28 Kasım 2015 Cumartesi

Sinan Akyüz - Aşk Başka Evde

Merhabalar

Kütüphane Günlüklerinden aşina olduğunuz ve benimde okumak istediğim ve alınacak kitaplar listemde kuzu kuzu zamanını bekleyen kitabı kütüphane raflarında görüp çok sevinmiştim. Bir gece de okuyup biten ve ardında bir çok soruyu barındıran bir kitap Sinan Akyüz Aşk Başka Evde.


Eylül, Fadiş, Sevil çok iyi dostlar ve sırdaştır yada dışarıdan öyle görünmektedir. Yedikleri içtikleri ayrı gitmeyen bu üçlünün hayatı Fadiş'in Kanser olması, Fadiş'in Eylül'e hayatının sırrını vermesiyle sendelemeye başlar.

Eylül Fadiş'in anlattıklarını sindirmeye çalışırken, yeni başladığı işinde beraber çalıştıkları Engin'le uğraşmak zorunda kalır. Engin ona sırılsıklam aşıktır ancak Eylül ona karşı hiç bir duygu hissedemez. Onun için Engin'in olabileceği en iyi yer dostluğudur. Başlarda Eylül Engin'in ilgisini anlamamazlıktan gelir. Ta ki şirketin yeni aldığı Antalya'daki otel tanıtımında Engin'le yalnız kalana kadar. Engin Antalya'da Eylül'e açılır ancak Eylül ona kendi duygularının dostluk yönünde olduğunu, ona farklı bakamadığını söyler. Engin bunu sindiremez ve Eylül'e hayatını zindan etmek için kendisine yemin eder.

Otelde kaldıkları sürede otelin ortaklarından Saruhan Eylül'den etkilenir. Eylül'ün İstanbul'a dönmesinin ardından Saruhan Eylül'e gündüzleri çiçek geceleri mesaj göndermeye başlar. Sonunda yine Antalya'ya bir toplantı için gittiklerinde olanlar olur. Eylül ve Saruhan çıkmaya başlarlar.

Eylül'ün hayatına birinin girmesinden dolayı Sevil tepki vermeye başlar. Hemen kapılmamasını ayrıca aralarındaki yaş farkından dolayı sorunlar yaşayacaklarını anlatır fakat Eylül'ün gözü Saruhan'dan başkası görmez. Çok değer verdikleri arkadaşlıkları sarf edilen kötü sözler yüzünden çatırdamaya başlar.

Fadiş'in ani ölümü Sevil ve Eylül'ü perişan eder. Fadiş'in cenazesinde Eylül nereye bastığını bilemez şekilde dolanır. Bir yanda Fadiş'i kaybetmenin üzüntüsü, diğer yanda yeni aşkı Saruhan'ın sarhoşluğu vardır. Fadiş'in bir akrabasının cenazeye gelmesi, üstüne üstlük kocasını Eylül'le tanıştırmasıyla Eylül'de film kopmuştur. Çünkü Asuman'ın kocası sevgilisi Saruhan'dan başkası değildir.

Kitapta değinmek istediğim diğer bir karakter ise radyocu Kürşat. Bu adamın hikaye ile ne gibi bir bağlantısı olduğu ise kitabın sonunda ortaya çıkıyor. Aşk Profesörü olarak radyo da program yapmakta olan Kürşat kitapta sevdiğim tek karakterdi. Programda okuduğu şiirler ve canlı yayına bağlanan kişilere verdiği ustaca cevaplar çok güzeldi. 

Sinan Akyüz'ün İncir Kuşları adlı gerçek hikayesinden sonra yine gerçek hayattan alınmış bir hikaye okumak çok güzeldi. Evli-bekar, kadın-erkek gözetmeksizin herkesin bu kitabı okuması gerektiğini düşünüyorum. Hatta okuyanların da kendi evliliklerini ya da yaşamlarını gözden geçirdiklerini tahmin edebiliyorum. 

