3 Aralık 2018 Pazartesi

Doruk Kirezci Röportajı

Merhabalar

Kışın kendini iyiden iyiye hissettirdiği aya geldik. Yani aylardan Aralık.
Yeni haftaya ve Aralık ayına yine keyifli bir röportajla başlayalım o zaman. Sayın Doruk Kirezci bu haftaki konuğumuz. Keyifli röportajımıza buyurun. Güzel ve mutlu bir hafta sizlerle olsun.

Hoşçakalın.

Doruk Bey öncelikle bloğuma hoşgeldiniz. Bu güzel röportaj için şimdiden teşekkür ederim. Dilersiniz sorularımıza geçelim.

* Kısaca kendinizden bahseder misiniz?
1983 yılının sıcak bir yaz gecesi Edirne’de doğmuşum. Memur çocuğuyum ve bu sebepten ötürü kendi ayaklarımın üzerinde durana kadar tayinler sebebiyle sürekli dolaştım. Sabaha karşı çıktığımız taşınma yolculuklarında mahalle arkadaşlarından ve komşulardan ayrılırken döktüğüm gözyaşlarının bana kattıklarına minnettârım. Kuşları çok severim ve onları gözlemleyip fotoğraflarını çekiyorum. Yakında da bir kız babası oluyorum.

* Yazmaya ne zaman başladınız?
Şiirleri de sayarsak ilkokulda şiir yazıyordum. Bunlar da genelde 23 Nisan’la falan alakalı oluyordu. Bando, bayraklar ve Atatürk hakkında. Onun dışında üniversitede çektiğim aşk acılarını hafifletmek için düzenli olarak yazdığım bir blogum da vardı. (2lem.blogcu.com)

* Kitap yada genel olarak yazma konusunu nasıl seçiyorsunuz? Etkileşim var mı? Yoksa tamamen tesadüf mü? Yani kurguyu önceden mi belirlersiniz? Yoksa bütün olay örgüsü siz yazdıkça mı gelişir?
Konular birden kafamda belirebiliyor. Bu da bilinçaltı ve gözlem gücüyle alakalı bir şey. Bir karakterinizin eksik kalmış yönünü, çevrenizde yaşanan bir olaydan ya da alakasız bir üçüncü sayfa haberinden çıkartabiliyorsunuz. Kurgu konusuna gelirsek, romanlarımın başı ve sonu bellidir. Hedef orada durur ve ben hedefe doğru dolambaçlı yollardan geçerek ve okuyucuyu şaşırtacak sürprizler oluşturarak yürürüm. Bazen de yürümem hedef öylece oradan bana bakar. Böyle zamanlarda ise daha derin kurgular ortaya çıkar.

* Kimsenin okumayacağını bilseniz bile yazmaya devam eder miydiniz?
Uzun bir süre böyle yazdım. Sonunda birileri yazdıklarımı fark etti ve bastı. Biraz Uyusam Düzelirim’in ilk baskısı 15 Mayıs’ta çıkmıştı ve ikinci kitabım Guguk ile birlikte 4-5 ayda toplam 4 baskı oldu ve inanın hâlâ kimse okumuyormuş gibi hissediyorum.

* İlk kitabınızı çıkarmaya nasıl ve ne zaman karar verdiniz?
Zamanını net olarak hatırlayamadım, fakat “nasıl” sorunuza şöyle cevap verebilirim: Geride bir şeyler bırakabilme hissi ve sanata duyduğum hayranlık sonucu, ben de bu fani dünyada bir iz bırakabilmek istedim. Yazmak bunu kısmen karşılıyor, ama geride kitaplar bırakabilmek, bambaşka.

* İnsanların çoğu "hayatımı yazsam roman olur" der. Sizce herkes kitap yazabilir mi? Yazmak bir yetenek midir?
Şimdi bunun üzerine düşündüm ve ne kadar çok yazar olduğu geldi gözümün önüne. Herkes yazıyor zaten. Yazmak ilgiyle başlar, yetenekle devam eder ve birikimle de tamamlanır. Yani yalnızca yetenekten meydana gelmiyor.

* Yazma ritüelinizden bahseder misiniz? Mesela hangi ortamda, hangi materyallerle, hangi müzikle ve nasıl bir coğrafya da yazmayı tercih edersiniz?
Televizyonda sığ programlar açıkken yazmayı seviyorum. Büyük resim defterlerinde kurgu haritası yapıyorum ve sonra da klavyeli bir Ipad’de bunları yazıya döküyorum. Bazen değişik mekânlarda da yazdığım oluyor.(Starbucks, nehir kenarında bir bank vb.) Değişik sahnelere göre değişik müzik türleri de seçiyorum. Mesela ilk kitabımı Kalben dinleyerek yazmıştım.

