Ana içeriğe atla

William Irısh - Bir'e On Vardı

 

Herkese Merhaba,

William Irısh Bir'e On Vardı kitabını okumaya başladığımda süper bir polisiye okuyacağımı düşünmüştüm ama hayal gücünü zorlayan bir polisiye değildi maalesef. Çok fazla tesadüf bulunan, her şeyin bir anda sonuçlandığı ve öyle andrenalin doruklarda bir kitapta değildi. Yine de okuduğum zaman düşündüğüm şey, ileride polisiye yazacak olursam böyle bir şey yazmamam gerektiği oldu. Yani bana katkısının bu yönde olduğunu söyleyebilirim. Hani her kitaptan bir şey alırsınız ya, benimde bu kitaptan aldığım buydu. Kitap kötü diyemem. Emek var. Ama bana hitap ettiğini de söyleyemem. Yazarın emeklerine sağlık.

William Irısh Bir'e On Vardı

Bir’e On Vardı romanının en belirgin özelliği olayların tek bir gece içinde ve yalnızca birkaç saatlik dar bir zaman diliminde yoğunlaşmasıdır. Hikâye yaklaşık saat 01.10’da başlar ve kahramanların önünde sabah 06.00’ya kadar cinayetin sırrını çözmek için son derece sınırlı bir süre vardır. Bu yüzden romanda zaman yalnızca olayların geçtiği bir arka plan unsuru olmaktan çıkar, sürekli hissedilen bir tehdit ve gerilim kaynağına dönüşür. Her geçen dakika okuru da kahramanları da aynı baskının altına sokar.

Romanın başkahramanlarından Bricky Coleman New York’ta bir dans salonunda para karşılığında erkeklerle dans eden genç bir kadındır. Büyük şehir hayatından, yaptığı işten ve içinde bulunduğu yaşamdan derin bir bunalıma düşmüştür. Bricky aslında Iowa’daki Glen Falls adlı küçük bir kasabadan gelmiştir. Bir zamanlar daha farklı bir hayat kurmayı hayal etmiş ancak New York’un sert ve acımasız koşulları içinde bu hayaller gerçekleşmemiştir. Buna rağmen memleketine dönmeyi bir türlü göze alamaz çünkü geri dönmek ona göre başarısızlığını açıkça kabul etmek anlamına gelecektir. Bricky’nin karakterindeki en belirgin özelliklerden biri hayata karşı geliştirdiği sertlik ve güvensizliktir. İnsanlara kolay kolay inanmaz. New York’taki yaşam onu duygusal olarak yıpratmıştır. Ancak roman ilerledikçe bu sert görüntünün altında hâlâ sevgiye, güvene ve yeni bir başlangıca ihtiyaç duyan bir kadın olduğu ortaya çıkar.

Bricky’nin hayatı bir gece dans salonunda Quinn Williams adlı genç bir adamla karşılaşmasıyla değişir. Quinn işsiz bir elektrikçi çırağıdır ve o gece son derece huzursuzdur. Bricky başlangıçta onu diğer müşterilerden farklı görmez. Fakat Quinn’in davranışlarında bir gariplik olduğunu fark eder. Quinn Bricky’nin evine kadar ona eşlik eder. İki genç konuşmaya başladıklarında şaşırtıcı bir gerçekle karşılaşırlar. İkisi de aynı küçük kasabadan Glen Falls Iowa’dan gelmektedir. Üstelik geçmişleri birbirlerine düşündüklerinden çok daha yakındır. Bu karşılaşma Bricky’yi derinden etkiler. Büyük şehirde binlerce insanın arasında yıllarca birbirlerinden habersiz yaşamışken aslında aynı memleketten olduklarını öğrenmeleri ikisinin arasında hızlı bir yakınlık kurulmasını sağlar. Bu noktadan sonra roman yalnızca bir cinayet soruşturması olmaktan çıkar iki yalnız insanın birbirlerinde yeni bir yaşam umudu bulmasının hikâyesine de dönüşür.

Ancak Quinn’in Bricky’den sakladığı önemli bir sır vardır. Quinn daha önce Stephen Graves adlı bir adamın evine girmiş ve kasadaki yaklaşık iki bin beş yüz doları çalmıştır. Eve girebilmesini sağlayan şey ise daha önce eline geçmiş olan bir anahtardır. Quinn parayı almıştır fakat yaptığı hırsızlıktan dolayı vicdan azabı çekmektedir. Quinn’in asıl amacı zengin olmak değildir. Yaptığı şeyden pişman olmuştur ve parayı geri vermek istemektedir. Bricky de ona yardım etmeye karar verir. İki genç kendileri için yeni bir başlangıç yapabileceklerini düşünürler. Sabah saat 06.00’da Iowa’ya giden otobüse binip New York’u terk etmeyi planlarlar. Böylece hem Quinn hırsızlığın yükünden kurtulacak hem de Bricky yıllardır kaçamadığı New York hayatını geride bırakabilecektir. Fakat tam bu noktada romanın asıl gerilimi başlar.

