkmalarını. Üçten fazla oldu, ancak insan endişe ettiği bir konu karşısına çıkınca fazladan iki kelime daha söylemeden edemiyor.

* Kitaplarınızda yayımlandıktan sonra şunu yazsaydım yada şunu yazmasaydım dediğiniz oldu mu?
Bazen, bir kitap için farklı küçük not defterleri kullanıyorum ve bazılarının nerede olduğunu ancak bulduğumda fark ediyorum. Tabi bu arada kitabım çıkmış olunca haliyle ‘Tüh! Ne güzel diyalogmuş, keşke unutmasaymışım,’ diyorum. Ama bunun dışında hayıflandığım bir şey yok.

* Yazmadığınız zaman ne yaparsınız?
O kadar yoğun bir insanım ki, muhtemelen sıralamaya başlasam okurken yorulursunuz. Kendime yarattığım az bir zamanda da yazıyorum, okuyorum, izliyorum. Ya da kafamı dinliyorum. Eşimle çok sık birbirimize zaman ayırırız. Bazen sohbetlerimizin sabaha kadar sürdüğünü gün ışıyınca fark ederiz.

* Kitap fuarlarıyla ilgili düşünceleriniz nelerdir?
Çok faydalı olduğunu düşünüyorum. Okumaya teşviki arttırdığını da düşünüyorum. Ve daha çok fuara katılabilseydim çok güzel olurdu diye düşünüyorum. Çocuklarımın durumundan pek çoğuna katılamıyorum.

* Hayatınız boyunca yaşadığınız pişmanlık var mı?
Yaşadığım her şeyi tecrübe olarak değerlendiririm. Büyük pişmanlıklarım yok. Benim pişmanlıklarım çok ufak şeyler.

* En büyük korkunuz nedir?
Çocuklarım. Onlarla ilgili her şey benim için bir endişe yumağı. Bir çocuğu geleceğe hazırlamak kadar keyifli, ama bir o kadar da ürkütücü bir şey yok sanırım. Haberleri izlemek yetiyor onlar için sürekli korku duymaya. Bir de karanlıktan korkuyorum.

* Aşk sizce nedir? İlk görüşte aşk var mıdır?
Aşk mantıksız olan her şeyin mantıklı görmenin bir yolunu bulmak. Bence var. Ben eşimi tanımadan önce rüyamda görmüştüm. İlk karşı karşıya geldiğimizde de aşık olmuştum. Ama aşık olduğumu geç anladım.

* Okurlarınızla aranızda nasıl bir bağ var?
Çok samimi. Gerçekten bir aile gibi oluyoruz bir süre sonra. Ya bu kız hiç paylaşım yapmamış ne zamandır, bir sıkıntısı mı var acaba? Dediğim çok oldu. Aynı şekilde merak edilip halim hatırım da sorulur her zaman. Bu çok samimi, çok doğal ve sıcak bir bağ.

* Ulaşamadığınız biri ile sohbet etme şansınız olsaydı. Bu kim olurdu? Neden?
Babam. Vefat etti ve onu çok özlüyorum.

* Hayatta en çok kıymet verdiğiniz kişi?
Tek kişiyi hayatta söyleyemem. Üç çocuğum var ve bende artık bana ait olan bir kalp yok.

* Son olarak eklemek istedikleriniz var mı ya da okurlarınıza mesajınız var mı?
Onlara gerçekten, içten teşekkür ediyorum ve çok seviyorum. Ben, cidden yoğun bir insanım ve artık yukarıda da bahsettiğimiz gibi sosyal medya hayatımızın ortasında, benim çok zamanım olmuyor ilgilenmeye. Biraz da teknoloji özürlüsüyüm. Ama bazen haberim bile olmadan benim için uğraşılan çabayı görüyorum ve bunun verdiği mutluluğu anlatmaya kelimelerim yetmiyor.

Selvi Hanım keyifli bir sohbet oldu. Umarım ilerleyen zamanlarda sizi yine bloğumda konuk edebilirim. Zaman ayırıp röportaj yaptığınız için tekrar teşekkür ederim. Yolunuz açık, okurunuz bol olsun.
Çok teşekkür ederim, soruları keyifle cevapladım. Sevgiler :)

6 yorum :

  1. röportajı siz mi yaptınız,çok iyi bir röportaj olmuş,elinize sağlık..selvi hanıma da başarılar dilerim..🙂

    YanıtlaSil
  2. çok sevimliydii. özellikleeen yazma ritüeliiii :)

    YanıtlaSil
  3. pişmanlık yerine her şeye tecrübe olarak bakması benim de hoşuma gitti :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tecrübe yenilen kazıkların bileşkesidir :) Ben de böyle bakıyorum :)

      Sil