Ana içeriğe atla

Haruki Murakami - Sahilde Kafka Kitap Alıntısı

"Yerine göre, kader dediğimiz şey, dar bir yerde sürekli yönünü değiştirerek dönüp duran bir kum fırtınasına benzer," diye konuşmaya başlıyor Karga:
“Yerine göre, kader dediğimiz şey, dar bir yerde sürekli yönünü değiştirerek dönüp duran bir kum fırtınasına benzer. Sen de, ondan kurtulmak için ayağını bastığın yeri değiştirirsin. Bunun üzerine fırtına da sana ayak uydurmak için yönünü değiştirir. Bir kez daha bastığın yeri değiştirirsin. Tekrar tekrar, sanki şafaktan hemen önce ölüm tanrısıyla yapılan uğursuz bir dans gibi, aynı şey tekrarlanıp gider. Neden dersen, o fırtına uzaklardan çıkıp gelmiş herhangi bir şeyden farklıdır da ondan. O fırtına aslında sensindir. O yüzden yapabileceğin tek şey, teslim olup ayağını dosdoğru fırtınanın içine daldırarak, gözlerini kum girmeyecek şekilde sımsıkı kapatıp adım adım fırtınanın içinden geçmektir. Orada, muhtemelen ne güneş ne de ay, hatta ne yön ne de zaman vardır. Orada, kemikleri bile parçalayacak kadar keskin beyaz kum tanecikleri gökyüzünde dans eder. İşte öyle bir kum fırtınası canlandır gözünde.”
Gözümde öyle bir kum fırtınası canlandırıyorum. Beyaz bir hortum, kalın bir halat gibi gökyüzüne doğru yükseliyor. Gözlerimi sımsıkı kapatıp ellerimi kulaklarıma bastırıyorum ki o incecik kum taneleri vücudumun içine girmesin. Kum fırtınası tam üzerime doğru gittikçe yaklaşıyor. Kumun basıncını uzaktan bile hissedebiliyorum. Artık beni yutmak üzere olduğunu da. Neden sonra, Karga elini usulca omzuma koyuyor. O anda kum fırtınası kayboluveriyor. Yine de gözlerim hâlâ kapalı. 
"Artık bundan sonra dünyanın en sert on beşlik delikanlısı olman gerekiyor. Her ne olursa olsun. Bu dünyada yaşamayı sürdürebilmek için başka çıkar yolun yok. Bunu başarabilmek için de, gerçekten sert olmanın ne anlama geldiğini kendin idrak etmek zorundasın. Anladın mı?"
Suskun kalmayı yeğliyorum. Karga'nın elini omzumda hissettiğim halde, öylece uykuya dalıp gitmek istiyorum. Belli belirsiz bir kuşun kanat çırpışını duyuyorum. "Dünyanın en sert on beşlik delikanlısı olacaksın," diye yineliyor Karga, tam uykuya dalmak üzereyken kulağımın dibinde fısıldayarak. Sözleri, kalbimin üzerine koyu mavi bir dövme gibi yapışıp kalıyor âdeta
“Sonra sen, gerçekten de onun içinden geçip gideceksin. O kum fırtınasının içinden. Hem sembol hem de fiziksel olarak görünen o kum fırtınasının. Ancak, hem sembol hem de fiziksel bir şey olduğu halde, aynı zamanda o şey insanın vücudunu binlerce bıçak tarafından kesilmiş gibi lime lime eder. Sayısız insan orada kan akıtmıştır, elbette senin kanın da akacak. Ilık, kırmızı kanın. O kanı avuçlarına dolduracaksın. Senin kanın ile başkalarının kanı birbirine karışacak. Sonra o kum fırtınası bittiğinde, nasıl olup da onun içinden geçebildiğini, nasıl hayatta kalabildiğini tam olarak anlayamayacaksın. Hayır, o fırtına gerçekten bitti mi bunun bile farkına varamayacaksın. Yalnız, tek bir şeyden emin olacaksın. O fırtınanın içinden geçtikten sonra, fırtınanın içine ayak attığındaki kişi olmayacaksın artık, aynı kişi olmayacaksın. Evet, işte kum fırtınasının anlamı bu.”

Yorumlar

  1. Bu kitabı görmemiştim. Alıntı harikaymış, değişik hislere sokuyor insanı. Paylaşım için teşekkürler

    YanıtlaSil
  2. 😍 Çok beğenerek okumuştum ya

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Fikirlerinizi paylaşırsanız sevinirim.