* Yazmak isteyen ancak nasıl yazmaya başlaması gerektiğini bilmeyenler için tavsiyeleriniz var mı?
Karakterleri, olayları ve sahneleri ayrı ayrı ele alsınlar. Yani bir ayakkabı boyacısı çocuğun ana karakter olduğu bir öykü yazacaklarsa, temiz bir sayfada önce o çocuğu yazmalılar. Çocuk en ince detayına kadar yazıldıktan sonra hikâyenin içine alınsın. Bunun dışında düzenli yazmak da yazmayı tetikleyen bir eylem.

* Bir gün kurgu olmayan bir şey yazmayı düşünüyor musunuz?
Şimdilik öyle bir düşüncem yok, çünkü ben gücümü kurgudan oluyorum. Beni kurgulayarak ortaya çıkarttığım kitaplar mutlu ediyor.

* Bir yazar olarak okuduğunuz ve beğendiğiniz yazarlar kimler?
İhsan Oktay Anar, Hakan Günday, Neil Gaiman, John Scalzi ve daha uzar gider…

* En son hangi kitabı okudunuz?
Robert Musil- Aptallık Üzerine

* Yayımlanan iki kitabınız var. Son kitabınızın da yeni çıkmış. Hayırlı ve bol okurlu olsun. Yine de yeni kitap veya yeni projeler var mı?
Teşekkür ederim. 2018 yılının başından beri çalıştığım bir romanım var. 1-2 ay sonra biter diye düşünüyorum.

* Asıl mesleğiniz nedir?
Biyoloğum. İlaç sektöründe 11 yıldır satış ve pazarlama bölümünde çalışıyorum. Ama asıl mesleğim yazarlık.

* Yazmak sizin için hayat boyu sürecek serüven mi? Yoksa yazmayı bırakmayı düşündüğünüz bir zaman var mı?
Yazmak beni bırakana kadar devam etmeyi planlıyorum. Mesela 15 gündür yazamadım hiç.

* Günümüzde gençlerin sosyal medya sitelerinde çok zaman geçirmesini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Üzücü ama zamanın gerçeği. Sadece gençler değil, anne ve babalarımız da keşfettiler sosyal medyayı. Ipad ve telefon kullanım yaşı bebeklik çağlarına kadar düştüğü için bu artık kaçınılmaz. Kendi kendine telefonun kamerasını açan bir bebeğe “çok akıllı” diyen de yine bizleriz. Ama o geçirdikleri zamanı verimli geçirsinler istiyor insan. O da her geçen gün yeni bir uygulama çıkan bu günlerde çok zor. Mesela bookstagram hesaplarını takip etsinler. Saçma sapan ünlülere özenmelerini istemem.

* Günümüz gençliğine üç tavsiye verecek olsaydınız bunlar ne olurdu?
İyi bir insan olsunlar ve çok okusunlar. Bu ekonomik şartlar altında zor ama, dünyayı dolaşsınlar.

* Kitaplarınızda yayımlandıktan sonra şunu yazsaydım yada şunu yazmasaydım dediğiniz oldu mu?
Hiç olmadı, çünkü çok uzun bir süreç yayımlanma süreci.

* Yazmadığınız zaman ne yaparsınız?
Okurum, spora giderim.

* Kitap fuarlarıyla ilgili düşünceleriniz nelerdir?
Kitap fuarları okurlar için lunapark gibi. Bütün oyuncaklara aynı anda binmek isteyen bir çocuk gibi bütün kitaplara saldırmak istiyor insan. Yayınevleri için yıl boyunca beklenen bir organizasyon. Ünlü yazarlar için sıkıcı ve yorucu. Oysa ben 6-7 saat aralıksız imza versem gıkım çıkmazdı J

* Okurlarınızla aranızda nasıl bir bağ var?
Gözyaşları. Bilge’ye ve Vedat’a beraber ağladık.

* Son olarak eklemek istedikleriniz var mı ya da okurlarınıza mesajınız var mı?
Bu röportaj için çok teşekkür ediyorum.

Doruk Bey keyifli bir sohbet oldu. Umarım ilerleyen zamanlarda sizi yine bloğumda konuk edebilirim. Zaman ayırıp röportaj yaptığınız için tekrar teşekkür ederim. Yolunuz açık, okurunuz bol olsun.

10 yorum :

  1. Güzel söyleşi için teşekkürler

    YanıtlaSil
  2. Röportaj güzel geçmiş, emeğinize sağlık

    YanıtlaSil
  3. Röportajların son sürat devam ediyor ve biz de sayende yazarları tanıma fırsatı buluyoruz..

    YanıtlaSil
  4. Keyifli bir röportaj olmus 😊

    YanıtlaSil
  5. ritüelleri hoşmuşş. napsın hayatını kazanmak için çalışmak zorundaa.

    YanıtlaSil