27 Temmuz 2018 Cuma

Nazlı Karabıyıkoğlu - Olivya Çıkmazı Kitap Alıntısı

Olivya Çıkmazı yazıyor duvarda, taş binaların sokağın içine kıvrıldığı yerde, kırmızı bir levha üzerine beyaz harflerle.
Çıkmaz mıdır hakikaten, sonuna kadar gidip bakmak gerekir mi? Elbet bakmışlardır; ama ben buraya gelmeden yıllar önce. Sokağın kuytusundaki dükkânda çalışan güzelin adı Olivya'dır, belki de Olivya'nın kendisi bir çıkmaz sokaktır, bir gören bir daha çıkamamıştır, Olivya işte bu çikolata dükkanında kakao ve praline doymuştur. Fransız çikolatalarına parmağını bandırıp yalamıştır, saçında siyah kurdele. Likör yerine zehir mi doldurmuştur incecik parmakları yuvarlak çikolataların içine -her Fransız kadının parmakları ince uzun değil midir?- 'yoksa piyano mu çalıyorsunuz kuzum?' diye soranları acaba hangi elini havada sallayarak geçiştirmiştir, akşam vakti dükkânı kapatınca, gizliden gizliye likörleri kristal bardağa döküp yuvarlamış mıdır Olivya? Bir iki üç dört beş.

Elbet bakmışlardır sokağın sonuna gidip.
Olivya'nın çıkmazına düştüğüm gün, bugün, şubatın bilmem kaçı. Az ötemde bacak arasını yalayıp duran kedinin kürküne yüzümü sürsem. Yapamam. Bitlidir. Ben ki, ilkokul yılları boyunca, altmış kişilik sınıfta bitlenmeyen biriyimdir.

Olivya'nın çıkmazında, üst üste yuvarlandığım kahvelerden hıncımı alamıyorum. Yaşım kadar hınç damıtmak istiyorum kahveden. İstiyorum da diyorum, vay canına, çekinmiyorum.

Buraya gelmeden ayağımda topuklularla tak tak, Yüksekkaldırım'dan geçmişim. Neden giyersin bunları, esnaf tavladan başını kaldırır, yercesine bakmaya üşenmez, bilmez misin? Tak tuk, tak tuk derken 'Ah be!2 demişim, sonra kulenin dibine kadar gitmişim. Arnavut kaldırımını severim, severim de yazık değil mi onca paraya, sıyrılıp kenara atılan topuklara? Topuğum sıyrılırken başka başka diller sarmal olmuş kulağıma.

Kulenin dibine gitmişim; eteklerini kaldırsa da bacaklarını görsem diye beklemişim. Ellerimi sürmüşüm, hadi kaldır eteğini ey kule, diye seslenmişim. Kaldırsan da bacaklarının arasına girsem, kule. Oradan tırmansam göğsüne.

Kedi bana bakıyor, gözleri yeşil. Tekir desem değil, sarman desem hiç değil. Ne idiği belirsiz kedi! Kimbilir Olivya'nın hangi kedisinin torunusun?

Öyle ya, Olivya Mösyö'den -patronuna hep Mösyö derdi, adını hiç söylemezdi- gizli beslerdi kedileri. Tostlardan artan salamı sosisi atardı önlerine. Nasıl da kapışırdı kediler! Telaşa düşerdi Olivya. "Şşş.." deyip dururdu. Yukarıdan biri sesleri duyup baksa, Mösyö'ye şikâyet edebilirdi:
"Sizin kız," derdi. "Kedileri besliyor. Vallahi mır da mır, mır da mır, uyuyamayoz bütün gece. Gitmiyollar da buradan sonra, evleri belleyollar."

8 yorum :

  1. Güzel bir kitaba benziyor :)

    YanıtlaSil
  2. İlginç bir kitaba benziyor. Hele kapak resmi dikkat çekici.

    YanıtlaSil
  3. ne ilginç konu ve isim :)

    YanıtlaSil
  4. Ne hoş bir ismi var gerçekten kitabın

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben bu tarz isimleri duyunca nedense Feridun Düzağaç Lavinya şarkısı aklıma geliyor. Ner alakaysa :)

      Sil