Bricky ve Quinn çalınan parayı geri koymak için Graves’in evine giderler. Quinn eve girdiğinde beklemediği bir şeyle karşılaşır. Stephen Graves öldürülmüştür. Quinn karanlık odada ilerlerken ayağı yumuşak bir cisme çarpar ve yerde bir ceset olduğunu fark eder. Bu andan itibaren Quinn’in durumu korkunç bir hâle gelir. Çünkü polis açısından bakıldığında Quinn’in cinayetle ilişkilendirilmesi son derece kolaydır. Eve girmiştir daha önce evden para çalmıştır parayı geri koymak için tekrar eve gelmiştir kurbanı tanımaktadır ve cinayet sırasında olay yerindedir. Dolayısıyla gerçek katil bulunamazsa şüphelerin Quinn’in üzerine yönelmesi kaçınılmazdır. Üstelik Quinn’in elinde kendisini kolayca temize çıkarabilecek güçlü bir kanıt da yoktur.

İşte kitabın adının anlamı burada ortaya çıkar. Bricky ve Quinn’in önünde yalnızca birkaç saat vardır. Sabah olduğunda cinayet ortaya çıkacak polis soruşturmaya başlayacak ve Quinn büyük ihtimalle tutuklanacaktır. Bu nedenle ikili olağanüstü bir karar verir. Polise gitmek yerine katili kendileri bulmaya çalışacaklardır. Bu karar onların hayatlarını tamamen değiştirir. Başlangıçta yalnızca Quinn’in yaptığı hırsızlığı düzeltmek için çıktıkları yolculuk bir anda onları bir cinayet soruşturmasının içine sokar. Üstelik onlar profesyonel dedektif değildir. Polis değillerdir. Cinayet soruşturması konusunda deneyimleri yoktur. Ellerindeki tek şey olay yerinden çıkarabilecekleri küçük ipuçları insanların davranışları ve sınırlı zamandır. Bu nedenle soruşturma boyunca sürekli bir belirsizlik yaşanır.

Bricky ve Quinn cinayetin nasıl işlendiğini ve katilin kim olduğunu anlamaya çalışırken New York’un gece hayatının farklı insanlarıyla karşılaşırlar. Olayı çözebilmek için cinayet gecesinde kimlerin kurbanla bağlantısı olduğunu araştırırlar insanların söylediklerini karşılaştırırlar olay yerindeki küçük ayrıntıları değerlendirmeye çalışırlar kurbanın çevresindeki kişilerin ilişkilerini anlamaya çalışırlar ve cinayet sırasında eve girip çıkmış olabilecek kişilerin izlerini takip ederler. Romanın gerilimi de büyük ölçüde buradan doğar. Çünkü her yeni bilgi katili bulmaya yardımcı olabileceği gibi onları daha büyük bir tehlikeye de sürükleyebilir. Bricky ve Quinn bir yandan katilin kim olduğunu bulmaya çalışırken diğer yandan katilin kendilerini fark etmesinden korkarlar.

Kitabın önemli yönlerinden biri de olayların geçtiği New York’un karanlık atmosferidir. Romanın New York’u parlak ve romantik bir şehir değildir. Gece kulüpleri dans salonları, apartmanlar, sokaklar ve gecenin karanlığında yaşayan insanlar hikâyeye sürekli bir huzursuzluk verir. Bricky’nin gözünden şehir insanları içine çeken ve onları değiştiren bir yerdir. Bu nedenle romanın temel çatışmalarından biri yalnızca katil kim sorusu değildir. Aynı zamanda insan büyük şehir tarafından ne kadar değiştirilebilir sorusudur. Bricky’nin New York’tan kaçmak istemesi de bu yüzden önemlidir. O şehirden fiziksel olarak uzaklaşmak kadar şehirde geçirdiği yılların kendisinde bıraktığı ruhsal izlerden de kurtulmak istemektedir.

Roman ilerledikçe Bricky ile Quinn arasında romantik bir bağ gelişir. Ancak bu ilişki klasik bir aşk hikâyesi değildir. İkisi de hayatlarında başarısızlıklar yaşamış yalnız kalmış ve kendilerini çıkmazda hisseden insanlardır. Bu yüzden birbirlerinde yalnızca bir sevgili değil aynı zamanda kurtuluş ihtimali görürler. Bricky için Quinn New York’tan ve geçmişinden kurtulma ihtimalidir. Quinn için Bricky ise yaptığı hatadan sonra yeniden doğru bir hayat kurabilme umududur. Bu nedenle ikisinin ilişkisi romanın duygusal merkezini oluşturur. Birbirlerine güvenmeleri cinayeti çözme mücadelelerinin de temelini oluşturur.

