2 Mayıs 2018 Çarşamba

Aslı Karabulut - Leyla Fırtına / Kitap Alıntısı

Merhabalar

Kitap alıntılarımıza Aslı Karabulut'un yakın zamanda okuduğum ve yeni çıkan kitabıyla devam ediyoruz.
Leyla o gittikten sonra derin bir yalnızlığa düştü. Fazlasıyla gürültülü olan sessizlik, kesinlikle o anda tahammül edemeyeceği bir şeydi. Sabaha karşı geldiklerinde evde ne olduğuna bakmayı aklına bile getirmemişti. Müzik setini önünde görünce önünde diz çöküp CD'leri karıştırmaya başladı. Farklı tarzda şarkıların yer aldığı koleksiyondan birini seçerek gerekli ayarlamayı yaptı ve oynatma tuşuna bastı. 
İçinde varlığını koruyan huzursuzluğa iyi gelen melodiyi memnuniyetle kabul etti. Yavaşça doğrulup tavandan yere kadar cam olan ve bahçeye açılan kapıya gitti. Dışarıda hafifçe kar atıştırıyordu. Dikkati kendi yansımasına takılınca bir kaç saniye öylece durdu. Orada bambaşka bir renk vardı. Koyu kahverengi değil, etrafı siyaha bürünmüş bir yeşildi. Çok sıcak, kasıp kavuran bir bakış... Her haliyle yabancı ama bir o kadar tanıdık... Benliğini kuşatan bakış Leyla'yı sarstı. Kavuşturmuş olduğu kollarını çözüp bir adım geriledi. Onu görüyordu. Güçlü, bir demir kadar bükülmez, eğilmez biriydi. Karanlığın içinde patlayan gözleri umut vadediyordu. O belli belirsiz görüş iyice netleşince Leyla'nın eli kalbine gitti. Korkuyla kaplanan bedenindeki titremeyle aniden arkasını dönmek zorunda kaldı. Göğsünü döven atışlar öyle hızlıydı ki, sakinleşmek için soluk almaya çalıştı. Yüzüne düşün saçlarını geriye attı ve müziği durdurup gece uyuduğu odaya geçti.Komodinin üstündeki telefonun çaldığı duydu. Ekranda beliren isimle bir parça rahatladı ve aramayı cevaplandırdı. "Efendim. Murat Bey." 
"Leyla! Kötü bir şey mi oldu?"
"Hayır...Onu da nereden çıkardınız?"
"Sesin tedirgin geliyor."
Leyla hafif bir iç geçirdikten sonra boğazını temizledi. "Dün gecenin yorgunluğuyla bir hayli uyumuşum. Akşam olmuş ama hâlâ sersem gibiyim."
"Anladım. İyice dinlen o zaman. Seni arama sebebim, bu geceyi hastanede geçireceğimi söylemekti."
"Ya..."
"Endişelenme.Kimse benim evimde kaldığına ihtimal vermez. Aramızda herhangi bir bağ olduğunu da bilemezler. Tedirgin hissetmene gerek yok."
"Haklısınız."
"Mutfakta kahve makinesinin yakınlarında küçük bir not defteri var. İçinde yemek siparişi için numaralar mevcut. Hepsi de güvenilirdir. Ödemeyi hesabıma yazmalarını söylersin. Buzdolabı yine boş ne yazık ki."
"Başımın çaresine bakarım."
"Pekâlâ. Herhangi bir durumda beni aramaktan çekinme."
"Tamam."
Leyla görüşmeyi sonlandırdığında mutsuzca etrafına bakındı. Evini özlemişti. Aitlik hissetmediği o ilk zamanlarda bile oraya evim diyebilmişti. Burada böyle yalnız, başkasına muhtaç halde hiçbir şey yapmadan beklemek zorunda kalmak canını sıkıyordu. Resmen oradan kaçarak Türkiye'ye gelmişti. Üstelik birine zarar verdiği düşüncesiyle ve paniğiyle yanına sadece önemli şeyleri alabilmişti. Küçük bir valize sığacak kadar gerekli kıyafetleri, cep telefonu, pasaportu... Ne bankadaki parasını çekebilmişti, ne de iş için kullandığı diz üstü bilgisayarı aklına gelmişti. Neyse ki içinde özel bir şey yoktu. Sadece çevirileri yaptığı dosyaları vardı. Zaten onları da her güncelleme sonrası yedekler, taşınabilir bellekte depolar ve mutlaka çantasında tutardı.
Bir daha Viyana'ya dönüp dönemeyeceğini bilmiyordu. Hayatı sadece birkaç saat içinde tepetaklak olmuştu. Hiçbir yere ait hissetmiyordu ve bu da canını fazlasıyla acıtıyordu. Alp'i de aramamıştı. Olan bitenin arasında adının geçmesi dışında konunun üstüne eğilmemişti. Belki de arkadaşıyla iletişim kurmamasına sebep, yüzleştiği tehlike ve Murat'ın da dün gece söyledikleriydi.
Mutfağa girip kahve makinesinin yanındaki not defterini buldu ve basit bir şeyler sipariş etmeye karar verdi. Kısa sürede gelen yemeği yediğinde bir parça keyiflendi. Bütün gece yalnız olacağı düşüncesinden uzaklaşmak için televizyonu açıp oyalanabileceği programlara baktı. Tesadüfen denk geldiği ve önceden birkaç kez izlediği filmle zaman geçirdi. Yorgunluğa yenik düşüp de uykusu bastırınca evin yeniden sessizliğe bürünmesini sağladı. Dışarıdaki buz gibi havaya rağmen içerisi sıcacıktı. Odasına geçip yatağa yatarken iki elini başının altında birleştirdi. Düşünceleri Menderes Vardar'la kuşatılınca sinirli bir nefes alıp yastığını düzeltti ve gözlerini sımsıkı kapattı. 
