Recaizade Mahmud Ekrem Kimdir?
Recaizade Mahmud Ekrem (Osmanlıca: رجائی زاده محمود اكرم), Tanzimat dönemi Türk edebiyatının en etkili ve yenilikçi figürlerinden biridir. Şair, romancı, tiyatro yazarı, hikâyeci, eleştirmen, edebiyat kuramcısı ve devlet adamı olarak tanınır. “Üstat Ekrem” lakabıyla anılan Ekrem, “sanat sanat içindir” anlayışını benimseyerek Türk edebiyatında romantizmden realizme geçişte köprü rolü oynamış, Servet-i Fünun ve Edebiyat-ı Cedide hareketlerinin fikir babası kabul edilmiştir. En ünlü eseri, Türk edebiyatının ilk realist roman örneklerinden Araba Sevdası’dır.
Hayatı ve Kariyeri
1 Mart 1847’de İstanbul’un Vaniköy semtinde doğdu. Babası, Tanzimat sonrası Takvimhane Nazırlığı yapan şair, hattat, vak’anüvis ve devlet adamı Mehmed Şakir Recai Efendi; annesi Timurtaş Paşa sülalesinden Adviye Hanım’dır. Dedeleri Balıkesir kökenlidir. Küçük yaşta babasından Arapça, Farsça ve Süryanice öğrendi. 1858’de Mekteb-i İrfan’ı bitirdikten sonra Harbiye İdadisi’ne girdi ancak sağlık sorunları nedeniyle öğrenimini tamamlayamadı. 1862’de Hariciye Nezareti Mektubi Kalemi’nde memuriyete başladı. Burada Namık Kemal, Leskofçalı Galib, Hersekli Ârif Hikmet gibi isimlerle tanıştı ve Encümen-i Şuara’ya katıldı. Tasvir-i Efkar gazetesinde yazılar yayımladı, Namık Kemal’in Avrupa’ya gidişinden sonra bir süre gazetenin yönetimini üstlendi. Fransızca öğrenerek Batı edebiyatından (özellikle Lamartine, Musset gibi romantiklerden) etkilendi ve çeviriler yaptı.
Memuriyet hayatı boyunca pek çok görev aldı: 1874’te Tanzimat ve Nafia dairelerinde başmuavinlik, 1877’de Şura-yı Devlet üyeliği, 1880-1888 arası Mekteb-i Mülkiye ve Galatasaray Sultanisi’nde edebiyat öğretmenliği, resmi görevle Trablusgarp’a gönderilme. II. Meşrutiyet sonrası (1908) Kamil Paşa kabinesinde kısa süre Evkaf ve Maarif Nazırlığı yaptı, Meclis-i Ayan üyeliğine seçildi (1908-1914). Otoriter ama öğrencileri tarafından çok sevilen bir öğretmendi; Tevfik Fikret gibi Servet-i Fünun şairlerini yetiştirdi.
Sağlık sorunları (özellikle böbrek rahatsızlıkları) nedeniyle Viyana’da tedavi gördü, Büyükada’da uzun süre inzivaya çekildi. Edebî tartışmalar, idari baskılar ve ağır aile trajedileri nedeniyle bunalımlar yaşadı; bir dönem Avrupa’ya kaçma girişiminde bile bulundu.
Özel Hayatı, Eşi ve Çocukları
1868’de amcası Arif Efendi’nin kızı Güzide (Ayşe Güzide) Hanım ile evlendi. Evlilikleri mutlu geçti ancak trajik çocuk kayıplarıyla gölgelendi. Dört çocukları oldu:
İlk çocukları Fatma Piraye, doğum sırasında hayatını kaybetti.
Oğlu Sunullah Emced, 1,5 yaşında dadısının dikkatsizliği sonucu ağır bir kaza geçirdi; yaklaşık 20 yıl yatalak kaldı, hiç konuşamadan vefat etti.
Oğlu Mehmet Nijad (1883 doğumlu), babasının en çok sevdiği çocuğuydu. 14-15 yaşlarında (yaklaşık 1897-1899) ağır bir hastalıktan (bazı kaynaklarda verem) öldü. Bu ölüm Ekrem’i derinden yıktı; cemiyet hayatından tamamen çekildi, Büyükada’da Karanfil Sokağı’ndaki iki odalı sayfiye evine kapandı, kimseyi görmek istemedi, her gün ağladı ve oğluna ithafen şiirler yazdı. Nijad’ın ölümü sonrası hayata küstüğü, matemini sessizce yaşadığı bilinir.
En küçük oğlu Ahmet Kemal Ercümend (1888 civarı doğumlu) hayatta kaldı ve ünlü mizah yazarı, romancı Ercümend Ekrem Talu olarak tanındı.
