18 Aralık 2015 Cuma

Ahmet Ümit - Elveda Güzel Vatanım / Kitap Tanıtımı


Merhabalar

Geçtiğimiz günlerde piyasaya çıkan ve benim geç de olsa tanıtmaya fırsat bulduğum bir kitap Ahmet Ümit ise son kitabı olan Elveda Güzel Vatanım.



Kitap ittihat ve terakki zamanlarında kendini İttihat ve Terakki'ye adamış Selanik'li Şehsuvar Sami adlı bir adamı ve onun etrafında dönen siyasi entrikaları konu alıyor. Tarih okumayı sevenlerin kaçırmaması gereken bir eser olduğunu düşünmekle beraber, kitap satış sitelerinde maalesef okuyucular ikiye bölünmüş durumda. Bir kısım okurlar kitabın gerçekten çok iyi olduğunu düşünürken, diğer kısım Ahmet Ümit'in diğer kitapları kadar iyi olmadığını, bazı yerlerde de maalesef objektif kalamadığını savunuyorlar. 

Tarih okumayı severim ancak çok aşırıya kaçmayacak. Çok derin tarihler işlendiğinde ve özellikle tarihler çok fazla detay olarak verildiğinde sıkılmaya başladığım bir gerçek. 

Peki bu kitap için ne hissettim? Açıkçası yorumlar yarı yarıya durumunda. Beğenmek ise göreceli bir kavram. Fakat kitabın okunmasında bir sakınca olmayacağını, hele ki tarihsel bilgi açısından fayda bile sağlayacağını bile düşünüyorum. Her ne kadar kitapla ilgili değişik yorumlar getirilmiş olsa da arka kapak yazısı için bile okunabilecek, insanın kendisine bir şeyler katmasını sağlayabilecek bir kitap olduğunu düşünüyorum.

Herkese keyifli okumalar dilerim.

Tanıtım Bülteninden


1926 yılının o hüzünlü sonbaharı. Osmanlı İmparatorluğu yıkılmış, genç cumhuriyet ayaklarının üzerinde durmaya çalışıyor. O büyük altüst oluşun içinde bir adam:
Şehsuvar Sami… Bir zamanların İttihat ve Terakki fedaisi, şimdilerin yorgun komitacısı. Şehsuvar Sami’nin etrafında dönen amansız bir entrika. Bir yanda kaybettiği ama hiçbir zaman yüreğinden çıkartamadığı sevgilisi Ester, öte yanda yaşanılan tarihsel bozgun… Kaybedilen bir ülke, kaybedilen bir şehir, kaybedilen bir hayat. Ve aklında hep aynı soru:
Devlet mi kutsaldır, yoksa insan mı?

“Ölüm, şehirlerimizi kaybetmekle başlar.” Kim söylemişti bu cümleyi hatırlamıyorum, ne yazık ki doğru… Doğru, lakin eksik. Ölüm, şehirlerimizi kaybetmekle başlar, vatanımızı kaybetmekle neticelenir.

Sahi nedir vatan? Bir toprak parçası mı, uçsuz bucaksız denizler, derin göller,  yalçın dağlar, verimli ovalar, yemyeşil ormanlar, kalabalık şehirler, tenha köyler mi? Hayır, bütün bunların ötesinde bir anlam taşır vatan. Ne sadece toprak parçası,  ne su havzaları, ne ağaç silsilesi… Annemizin şefkati, babamızın saçlarına düşen ak, ilk aşkımız, doğan çocuğumuz, dedelerimizin mezarlarıdır vatan…

Vatanı olmayan insanın hayatı da olmaz. Evet, bir vakitler zihnim,  kalbim bu fikirlerle doluydu. Şimdi? Şimdi bilmiyorum…


Basım Yılı : 2015

Sayfa Sayısı : 560

Everest Yayınları