Saat ilerledikçe durum daha da tehlikeli hâle gelir. Başlangıçta yalnızca Quinn’in suçsuzluğunu kanıtlamak isteyen ikili artık gerçek katilin kendilerini susturabileceği korkusuyla hareket etmektedir. Romanın en başarılı taraflarından biri de budur. Okur sürekli saatin ilerlediğini bilir. Saat 01.10’dan gece ilerler sabaha yaklaşılır ve 06.00’ya doğru geri sayım hızlanır. Her dakika Quinn’in aleyhine işlemektedir. Dolayısıyla romandaki zaman adeta bir geri sayım gibidir.

Bricky ve Quinn’in araştırması sonucunda olayın ilk bakışta göründüğünden çok daha karmaşık olduğu anlaşılır. Cinayet Quinn’in yaptığı hırsızlıkla doğrudan aynı şey değildir. Quinn yanlış bir şey yapmıştır ama katil değildir. İkili çeşitli kişilerin ifadelerini ve olayla bağlantılarını değerlendirerek cinayetin arkasındaki kişiye doğru ilerler. Bu noktada roman klasik dedektif gelir delilleri toplar ve katili bulur biçiminden ayrılır. Burada katili arayan kişiler kendi hayatlarını kurtarmaya çalışan iki sıradan insandır. Bu yüzden yaptıkları her hata ölümcül olabilir.

Romanın sonunda gerilim sabahın yaklaşmasıyla doruğa ulaşır. Bricky ile Quinn’in önündeki temel soru şudur. Sabah olduğunda özgür insanlar olarak mı kalacaklar yoksa Quinn cinayet suçlamasıyla tutuklanacak mı? Katilin ortaya çıkarılmasıyla birlikte Quinn’in cinayetle ilgisinin olmadığı anlaşılır ve ikilinin önündeki en büyük engel ortadan kalkar. Böylece sabah otobüsü roman boyunca yalnızca bir ulaşım aracı olmaktan çıkar. Otobüs Bricky ve Quinn için yeni bir hayatın sembolü hâline gelir. Bricky’nin yıllardır kaçamadığı New York’u terk etme ihtimali doğar. Quinn de yaptığı hırsızlığın ve cinayet şüphesinin gölgesinden kurtulma fırsatı bulur.

Bir’e On Vardı yalnızca bir cinayet romanı olarak okunmamalıdır. William Irish birkaç temayı aynı anda işler. Romanın en önemli unsuru zamandır. Olayların birkaç saat içinde gerçekleşmesi sürekli bir yetişme duygusu yaratır. Quinn’in yakalanma korkusu, Bricky’nin yalnızlık korkusu ve gerçek katille karşılaşma ihtimali romanın tamamına yayılır. Quinn cinayet işlememiştir ama hırsızlık yaptığı için kendisini suçlu hisseder. Roman hukuken suçlu olmak ile vicdanen suçlu hissetmek arasındaki farkı da gösterir. Bricky ve Quinn’in amacı yalnızca cinayeti çözmek değildir. İkisi de geçmiş hayatlarından kurtulmak istemektedir. Bricky’nin New York’taki hayatı kalabalık bir şehirde insanın nasıl yalnız kalabileceğini gösterir. İki insanın binlerce kilometre uzakta aynı gece ve aynı şehirde karşılaşması romanın kader duygusunu güçlendirir. Roman karanlık ve kötümser bir atmosfer taşısa da Bricky ile Quinn’in birbirlerini bulması bütün bu karanlığın içinde yeni bir hayat ihtimalinin doğmasını sağlar.

Yeni yazılarımda görüşünceye dek, kendinize çok iyi bakın. Güzel, mutlu, huzurlu ve sağlıklı bir gün sizlerle olsun. Keyifli okumalar.

Hoşça kalın.

Reklam değildir. Gönüllü paylaşımdır.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Her Çocuk Özeldir Film Yorumu

Merhabalar Senenin son günü izlediğim çok güzel ve özel bir film Her Çocuk Özeldir.

Şeyma Demir Röportajı

Merhabalar Her hafta pazartesi olduğu gibi, bu hafta da yine çok güzel bir yazar röportajıyla sizlerleyim.

Mimlendim ve Mimledim 40 - Eşleştirme Mimi

Merhabalar Mimler o kadar birikti ki hangisini yazacağımı şaşırmış durumdayım. Sırada sevgili  Sevde 'nin başlatmış olduğu eşleştirme mimi var.

Gürses Restaurant Osman'ın Yeri Alaçatı / Çeşme

  Merhabalar Alaçatı yemek mekanlarıyla bugün de devam ediyoruz.

Melisa Şentürk - Kullanıcı

 

İstanbul Nöbetçi Eczaneler 24.08.2026

 

Tüm Zamanların En Güzel Kadını : Prenses Fevziye

Kavalalı Mehmet Ali Paşa soyundan, Mısır'ın ilk kralı Fuad'ın kızı; yine Mısır'ın son kralı Faruk'un kız kardeşiydi Prenses Fevziye.

Fatih Murat Arsal - Büyülü Orman

 

Pizza Pizza Alaçatı / Çeşme

Merhabalar Geçen sene 15 tatil döneminde Alaçatı'ya üç günlük tatile gitmiştik.

Ankara Nöbetçi Eczaneler 30.08.2026