********************************************************
Sabah uyandığında yataktan aceleyle kalktı. Odadaki banyoya girdiğinde büyüklüğüne ve ihtişamına hayran kaldı. Yüzünü yıkayacakken aynada kendi aksini görünce, eli alnındaki bandaja gitti. Bu seferki daha büyüktü. Her iki saldırada da aynı noktadan darbe almış olmasına gözlerini devirdi. Bakışları üstündekileri bulunca suratını buluşturdu. Menderes Vardar tarafından eve kadar bu haliyle kucakta taşınmıştı. Üstelik kıyafetleri bile yanında değildi. Böyle aşağı inmek istemese de başka şansı yoktu. Soğuk suyla ayıldığını hissetti. Saçlarını düzelttikten sonra, kaçınılmazı ertelemekle uğraşmayarak alt kata indi. O gece buraya ilk geldiğinde ona bir nevi nezaket gösteren adamla karşılaştı. "Merhaba."
Başar kadını şöyle bir süzmesinin ardından başıyla selam verdi. "Sizi bekliyorlar."
Leyla onun bahsettiği kişileri biliyordu elbette. Adımlarını ona uydurarak salona geçti. 
Murat içeriye girenleri fark ettiğinde, yerinden kalkıp Leyla'ya doğru ilerledi. Yüzünü ellerinin arasına alarak bandajın etrafındaki kızarıklığı inceledi. Kenarını kaldırıp yaranın durumuna baktı. "Gayet iyi görünüyor. Başın dönüyor mu?"
"Çok hafif. Ama ağrım yok."
"Güzel. Kahvaltı için seni beklerken çay içiyorduk biz de."
Leyla bakışlarını önce masaya sonra da onu her seferinde heyecanlandıran ve huzursuz hissettiren adama çevirdi.Ama bir tepki alamaması, nasıl davranması gerektiği konusunda kafasını karıştırıyordu.
"Otur, Leyla. Hem kahvaltı edelim, hem de dün geceyi konuşalım."
Murat'ın işaretiyle onun tam karşısına, yani Menderes'in sol tarafına geçti. Üstündeki pijamaların verdiği his, onları parçalamak istemesine neden oldu. Boğazını temizleyip dikkatini Murat'a yöneltti. "Kıyafetlerime ihtiyacım var. Bir şeyler yedikten sonra sizinle eve gelsem..."
"Evi bir süre kullanmayacağım, Leyla."
"Ya..." Leyla içindeki küçücük umudun yok olmasını çaresizce izledi. Tekrar yurt dışına çıkmak için elbette bir plan yapacaktı. Ama en azından o evde birkaç gün daha kalabileceğini düşünmüştü. Zor durumunu iki adam da anlamasın diye çenesini hafifçe dikleştirdi. "O halde çantamı bir şekilde alabilir miyiz?"
"Nereye gitmeyi düşünüyorsun?"
Bakmamak için dirense de, sorunun muhatabı kendisi olduğu için, derin bir nefesinden ardından yeşil gözlere döndü. "Bu beni ilgilendirir."
Menderes'in arkasına yaslanıp parmaklarıyla masada huzursuzluk hissettiren bir tempo tutmaya başladı. Gergin hareketinin kadının dikkatini çektiğini fark etti. 
"Sen hâlâ durumun ciddiyetini kavrayamamışsın. Bir gece Murat'ı arayıp onu karanlık bir işe çekiyorsun, onunla birlikte İstanbul'a gelip evine yerleşiyorsun ve yirmi dört saat geçmeden peşindeki adamlar seni bulup yeniden saldırıyorlar. Her ne işler karıştırıyorsan bize de bulaştırdın. O piyonu geldiği yere yollamış olmam sorunu çözmüyor. Aksine, parasını almak için seni takıntı haline getiren kişinin yörüngesine girmiş oldum."
Bütün bunları duymak zaten çaresizlikle kıvranan yanını daha zayıf bir yere çekiyor, yaşananlar nedeniyle karşısındaki adama hak vermeden edemiyordu. Yine de onu hiç tanımayan birinin böylesine kötü davranmasını kabullenemiyordu. Murat'ın evine gelip açıkça hayatlarından gitmesini isterken gösterdiği acımasızlığı bir kez daha dile getirmesine söyleyecek tek kelimesi yoktu. Eğer fikri sorulsaydı, kimseyi bu işe çekecek bir harekette bulunmazdı. Gözlerinde akmak için bekleyen gözyaşlarını engelleyerek oturduğu yerden kalktı ve Murat'a döndü. 
"Sadece çantamı almaya ihtiyacım var. Düzeninizi bozduğum için gerçekten çok üzgünüm. Ama böyle olmasını ben istemedim. Lütfen samimiyetime inanın."
"Leyla... Ben seni tanıyorum. Menderes'in sözlerine takılma."
Murat ona gözlerini kısarak bakan arkadaşını önemsemedi. 
"Başın dertte ve sana elimden geldiğince destek vermek istiyorum. Yurt dışındaki bağlantıların oldukça iyidir. New Jersey'de yaşayan bir meslektaşım var aslında. Onun yanına gidebilirsin. Hem bu sefer ciddi anlamda uzak bir yerde olursun."
