28 Ağustos 2018 Salı

Yürüyen Köşk Yalova

Merhabalar

Geçtiğimiz haftalarda hafta sonu kendimize bir şehir dışı kaçamağı yapalım dedik ve Yalova'ya doğru sabah saatlerinde yola çıktık.
Öncelikle Yalova'da gezilecek yerler konusunda o kadar araştırma yaptığımız halde Yalova'da gezecek pek bir yer olmadığını da acı bir şekilde görmüş olduk. Bunu ayrıca başka bir yazımda sizlerle paylaşacağım. Şimdi gelelim Yalova'da nereye gittiğimize.  

Yalova'da dediğim gibi kendi içerisinde öyle gezilecek pek bir yer yok. Yürüyen Köşk'ü çok methetmişlerdi ve biz de hem sahil kenarında olduğundan hem de merakımızdan gittik. Öncelikle sizlere şunu söyleyeyim. Benim gibi köşkün yürüdüğünü düşünerek giderseniz büyük hayal kırıklığına uğrarsınız. Çünkü köşk sabit. Diyeceksiniz ki; "Beyda o zaman adı neden Yürüyen Köşk?" Sizlere hikayesini anlatayım.

Atatürk 21 Ağustos 1929 tarihinde İstanbul'dan Bursa'ya gitmek üzere Ertuğrul Yatı ile yola çıkar. Yalova açıklarından geçerken gözüne çarpan çınardan çok etkilenerek sahile çıkar. Çınarın altında bir süre dinlendikten sonra, bu ulu ağacın yanına küçük bir ev yapılmasını ister. Çok kısa bir sürede, yalnızca 22 günde ahşap iki katlı bir ev inşa edilerek 12 Eylül 1929'da kullanıma hazır hale getirilir. Bundan tam bir yıl sonra 193'da Atatürk'e çınarın dallarından birinin köşkün çatısına değdiği ve kesilmesi gerektiğini bildirir. Bu öneriye karşı çıkan Atatürk, ağacın dalının kesilmesindense, köşkün ileriye taşınması talimatını verir.

8 Ağustos 1930 tarihinde, İstanbul Belediyesi Fen İşleri İdaresi'nden mimarlar ve mühendisler gözetiminde ustalar ve işçilerle köşkün taşınması işlemine başlanır. Bu işlem için; önce bina seviyesindeki toprak büyük bir dikkatle kazılarak temel seviyesine inilir. Daha sonra İstanbul'dan getirilen tramvay rayları, santim santim binanın temellerinin altına yerleştirilerek bina rayların üzerine oturtulur. Önce toplantı salonu olarak kullanılan betonarme bölüm, daha sonrasındaysa ahşap yapı, 3 gün içerisinde tam 4 metre 80 santim binanın doğusuna kaydırılır. Atatürk'ün bizzat nezaret ettiği çalışmalar tamamlandığında; hem yapı yıkılmaktan, hem de çınar kesilmekten kurtulur. Bu tarihten sonra yapı; "Yürüyen Köşk" olarak anılmaya başlar. Yürüyen Köşk görkemli bir yapı olmamasına karşın, son derece sade ama zarif mimarisiyle özellikli bir binadır. Ancak onu özel ve anlamlı kılan verdiği mesajdır. Atatürk, çevre bilincinin henüz oluşmadığı zamanlarda, büyük öngörüsüyle doğa ile barış içinde yaşamanın önemini vurgulamış ve bunu Yürüyen Köşk ile anıtlaştırmıştır.

Yeni yazılarımda görüşünceye dek, kendinize iyi bakın. Gezmeyi ve okumayı ihmal etmeyin. Gülümseyin. Hayat gülünce güzel.

Hoşçakalın.




2 yorum :

  1. ha haaa duymadıydıım sayiden de yürümüş :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Deep;
      Ben ne hayallerle gittim bir bilsen. Çok büyük dumur oldum.

      Sil