Herkese Merhaba,
Ahmet Ümit kitapları uzun zamandır kitaplığımda bekliyor ama bir türlü fırsat bulup okuyamıyordum. En sonunda şeytanın bacağını kırıp, ilk olarak Yırtıcı Kuşlar Zamanı kitabına başladım. Açıkçası sırası var mıydı? bakmadım ama diğer kitaplarını okumadan önce özellikle dikkat ederim.
Kitabın konusuna geçmeden önce kitabı beğendiğimi ve keşke daha önceden okusaydım diye hayıflandığımı söyleyebilirim. Polisiye kitaplara bu sıralarda ayrıca kafayı takmış olduğumdan sanırım yine Ahmet Ümit'in diğer kitaplarından devam edecek gibi görünüyorum. Okumayanlar ve polisiye sevenler için tavsiyemdir. En kısa zamanda mutlaka okuyun.
Ahmet Ümit Yırtıcı Kuşlar Zamanı
Ahmet Ümit’in Yırtıcı Kuşlar Zamanı adlı romanı, Başkomiser Nevzat serisinin en karanlık ve en kişisel halkalarından biri olarak okuru adım adım derinleşen bir gizemin içine çeker. Hikâye, Ağva’da şiddetli bir fırtınanın ardından meydana gelen toprak kaymasıyla başlar. Çamurun altından yıllardır saklanan bir insan iskeleti çıkar. Kafatasında dişlere saplanmış halde duran bir kurşun bulunur. Balistik inceleme sonuçlandığında ortaya çıkan gerçek, soruşturmayı bir anda bambaşka bir yöne savurur.
Ağva’daki iskelet yalnızca eski bir cinayetin kalıntısı değildir. İzler peş peşe açıldıkça Nevzat ve ekibi Ali ile Zeynep kendilerini çok daha büyük bir labirentin içinde bulur. Uluslararası uyuşturucu şebekeleri, devletin içinde yuvalanmış yozlaşmış isimler, faili meçhullerin birer birer faili meşhur hâline geldiği bir düzen ve yırtıcı kuşlar gibi şehrin üzerinde süzülen güç odakları her adımda Nevzat’ın kendi geçmişiyle bugünkü Türkiye’nin çürümüşlüğünü iç içe geçirir. Soruşturma ilerledikçe sorular çoğalır cevaplar azalır. O iskelet gerçekten kimindir, Nevzat’ın silahından çıkan kurşun nasıl oraya gelmiştir, yedi yıl önceki bomba gerçekten yanlışlıkla mı patlamıştır, Nevzat o karanlık dönemde hatırlamadığı bir şeyler yapmış olabilir mi ve en önemlisi adalet mi intikam mı soruları okurun zihninde sürekli dönüp dolaşır.
Her yeni ipucu Nevzat’ı hem kendi hafızasının labirentinde hem de şehrin karanlık yüzünde daha derinlere çeker. Suikast girişimleri, kaçırılmalar, ihanetler ve hiç beklenmedik itiraflar peş peşe gelir. Okur sayfalar ilerledikçe sadece cinayetin çözümünü değil Nevzat’ın ruhunun en karanlık köşelerini de merak etmeye başlar. Ahmet Ümit bu romanda klasik bir polisiye kurgusunun çok ötesine geçer. Yırtıcı kuşlar yalnızca uyuşturucu baronlarını, yozlaşmış bürokratları ve acımasız çeteleri temsil etmez aynı zamanda unutmanın, unutturmanın ve adaletin nasıl yavaş yavaş eridiğinin de metaforudur. Sonlara doğru her şey berraklaşır gibi görünür ama asıl soru hâlâ havada asılı kalır. Gerçekten kim avcı kim avdır ve bir adam geçmişinin hayaletleriyle yüzleştiğinde hâlâ aynı insan kalabilir mi.
Yırtıcı Kuşlar Zamanı yalnızca katil kim sorusunun peşinden giden bir polisiye değildir. Ahmet Ümit soruşturmanın arkasına günümüz Türkiye’sinin karanlık taraflarını da yerleştirir. Uluslararası suç şebekeleri, çıkar ilişkileri, kolay para kazanma tutkusu, siyasi ve ekonomik güç mücadeleleri, ahlaki değerlerin aşınması ve kurumların yozlaşması romanın suç dünyasıyla iç içe geçer. Böylece işlenen cinayet çok daha büyük bir düzenin yalnızca görünen yüzü hâline gelir. İstanbul ise romanda yalnızca olayların geçtiği bir şehir değildir. Şehrin karmaşası, değişimi ve giderek ağırlaşan atmosferi hikâyedeki insanların ruh hâliyle bütünleşir. Bir yanda alışılmış İstanbul diğer yanda suçun korkunun çıkar ilişkilerinin ve geçmişten gelen hesapların gölgesindeki başka bir İstanbul vardır.
Nevzat’ın soruşturması ilerledikçe geçmiş ile bugün arasındaki sınırlar da silinmeye başlar. Yıllar önce yaşanan bir olayın bugün ortaya çıkan iskeletle bağlantısı olabileceği ihtimali güçlenir. Üstelik bazı soruların cevabı Nevzat’ın sandığından çok daha yakındadır. Roman boyunca okurun zihninde aynı soru dolaşır. Ortaya çıkarılan ceset gerçekten soruşturmanın başlangıcı mı yoksa yıllardır saklanan çok daha büyük bir sırrın yalnızca ilk işareti mi? Ahmet Ümit bu sorunun cevabını hemen vermek yerine ipuçlarını parça parça sunarak gerilimi yükseltir. Her cevap yeni bir şüphe doğurur her şüphe ise geçmişte bırakıldığı sanılan başka bir kapıyı açar. Nevzat için mesele artık yalnızca bir cinayeti çözmek değildir çünkü araştırdığı şey bir noktadan sonra kendi geçmişine de dokunmaya başlamıştır.
Bu nedenle Yırtıcı Kuşlar Zamanı bir cinayetin nasıl işlendiğini anlatan bir polisiye olmanın ötesinde insanların sakladıkları sırların yıllar sonra nasıl geri dönebileceğini anlatan karanlık ve merak uyandırıcı bir hesaplaşma hikâyesidir. Roman ilerledikçe asıl soru değişir. Katil kim sorusundan çok bunca yıl boyunca kim neyi sakladı ve neden sorusu önem kazanmaya başlar. Cevap ise romanın sonlarına kadar tamamen açığa çıkmaz çünkü Nevzat’ın aradığı gerçek sandığından çok daha derindedir. Kitabı elinize aldığınızda bırakmak zorlaşır. Her sayfada bir sır daha açılır her cevap yeni bir soru doğurur ve finalde merakınızın en yüksek noktasına ulaştığınızda Ahmet Ümit size o cevabı verir ama o cevabı burada yazmak yırtıcı kuşların avını henüz görmeden gökyüzünü anlatmak gibi olur.
Yeni yazılarımda görüşünceye dek, kendinize çok iyi bakın. Güzel, mutlu, huzurlu ve sağlıklı bir gün sizlerle olsun. Keyifli okumalar.
Hoşça kalın.
Reklam değildir. Gönüllü paylaşımdır.
Yorumlar
Yorum Gönder
Fikirlerinizi paylaşırsanız sevinirim.