Menderes onun kimden bahsettiğini çok iyi anlamıştı. Üstelik bunu böylesine bir rahatlıkla teklif ettiğine inanamıyordu. İstemese de araya girme ihtiyacı hissetti. 
"Olmaz."
Hem Leyla, hem de Murat şaşkınlıkla ona baktılar. Leyla'nın ki gerçek bir tepkiyken, Murat onun derdinin gayet farkındaydı. Sınırları biraz zorlamaktan kimseye zarar gelmezdi.
"Steven güvenilir biridir. Ayrıca çok da başarılı bir cerrah."
"Başarılı bir cerrah olmasından kime ne?"
"Peki seni böylesine sinirlendiren özelliği hangisi?" Murat o anda yaptığı şeyden zerre kadar rahatsızlık duymuyordu. Sorusundaki hafif meydan okumayla arkadaşını köşeye sıkıştırdığını biliyor ve bundan zevk alıyordu.
Menderes duruma ciddi anlamda sinirlenmesinin yanında, bir de Leyla'nın bu olaya şahit oluşu karşısında sinirini kusacak yer arıyordu. "Adam yalnız yaşıyor. Senin yaptığın kurda, kuzu emanet etmek."
"Leyla düne kadar benim evimde kalıyordu ve şimdi de burada."
Menderes iyiden iyiye öfkelenmişti. Neredeyse dişlerinin arasından tıslayarak arkadaşına baktı. "Aynı şey mi?"
Leyla böyle bir konuşmanın ortasında kaldığına inanamıyordu. Bu son söylenenler onu utandırmıştı. Ellerini yüzüne götürmemek için kendini zor tutuyordu. Yanakları alev almışçasına yanıyor, etkisinin kırmızı bir dalga halinde yayılmış olmasından korkuyordu. Üstelik iki adam da sanki o yokmuş gibi konuşmaya devam ediyordu. 
"Böylesine tehlikeli bir durumun içindeyken işten bahsetmeni gerçekten anlayamıyorum. Bu kadın iki kez ölümden döndü. 
"İyi ya işte! Ben de tekrarlanmaması için uğraşıyorum. Adam muhtemelen onun İstanbul'da kaldığını düşünecek. Leyla Viyana'ya geri dönmeyeceğine göre bence sorun yok."
"Senin evinde güvende olacağını zannedip onu yalnız bıraktın ve sonucu gördük. Şimdi bizden bir okyanus ötesine giderse, herhangi bir terslikte hangimiz müdahale edebileceğiz?"
Murat onun bu direnişinden gayet memnundu. Ama eğer gülmeye başlarsa, suratının ortasına bir yumruk yemesi kuvvetle muhtemeldi. "Senin adamlarından birini yanına koruma olarak verebiliriz."
Arkadaşının sürekli muhalefet etmesi korumaya çalıştığı sabrını zorluyor, oturduğu yerden kalkıp onun yakasına yapışmamak için kendine telkinde bulunuyordu. 
Leyla ise ayakta durmaktan yorulmuş, birbiriyle atışan iki adamı izliyordu. Menderes'in öfkeyle yarışan sesi benliğini sarıyor, arkadaşının mantıklı çözümüne sevinmesi gerekirken tam tersi sözler sarf etmesini anlamlandırmaya çalışıyordu. Gece paylaştıkları o özel ve mahrem anları hatırlıyor, orada yakaladığı bakışın ardında saklı kalanı öğrenmek için can atıyordu. Onun, peşindeki adamlara benzemediğini bilse de, o kaçtığı hayatla arasında ne denli ince bir çizgi olduğunu görebiliyordu. Bu da korktuğu şeyin ta kendisiydi. Hiç düşünmemesini ve arkasına bile bakmadan çekip gitmesini gerektiren bir sebepti. 
Heyecanlı ışıltılara bulanan koyu kahveleri onun yüz hatlarında usulca gezindi. Normalde bu kadar yoğun sakaldan hoşlanmazdı. Ama Menderes Vardar'ın bakışlarının altında mükemmel bir uyum sergilediğini görmezden gelemiyordu. Gür siyah saçlarının dalgaları her hareketinde ışık altında parlıyor, insanı karanlık bir geceye hapsedecek türlü tehlikelere davetiye çıkarıyordu. Sanki her an bir ölüm dansında rol almaya benziyordu. Kim böyle bir şeyi arzular, korunaklı bir hayat yaşamak isterken silahlarla çevrili bir dünyaya seve seve evet derdi? Şimdiye kadar etrafında bir kadın görmemişti. Odasında ya da evin herhangi bir fotoğrafa da rastlamamıştı. Ama karşısındaki adamın yalnız olması ihtimalini düşünemiyordu. Menderes Vardar gibi etkileyici yeşil gözlere sahip erkekleri tercih eden birileri belki de gerçekten vardı. 
Leyla düşüncelerinin hassas noktalara kaydığının ve buna bir hayli kafa yorduğunun farkına varınca irkildi. Bakışları hâlâ adamın yüzünde gezinirken içine sesli bir soluk çekti. Bu tarz bir zayıflığa düşmeyecekti. Hiçbir mantığa sığmayan saçma sapan fikirleri bir daha irdelemeyecekti. Nasılsa onu bir daha görmeyecekti. Murat'ın önerdiği çözüm en doğrusuydu. Hatta bazı prosedürleri halledip orada bir daire bile tutabilirdi. Bankadaki hesabında duran parayı hatırlayıp derin bir nefes aldı. Çözüme ulaşmamış tartışmayı sonlandırmak için her ikisine bakarak konuştu. "New Jersey iyi fikir. Ne zaman gidiyorum?"

