Ana içeriğe atla

Pınar Gencal - Roma Ben Geldim

Merhabalar

Çok tatlı bir aşk kitabıyla geldim. Kitabın tanıtımını sosyal medyadan görmüş ve tatlı bir aşk hikayesi olacağını düşünmüştüm. Yanılmamışım. Kitaba bayıldım.
Çiçek İtalyanlarla iş yapan bir şirkette yönetici asistanlığı yapmaktadır. Aynı zamanda da patronun oğlu Cem'e sırılsıklam aşıktır. Cem'de Çiçek'i sevmektedir. Fakat ilişkilerini Cem'in annesi öğrendiğinde bir plan yapar ve Çiçek'i başından atmak için Çiçek'in ailesine durumu bildirir. Çiçek'in Cem'den ayrılacağını düşünen kadının planı maalesef istediği gibi gitmez. Tutucu bir aile ile karşı karşıyadır ve kızlarının Cem'le evlenmesini isterler. Ortalık şölen alanına dönünce Çiçek bu olaylara daha fazla dayanamaz ve üniversiteden Serap Hocasının da yardımıyla soluğu Roma'da alır. 

Tabii ki hayaller hayatlar diye bir gerçek vardır ve Çiçek'in de bu gerçeklerle yüzleşmesi çok uzun sürmez. Kalacağı evden ve bulduğu işten yaşadığı şoklar nedeniyle ümitlerini yitirmişken apartmanında ilk geldiği gün gördüğü kadınla yeniden karşılaşır. Silvia adındaki bu kadın kendisini evine davet eder ve Çiçek başından geçenlerin hepsini anlatır. Silvia kendisine bir adres verir ve iş görüşmesine gönderir. Silvia sayesinde işi almıştır ama işe alan adam Hitlerin restaurant açmış halidir. O kadar ketum ve suratsızdır ki Çiçek işi alıp almamakta tereddüt etse de; el mecbur işi kabul eder.

Domenico Marchi yani kısaca Dom tam bir kontrol manyağı, düzen hastası, suratsız, çapkın, asabi ama bir o kadar da yakışıklı biridir. Çiçek'i işyerine garson olarak almıştır ama asıl sorun başına bir bela aldığının farkında olmamasıdır.

Pınar Gencal'ın kalemine resmen bittim. Anlatımı, kalemi çok güzel. İşe alınma sürecinde başlayan ve kitabın sonuna kadar devam eden Çiçek ve Dom diyologları, birbirlerine karşı zıtlaşmaları harika. Bir de pek az yazarda okuduğum yabancı yazar yazım tarzına benzeyen bir yazım tarzı var. Yazarın bu tarzını sevdim. Kitabı okurken aynı zamanda kendinizi Roma sokaklarında gezermiş hissine kapılıyorsunuz. 

Esprilerin ve kahkahaların havada uçuştuğu bir kitaptı. Dünyadan biraz olsun uzaklaşmak ve azıcık nefes almak istiyorsanız bu kitap tam size göre. Kitapla ilgili tek eleştireceğim nokta sonu sanki alelacele bitirilmiş gibiydi. Biraz daha uzun olabilirdi. Silvia ve Çiçek'in arkadaşı Merve'ye bayıldım. Dom hakkında bir şey yazmıyorum. Okuyup sevip sevmeyeceğinize kendiniz karar verin. 

Yeni yazılarımda görüşmek üzere. Hoşçakalın. Gülümsemeyi, okumayı ve kendinize zaman ayırmayı asla unutmayın.

Tanıtım Bülteninden
Patronum acımasız bir cadı olsa da iyi bir işim, beni seven yakışıklı bir sevgilim vardı. Her şey yolundaydı yani… Ta ki sevgilimin bana söylemeyi unuttuğu küçük bir detayı öğrenene kadar. Nişanlıymış! Başkasıyla evlenecekmiş! Belki bu acıyla yaşayabilirdim, sevgilim patronumun oğlu olmasaydı… Ve ailem işe karışıp tehditler savurarak şirketi basmasaydı…

Hayatım bir anda altüst olmuştu. Ben de kaçtım. Roma'ya… Hayallerimin şehrine. Yeni bir başlangıç yapacak, her şeye sıfırdan başlayacaktım. Ama hiçbir şey umduğum gibi olmadı.

Roma'da hayat yeterince zorken, bir de asabi, kendini beğenmiş, suratsız patronuma tutuldum. Ah, ama ne tutulma!

Anı yaşayan bir İtalyan erkeği ile DNA'sına gelenek görenekler kodlanmış bir Türk kızı birlikte olabilir miydi? Yoksa yine mi hayal kuruyordum?

“Aşkın ve komedinin iç içe geçtiği, sımsıcak bir kaçış öyküsü...”

-Asude-

Basım Yılı : 2017

Sayfa Sayısı : 400

Ephesus Yayınları

Yorumlar