Ana içeriğe atla

Güneş Krem Kullanırken Yapılan Hatalar!

Güneş Kremi Kullanırken Yapılan En Önemli Hatalar ve Çözümleri

1. Yetersiz Miktarda Uygulamak (Korumanın Düşmanı: Cimrilik)

Bu hata, koruma zincirinin koptuğu ilk ve en kritik noktadır. Çoğu insan, güneş kremini adeta altın varak sürer gibi incecik bir tabaka halinde uygular. Oysa bir ürünün ambalajında yazan SPF (Güneş Koruma Faktörü) değeri, bir santimetrekare cilde 2 miligram krem uygulandığı varsayımıyla test edilir. Gerçek hayatta insanlar bu miktarın yalnızca %25 ila %50’si kadarını kullanır. Bu durumda, SPF 50 yazan bir ürün aslında cildinizde SPF 15-20 gibi çok daha düşük bir koruma sağlar.

Ne yapmalısınız? Vücudunuzun tamamı için yaklaşık olarak bir 'shot bardağı' (30-40 ml) ya da 4 yemek kaşığı dolusu kremi tek seferde avuçlarınıza alıp bölgelere dağıtmalısınız. Yüz ve boyun bölgeniz için ise iki parmak ekleminiz boyunca sıktığınız uzunlukta veya ortalama bir ceviz büyüklüğünde miktar yeterlidir. Unutmayın, fazla sürmek asla zarar vermez; aksine, koruyucu tabakanın kalınlığını artırarak sizi daha güvende tutar. Bu konuda cömert olmaktan çekinmeyin.

2. Tekrar Uygulamamak (Zamanla Tükenen Kalkan)

Güneş kremi, cildinize çizdiğiniz sihirli ve kalıcı bir duvar değildir. Siz terledikçe, cildiniz yağlandıkça, havluyla kurulandıkça veya suyla temas ettikçe bu koruyucu tabaka fiziksel olarak aşınır ve seyrelir. Kimyasal filtreli ürünler güneş ışığıyla reaksiyona girerek zamanla parçalanırken, fiziksel filtreli ürünler de cilt hareketleriyle dağılır.

Ne yapmalısınız? Güneşe maruz kaldığınız süre boyunca, en geç 2 saatte bir mutlaka yeniden uygulama yapmalısınız. Eğer denize girdiyseniz, aşırı terlediyseniz veya vücudunuzu havluyla kuruladıysanız, bu süreyi beklemeden hemen yenileme yapmalısınız. Gün içinde unutmamak için telefonunuza iki saatlik periyotlarla hatırlatıcı kurmak etkili bir yöntemdir. Ambalajların üzerindeki "24 saat koruma" veya "suya dayanıklı" gibi iddialı vaatler sizi yanıltmasın; bu ibareler yalnızca suda belirli bir süre (genelde 40 veya 80 dakika) dayanıklı olduğunu ifade eder, yeniden uygulama zorunluluğunu ortadan kaldırmaz.

3. Sadece Güneşli Havalarda Kullanmak (Bulutların Aldatmacası)

Gökyüzü kapalı, hava serin ve bulutluyken güneş kremi sürmek çoğu insanın aklına bile gelmez. Oysa bu, en tehlikeli yanılgılardan biridir. Ultraviyole (UV) ışınları, özellikle UVA ışınları, bulut tabakalarını ve sisleri neredeyse hiç zorlanmadan delip geçer. Bulutlu bir günde güneş ışınlarının %80’e yakını cildinize ulaşır.

Ne yapmalısınız? Hava durumu raporunu tamamen görmezden gelin. Güneş kremini, tıpkı diş macunu gibi, mevsim ve hava koşulundan bağımsız olarak günlük bakım rutininizin değişmez bir parçası haline getirin. Gölgede oturuyor olsanız bile, beton, kum veya sudan yansıyan UV ışınları cildinize dolaylı yoldan saldırarak hasar oluşturabilir.

