Ana içeriğe atla

Hiromi Kawakami - Nakano Eskici Dükkânı

 

Hiromi Kawakami Nakano Eskici Dükkânı

Arka odada biraz dinlendikten sonra gözyaşlarım kesilmişti. 

Masayo alelacele bana, “sıcak, güzel bir öğle yemeği” hazırlamıştı. Bu da her zamanki gibi, tanmen erişte çorbasıydı.

“Bugünkü çorba biraz tuzlu, öyle değil mi?” dedi Bay Nakano sigarasının dumanını üfleyerek.

“Yemekte sigara içme!” dedi Masayo azametle çenesini havaya kaldırarak. Bay Nakano sigarasını hemen kül tablasına bastırdı. Ardından höpürdete höpürdete çorbasını içti. Aldığı yudumlar arasında her soluklanışında kaşlarını çatıyordu. Bay Nakano’yu hiç anlayamayacaktım: Madem o kadar tuzlu, içme be adam.

“Bizzat Çinli alıcılar yazmaları satın almak için buraya geliyor.” Çorbasını silip süpürdükten sonra, az önce söndürdüğü sigarayı tekrar yaktı.

“Bu Çin yazmaları ne kadar eski?” diye sordu Masayo.

Yok, bayağı yeniler. Yani elli yıldan daha eski değiller, dedi Bay Nakano ve ağzında sigarası, kâsesini lavaboya götürürken düşen külünü kâseyle havada, ustaca yakaladı. 

Son zamanlarda Çin ekonomisi gelişiyor, ekonomi geliştikçe de meraklıları Çin’de yapılan ama bir şekilde buraya düşen yazmaları topluyor. Üstelik Ming veya Çing hanedanları döneminden kalanları değil, Kültür Devrimi’nden sonrasına ait, pek değerli olmayanları tercih ediyorlar.

"Hım, acaba Japonya’daki Şova Dönemi eşyaları modası gibi mi?”

“Aptal aptal konuşma abla! Çin’le Japonya’yı kıyaslayamazsın. Apayrı iki ülke!”

Sensin aptal! Bay Nakano dükkâna girdikten sonra, Masayo alaycı bir gülümsemeyle bana bakarak böyle mırıldandı. Masayo’nun bana yaptığı çayı içiyordum. Çayın sıcaklığından boğazım gıdıklandı.

“Bir şey söyleyeceğim,” dedi Masayo.

“Evet,” dedim çayımı höpürdeterek. “Biraz düşündüm de.”

“Evet?”

“Senin oğlan hayatta, öyle değil mi?”

“Ne,” diye haykırdım. “Ne... Ne demek istiyorsunuz?” 

“Yok, ben sadece...” diye açıklamaya girişti.

“Gençken hep başkalarını suçlardım. Otuzlarımda da. Hatta kırklarıma kadar. Benim suçum da olsa, başkasının suçu da olsa fark etmezdi; ben yine başkalarını suçlardım. Sevgilim veya yalnızca arkadaşım olmalarına bakmazdım. Bir sorun çıkınca hep başkasını suçlardım.

Ama artık ellilerimdeyim ve bir sorun yaşandığında, ister fikir ayrılığı olsun isterse yanlış anlaşılma veya tartışma, başkalarını suçlamamak daha kolay geliyor.”

“Gerçekten mi,” dedim allak bullak bir hâlde.

“Gerçekten. Hemen suçlamaya girişmek daha kolay görünse de,” dedi Masayo kürdanla dişini karıştırarak. 

“İnsanlar ellisine gelince nazikleşiyor mu,” diye sordum, şaşkınlığımı hâlâ atamamıştım.

“Hayır, hayır, hiç öyle değil!” Masayo kaşlarını sertçe kaldırdı.

“O hâlde ne demek istiyorsunuz?”

“Tam tersine, ben yaşlandıkça daha talepkâr oldum!”

“Öyle mi?”

“Kendime karşı da daha nazik.” Masayo hafifçe güldü. Gülümseyince çok güzel oluyor, diye geçirdim içimden. Gülümsemesi bana küçük bir hayvanı, mesela kafesinde daireler çizen bir hamsteri anımsatıyordu.

“Yok, ben sadece...” Masayo açıklamasına devam etti.

“Demek istediğim, her zaman suçladığın kişinin ölme ihtimali vardır. Gençken insanların öleceğini düşünmezdim. Ama benim yaşıma gelince insanlar pat diye ölebiliyor. Kazadan veya hastalıktan. Kendi elinden veya başkasının elinden. Veya doğal yollarla. İnsanlar bu yaşlarda gençliklerine kıyasla çok daha kolay ölüyorlar. İnsan birini bir şey için suçlarken o kişi ölebilir. Hemen ertesi gün ölebilir. Bir ay sonra ya da bir sonraki mevsimin tam ortasında ölebilir. Sonuçta ileri yaştaki insanların ne zaman toprak olup gideceğini bilemezsin. Bu, geceleri uykunu kaçırır. Birini suçlamadan önce, onun nefretini veya eleştirini kaldıracak kadar sağlıklı olup olmadığını düşünmek zorunda kalıyorsan, buna yaşlılık denir.” Masayo ciddi sayılabilecek bir ifadeyle iç geçirdi. Ama yüzü gülüyordu. Onu hiç anlayamayacaktım.

Masayo sözlerine şöyle son verdi: “İşte o yüzden birinden uzun süre haber alamayınca, aklıma ilk göçüp gitmiş olabileceği geliyor.”

Göçüp gitmiş. Masayo’nun lafını, onun ses tonuyla tekrarladım.

Çevirmen: Selen Ak, Domingo Yayınevi, s.128-130


Reklam değildir. Gönüllü paylaşımdır.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Belgin Doruk Kimdir?

 

Fatih Murat Arsal - Büyülü Orman

 

Melisa Şentürk - Kullanıcı

 

2019 Yılı Hedeflerim ve Hayaller - Mim

Merhabalar 2018 yılı bitip 2019 yılına sayılı günler kalmışken sizlerle güzel bir mim etkinliği yapmalım.

Sabri Bey Ve Ayla Hanım

  Merhabalar Bir zamanların yani doksanlı yıllarının en sevilen dizisiydi Bizimkiler.

Keşfedilen Bloglar 5

Herkese merhaba Ben Hayata Genç Bakış. Annemin bloğunda yazmaya başladığımda blog keşif etkinliği düzenlemiştim.

M. Akyüz - Köprü Kralı

 

Ülkü Beşgül Kimdir?

 

Fazıl Hüsnü Dağlarca - Saadet

Hemşirelik Taban Puanları 2026: Devlet ve Özel Üniversite Kaç Puan İstiyor?