14 yorum :

  1. Kitap kapağını ve betimlemeleri çok beğendim 😊

    YanıtlaSil
  2. Bu alıntıyı okuduktan sonra devamını iyice merak ettim. Güzele benziyor. Ayrıca bu arada, ortak öyküde mimlendin. Sıra sende.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kitap güzeldi canım. Keyifli okumalar. Mimlendiğimi gördüm. Cevapladım. Çok öptüm :)

      Sil
  3. elinize sağlık, harikasınız, güzel bir kitaba benziyor, paylaştığınız için teşekkürler, sevgiler:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Rica ederim. Keyifli okumalar. Sevgiler :)

      Sil
  4. Kısa bir özet gibi ..okuyunca bütünü merak ediyorinsan.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Demi ama. Bende böyle alıntıları seviyorum. Yazarın kalemiyle ilgili de bilgi vermiş oluyor :)

      Sil
  5. Çok merak ettim ben bu kitabı :))))

    YanıtlaSil
  6. Emeğinize sağlık 😊 💙

    YanıtlaSil
  7. gördüm kitapçıdaaa, aklımda okuycam :)

    YanıtlaSil
  8. Eylül Çıkmazı'nı okuduğumdan beri merak ettiğim ve sabırsızlıkla beklediğim bir kitaptı. Sonunda kavuştum ve okumayı düşünüyordum, alıntıları görünce iyice bir istek geldi bana :))

    YanıtlaSil