4. Sprey Güneş Kremlerini Yanlış ve Güvensiz Kullanmak

Sprey formundaki ürünler pratiklikleri nedeniyle çok tercih edilir, ancak doğru teknik uygulanmadığında hem koruma hem de sağlık açısından büyük riskler doğurur. Rüzgarlı bir ortamda sıkıldığında ürünün büyük bir kısmı havaya uçar veya yere düşer. Ayrıca yüze doğrudan sıkıldığında, içeriğindeki itici gazlar ve kimyasal filtreler solunum yoluyla akciğerlere çekilebilir, gözlerde ciddi tahrişe neden olabilir.

Ne yapmalısınız? Spreyi asla doğrudan yüzünüze sıkmayın. Önce avucunuza bolca sıkın, ardından buradan alarak yüzünüze ve boynunuza nazikçe yedirin. Vücutta kullanırken, spreyi cildinize 10-15 cm mesafeden tutarak her bölgeye en az 6 saniye boyunca kesintisiz sıkın ve sonrasında mutlaka elinizle tüm vücudunuza yedirip dağıtın. Spreyi, güne kremi sürerek başladıktan sonra, gün içindeki yenileme (reapplication) aşamalarında kullanmanız, ilk kat korumadan çok daha güvenli ve etkili bir yöntemdir.

5. En Çok İhtiyaç Duyulan ve Hassas Bölgeleri Atlamak

Çoğu insan yüzünü ve kollarını sürer, ancak cildin en ince ve en hassas olduğu, aynı zamanda en çok unutulan bölgeleri adeta korumasız bırakır. Kulak kepçeleri, ense kökü, burun ucu ve kanatları, göz kapakları, dudaklar, saç ayrımı (saç derisi), ellerin üst kısmı ve parmak eklemleri, ayakların üst kısmı ve bilekler bu bölgelerin başında gelir. Bu noktalar aynı zamanda cilt kanserlerinin en sık görüldüğü alanlardır.

Ne yapmalısınız? Güneş kremi sürerken bu bölgelere özellikle odaklanın. Dudaklarınızı korumak için SPF içerikli özel ruj veya dudak balmları kullanın. Saç derinizi korumak içinse sprey veya pudra formundaki güneş koruyucuları tercih edin. Göz çevresi için mineral filtreli (çinko oksit) ve göz doktorları tarafından test edilmiş ürünleri seçin.

6. Sadece SPF’li Makyaj Ürünlerine Güvenmek (Yanıltıcı Kolaylık)

Bir fondötenin, BB krem veya pudranın üzerinde SPF 30 yazıyor olması, sizi güneşten o derece koruyacağı anlamına gelmez. Bu ürünlerden etikette vaat edilen korumayı alabilmeniz için, yaklaşık bir çay kaşığı (2.5 ml) kadar ürünü yüzünüze uygulamanız gerekir ki bu, normal makyaj katmanının neredeyse 10 katıdır. Bu kadar yoğun makyaj yapmak hem görsel olarak mümkün değildir hem de pratik değildir.

Ne yapmalısınız? Makyaj yapmaya başlamadan önce, cildinize mutlaka tam kıvamında ve geniş spektrumlu bir güneş kremi sürün. Bu, ana koruma katmanınız olsun. Makyaj ürünlerinizin içindeki SPF’leri ise yalnızca bu ana korumaya eklenen, destekleyici bir ikincil bonus olarak düşünün. Asla tek başına makyaj ürünlerinin SPF'sine bel bağlamayın.

7. Güneş Kremi ile Nemlendiriciyi Aynı Anda Karıştırmak

Zaman kazanmak için güneş kremini nemlendiricinizle veya serumunuzla karıştırmak, formülasyon açısından büyük bir hatadır. Bu karışım, güneş kreminin içindeki koruyucu filtrelerin (özellikle organik/kimyasal filtrelerin) cilt yüzeyinde düzgün ve stabil bir film tabakası oluşturmasını engeller. Her iki ürünün emülsiyon sistemleri birbirine karıştığında kimyasal dengesizlikler oluşur ve koruma faktörü ciddi oranda seyrelir.

Ne yapmalısınız? Cilt bakım rutininizde katmanlama prensibini uygulayın. Önce serum ve nemlendiricinizi sürün ve bu ürünlerin cildinize tamamen emilmesi için 1-2 dakika bekleyin. Ardından, en son katman olarak güneş kremini ayrıca ve eşit bir tabaka halinde uygulayın. Hiçbir ürünü birbirine karıştırmayın.