Aile acıları (özellikle Nijad’ın kaybı) hayatını ve eserlerini derinden etkiledi; şiirlerinde ve anılarında yoğun ıstırap, ölüm ve hasret temaları işledi.
Eserleri
Şiir kitapları:
- Nağme-i Seher (1871)
- Yadigâr-ı Şebâb (1873)
- Zemzeme (3 cilt, 1883-1885) – Muallim Naci’nin “Demdeme” polemiğiyle ünlü tartışmaya yol açtı.
- Tefekkür (1888, düzyazı karışık)
- Pejmürde (1893, düzyazı karışık)
- Nijad Ekrem (2 cilt, 1900-1910; oğlunun anısına anılar ve şiirler)
- Nefrîn (1914)
- Ah Nijad, Bir Kuş gibi bireysel şiirler.
Roman:
Araba Sevdası (1896-1897; Servet-i Fünun’da tefrika, sonra kitap) – Türk edebiyatında realizmin öncüsü; yanlış Batılılaşmayı (alafrangalık), züppe tipi ve toplumsal yozlaşmayı ironik bir dille eleştirir. Başkahraman Bihruz Bey, şımarık, gösteriş düşkünü bir Osmanlı gencidir.
Hikâyeler:
- Saime (1888)
- Muhsin Bey Yahut Şairliğin Hazin Bir Neticesi (1890)
- Şemsâ (1895)
Tiyatro eserleri:
- Afife Anjelik (1870, trajedi)
- Atala Yahut Amerika Vahşileri (1873, Chateaubriand’dan tercüme-adapte)
- Vuslat Yahut Süreksiz Sevinç (1874)
- Görev Çağrısı (1914)
- Çok Bilen Çok Yanılır (1916, ölümünden sonra yayımlanan komedi; en başarılı tiyatrosu sayılır)
- Muhsin Bey (1915)
Eleştiri ve kuramsal eserleri:
- Talim-i Edebiyat (1882/1897; Türk edebiyatında ilk sistemli edebiyat kuramı kitabı)
- Takdir-i Elhan (1886)
- Kudemadan Birkaç Şair (1888, biyografik)
- Takrizat (1896)
- Nâçiz, Ta‘lîm-i Edebiyyât (1872) vb.
Şiirlerinde aruz veznini ustalıkla kullandı; doğa, aşk, ölüm, ıstırap, hasret temalarını işledi. Fransız romantiklerinden etkilendi, estetik değeri ön planda tuttu. Eski-yeni edebiyat tartışmalarında yenilikçi tarafı savundu, Servet-i Fünun gençlerini destekledi.
Ödülleri ve Nişanları
Osmanlı döneminde modern edebiyat ödülü yoktu. Bâlâ rütbesiyle birinci derece Osmânî ve Mecîdî nişanlarına sahipti. En büyük ödülü, Türk edebiyatındaki kalıcı etkisi ve “Üstat” unvanıdır.
Şarkıları, Besteleri, Albümleri, Filmleri, Dizileri
Müzisyen veya besteci değildi; şarkı, beste veya albüm yapmadı. Şiirleri sonradan bazı besteciler tarafından bestelenebildi ancak kendisiyle ilişkili popüler bir şarkı/albüm bilinmez. 1914’te vefat ettiği için sinema/televizyon çağı öncesi yaşamıştır; kendisi hakkında film veya dizi yoktur. Araba Sevdası romanı tiyatro (2015’te Betül Odabaşı Törk uyarlaması), radyo tiyatrosu gibi uyarlamalara konu oldu ama kendisi oyuncu/senarist değildir.
Vefatı ve Mirası
31 Ocak 1914’te İstanbul’da 66 yaşında (böbrek rahatsızlığı ilerlemesiyle) vefat etti. Ölümü üzerine okullar tatil edildi, büyük bir cenaze töreni düzenlendi. Vasiyeti üzerine Anadoluhisarı Küçüksu Mezarlığı’na, çok sevdiği oğlu Nijad’ın yanına defnedildi.
Türk edebiyatının yenileşmesinde köprü görevi gördü: Realist romanın, edebiyat eleştirisinin sistemleşmesinin, estetik anlayışın yerleşmesinin, modern tiyatronun öncülerindendir. Servet-i Fünun kuşağını yetiştirdi, Tanzimat II. Dönem’in en güçlü temsilcisi oldu. Oğlu Ercümend Ekrem Talu aracılığıyla edebiyat geleneği devam etti. Hayatı, eserlerindeki gibi aile sevgisi, derin duygusallık, edebî idealizm ve trajediyle doludur.
Yorumlar
Yorum Gönder
Fikirlerinizi paylaşırsanız sevinirim.