Sinan Akyüz aslında çok güzel bir noktaya parmak basmış. Kadınlar evlenmeden önce kendilerine çok iyi bakarlarken, evlenip çocuk yaptıktan sonra eşlerinin kocası olmaktan çıkıp annesi pozisyonuna yatay geçiş yapıyorlar. Erkekler ise kendilerini evlilik kurumunda koca rolünü oynamaya şartlanmış biri olarak görmeye ve sonrasında da rutine bağlanmış mutsuz evliliğine mecburi olarak devam etmeye başlıyor. Bir süre sonrasında da kendisini aramaya çıkıyor. Ruhuna dokunan birini bulduğunda da erkek için aldatmak, kadın içinse aldatılmak kaçınılmaz son oluyor. Peki bu durumda üçüncü kişinin durumu ne oluyor. Bir süre sonra birlikte olduğu erkeğinin evli olduğunu öğrendiğinde ya ilişkisini bitiriyor ya da her şeyi sineye çekip, haftada bir gün sevdiği erkeğin gelmesini bekliyor. Bu arada yanlış anlaşılmaları ortadan kaldırmak için belirteyim bekleyen kadın gerçekten beklediği adama aşık. Yani ortada parasal beklenti falan yok.

İlişkide erkeğin resmi nikahlı karısı durumu öğrendiğinde hazmedemeyip boşuyor ya da durumu kabullenip toplumdaki yerini ve itibarını zedelememek adına ses çıkarmıyor. Yalnız erkek karısını boşuyor mu? Tabii ki hayır. Senelerini birlikte geçirdiği kadın onun için kutsal bir varlık, çocuklarının annesi. Ancak kendisi ise bir boşlukta onun yaptığı şeyler müsamaha görebilir. 

Kitabı okurken bunu kadın yaptığında ne oluyor sorusunu siz de benim gibi sorabilirsiniz? Cevap basit. Erkek hemen boşar ya da namustan dolayı cinayet sebebidir. Oysa ki iğneyi kendimize çuvaldızı başkasına batırmalıyız ki canımız çok yanmasın öyle değil mi?

Keyifli Okumalar Dilerim.


Tanıtım Bülteninden

Aşk ecel gibidir, geldi mi kaçamazsın… “… Herkes annesinin, babasının biricik kızıdır. Hiç kimse bir gün metres olabileceğini aklına dahi getirmez. Kader mi bu hale getirir, aptallık mı, yoksa aşk mı bilinmez ama metres olmak büyük bir yüktür, taşınması güç bir etikettir. Mutluluktan çok acıdır. Bir kadın bunu ancak metres olduğunda anlar…” Genç ve güzel Eylül bir gün aşkı bulduğunda bunun hayatının en büyük sınavı olacağını hiç düşünmemişti. Saruhan, aşkın peşinden giderken yeniden hayallerini bulduğunu ve yeniden kendi olduğunu fark ettiğinde bir seçim yapmak zorunda olacağını hiç tahmin edememişti. Bir fotoğrafla tüm mutluluğu elinden alınan Asuman ise aşkı nerede bıraktığını hiç bilememişti: “Herkesin başına gelebileceğini ama benim başıma böyle bir şeyin gelmeyeceğini düşünmüştüm. Meğerse ne kadar aptal bir düşünceymiş bu.” “Metres yuva yıkan mıdır, yoksa yuvayı ayakta tutan mı?” sorusuna cevap arayan Sinan Akyüz, yine gerçek bir hikâyeden yola çıkarak bizi; aşkı, evliliği ve ilişkileri sorgulamaya çağırıyor. İncir Kuşları, Piruze-Şam’da Bir Türk Gelin gibi çok okunan kitapların yazarı Sinan Akyüz’ün kaleminden aşk ve aşkı arayanlar üzerine sarsıcı bir roman: Aşk Başka Evde... 

Basım Yılı : 2015

Sayfa Sayısı : 366

Alfa Yayınları
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...