8. Çok Düşük SPF Değerine Sahip Ürünleri Tercih Etmek

SPF (Sun Protection Factor) yalnızca UVB ışınlarına karşı korumayı ölçer. SPF 15, UVB’nin yaklaşık %93’ünü engellerken, SPF 30 bu oranı %97’ye, SPF 50 ise %98’e çıkarır. Her ne kadar yüzdeler arasındaki fark küçük gibi görünse de, cilde ulaşan zararlı ışın oranı SPF 15'te %7 iken, SPF 50'de bu oran %2'ye düşer ki bu, cilt hücreleri için 3 kattan fazla bir koruma farkıdır.

Ne yapmalısınız? Kullanacağınız ürünün en az SPF 30 koruma sağlaması şarttır. Uzun süre dışarıda kalacaksanız veya açık havada çalışıyorsanız mutlaka SPF 50 tercih edin. Ayrıca, ürünün yalnızca "UVB koruması" değil, aynı zamanda "Geniş Spektrumlu" (UVA koruması da içeren) etiketine sahip olmasına özen gösterin. UVA, cildin derin katmanlarına inen ve yaşlanmaya neden olan ışınlardır.

9. Son Kullanma Tarihi Geçmiş veya Bozulmuş Ürünü Kullanmak

Güneş kremlerinin aktif kimyasal bileşenleri, zamanla ve özellikle aşırı sıcaklıklara maruz kaldıklarında kararsız hale gelir ve parçalanır. Bu parçalanma sonucu koruyucu özelliğini tamamen yitirir; kokusu, dokusu ve rengi değişir. Geçen yıldan kalan, sıcak arabada kalmış veya güneş altında erimiş bir krem, cildinize yağdan başka bir şey sürmemenizle eşdeğerdir.

Ne yapmalısınız? Ambalajın üzerinde yer alan, açıldıktan sonra kaç ay kullanılabileceğini gösteren (12M, 24M gibi) kavanoz simgesine mutlaka bakın. Ürünü açtıktan sonra bu süreyi geçirmeyin. Genel kural, bir güneş kremini 1-2 yıl içinde tüketmektir. Güneş kremini asla sıcaklığı 25°C'nin üzerine çıkan ortamlarda, örneğin arabanın torpido gözünde veya direk güneş ışığı alan bir pencerenin önünde saklamayın. Serin ve kuru bir yerde muhafaza edin.

10. Dışarı Çıktıktan Sonra Güneş Kremi Sürmek (Geciken Koruma)

Özellikle kimyasal (organik) filtreli güneş kremleri, cilt yüzeyine uygulandıktan sonra cildin üst tabakasına nüfuz etmesi ve güneş ışınlarını emerek ısıya dönüştürebilecek kimyasal reaksiyonu başlatması için zamana ihtiyaç duyar. Eğer kremi sürer sürmez güneşe çıkarsanız, bu reaksiyon henüz başlamadığı için cildiniz tamamen savunmasız kalır ve UV ışınları hücrelerinize zarar vermeye başlar.

Ne yapmalısınız? Evden veya otelden çıkmadan, güneşe maruz kalacağınız andan itibaren en az 15-20 dakika önce güneş kreminizi sürmüş olun. Bu süre zarfında krem cilde oturacak ve koruyucu tabaka aktive olacaktır. Fiziksel (mineral) filtreli ürünler genelde anında koruma sağlasa da, alışkanlık haline getirmek için her zaman erken uygulamayı tercih edin.

11. Sadece Tatil veya Plaj Günlerinde Kullanmak (Günlük Tehlikenin Farkında Olmamak)

Birçok kişi güneş kremini yalnızca denize veya havuza gittiğinde, yani tatil günlerinde düşünür. Oysa cilt hasarının büyük bir kısmı, günlük hayatta maruz kalınan kümülatif UV ışınlarından kaynaklanır. Araba kullanırken camdan süzülen UVA ışınları, işe gidip gelirken yürünen kısa mesafeler, hatta evin pencere önünde otururken bile ciltte yıllara yayılan derin hasarlar (kırışıklık, leke ve kanser riski) oluşur.

Ne yapmalısınız? Güneş kremini yalnızca tatil çantasından çıkarılan bir eşya olmaktan çıkarın. Her sabah, dişlerinizi fırçaladıktan sonra yaptığınız gibi, rutin olarak yüzünüze, boynunuza ve açık kalan tüm bölgelerinize güneş kremi sürmeyi alışkanlık edinin. Bu, yaşlanma karşıtı en etkili ve ucuz yöntemdir.

12. Tek Başına Güneş Kremine Körü Körüne Güvenmek

Hiçbir güneş kremi, SPF değeri ne kadar yüksek olursa olsun, güneşin zararlı ışınlarına karşı %100 koruma vaadi sunmaz. En iyi ihtimalle %98 oranında bir bariyer oluşturur. Geriye kalan %2'lik ışınlar, özellikle öğle saatlerinde çok yoğun olduğunda hücrelere hasar vermeye devam edebilir.

Ne yapmalısınız? Güneş kremini, güneşten korunma stratejinizin yalnızca bir parçası olarak görün. En önemli saatlerde (11:00-16:00 arası) doğrudan güneşten kaçının, mümkünse gölgede durun. Geniş kenarlı şapkalar, UV koruma faktörlü (UPF) kıyafetler ve %100 UV korumalı güneş gözlükleri kullanarak fiziksel bariyer oluşturun. Bu çoklu koruma yaklaşımı, cildinizin alabileceği toplam hasarı en aza indirir.

13. Kullanılan Bazı İlaçların Cildi Hassaslaştırdığını Göz Ardı Etmek

Günlük hayatta kullandığımız pek çok reçeteli veya reçetesiz ilaç, cildin güneşe karşı toleransını ciddi anlamda düşürür. Bu duruma 'fotosensitivite' (ışığa duyarlılık) denir. Antibiyotikler (özellikle tetrasiklin grubu), bazı doğum kontrol hapları, tansiyon düşürücü ilaçlar, kalp ilaçları, bazı anti-inflamatuarlar (NSAI ilaçlar) ve hatta akne tedavisinde kullanılan bazı kremler cildin güneş yanığına yatkınlığını inanılmaz derecede artırır. Bu ilaçları kullanırken normalden çok daha kısa sürede ciddi yanıklar oluşabilir.

Ne yapmalısınız? Kullandığınız her ilacın prospektüsünü mutlaka okuyun ve "fotosensitivite", "güneşten korunun" veya "ışığa karşı hassasiyet" uyarılarını arayın. Eğer bu tür bir ilaç kullanıyorsanız, güneş koruma önlemlerinizi en üst seviyeye çıkarın; kapalı kıyafetler giyin ve güneş kreminizi daha sık yenileyin. Bu konuda en doğru bilgiyi almak için doktorunuza veya eczacınıza mutlaka danışın.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

M. Akyüz - Köprü Kralı

 

Keşfedilen Bloglar 5

Herkese merhaba Ben Hayata Genç Bakış. Annemin bloğunda yazmaya başladığımda blog keşif etkinliği düzenlemiştim.

Fatih Murat Arsal - Büyülü Orman

 

Melisa Şentürk - Kullanıcı

 

Fazıl Hüsnü Dağlarca - Saadet

Şermin Yaşar - Telefon Melefon Yok

 

Cengizhan Sönmez - Ödül

Merhabalar Sizlere uzun zamandır günün şarkısını vermediğimi fark ettim.

Saç Bakım Ampulleri

Merhabalar Saçıma boya sürmediğim eski zamanlarda, hatta doğru dürüst şampuan bile kullanmazken (o zamanlar yeşil Kafoğlu sabun vardı ve kesinlikle candı.) saçlarımın bakımı ihmal etmemeye çalışırdım. Kendimi bildim bileli saç bakımına özen gösteririm. 

Michelle Heard - Günahkarın Gücü / Günahkarlar Serisi 2

 

Dilek Gökmen - Çocuklar İçin İngilizce