18 Haziran 2017 Pazar

Işıl'ca - Köle

Merhabalar

Kitaba nasıl başlasam, neresinden tutsam bilemiyorum. Işıl'ca Bir Türk Masalı serisini bayıla bayıla okuyan ben maalesef Köle için aynı şeyleri söyleyemeyeceğim. Gelin en iyisi ben size baştan anlatayım.
Kitap 24.yy'da parçalanmış krallıklar zamanında bir köle ile efendisinin aşkını konu alıyor. Fakat romana direkt olarak bir aşk kitabı da diyemeyiz. Zira ütopik bir kitap. Köleler, efendiler, krallıklar derken kendinizi saraydan dışarı atamıyorsunuz. 

Kitap güzel bir giriş yaptı derken Edward ve Jaymie'nin birlikte olmalarıyla farklı bir boyut kazanıyor. Jaymie ile Edward'ın birlikte olmaları da Edward'a Kraliçe'nin (üvey anne) oynadığı bir oyunla başlıyor. 

Kitapta +18 çok çok fazlaydı ve bu beni aşırı rahatsız etti. Üstelik Edward'ın intikam adı altında  Jaymie üzerinde bunu gösterme çabası. Kitabı okuyacaklar bu konuyu göz önünde bulundursun.

Kölelik zamanında Kölelerin Efendilerine itiraz edemediğini biliyorum ancak bazen Jaymie bir köleye göre çok fazla cesurken, bazen de hiç sesini çıkarmadı. Bu beni çileden çıkardı. Ya susarsın ya da susmazsın. Nettir. Üstelik 17 yaşında bir kıza göre Efendisiyle ilgili, zarar görmemesi adına bu kadar ince düşünce de helal olsun doğrusu dedirtti.

Jaymie'nin kendi güzelliği konusunda mütevazi oluşu çok güzel. Ancak Edward için aynı duygularda değilim. Edward'ın davranışları hastalıklı, psikoloji bozuk,sadist ve dengesiz bir insan gibiydi ki; normal şartlarda böyle birini görsem koşarak uzaklaşırım. Özellikle son zamanlarda 3.sayfa haberlerinde sıkça gördüğümüz kadınların dövülmesi, yaralamalar, hırpalanmalar ve kadınların canlarına kıymak istemesi kitapta bire bir uyarlanmıştı. Her ne kadar günümüz insanı böyle hastalıklı kişileri okumaya bayılsa da; maalesef biraz abartıldığını düşünüyorum. Bir kadının bu kadar yerin dibine sokulması, köle bile olsa kabul edilebilir bir şey değil. Üstelik cinnet durumunda canına kıyacak kadar gözü dönen Jaymie ölümle yüz yüze gelince Edward'ın birden sevgi yumağı haline dönmesi, resmen günümüz Türkiye'sindeki kocaları anımsattı. Hani kadın iyileştikten sonra özlerine dönenlerden. Edward'da aynen bu şekilde yapacağını yapıp, sonra pişman olup, özür dileyen bir karakter. 

Genel olarak çok büyük hevesle okumak istediğim hikaye güzel başlamıştı ancak Edward'ın ruhsal bozukluğu, Jaymie'nin kararsızlığı maalesef kitabı zor bitirmeme neden oldu. Kitabı beğenen kesim oldukça fazla. Fakat ne yazık ki ben bu kitabı sevemedim. Yazarın kalemine kesinlikle sözüm yok zira Işılca'nın kalemini çok severim. Ancak bu kitap beni çok yordu. Kadınlar üstünde bu kadar işkence yapanlar karakter bile olsa boşuna nefes alıyorlar. 

Yazarın okumadığım son bir kitabı kaldı. Kan ve Aşk. Yakın zamanda okumak dileğiyle.

Yeni yazılarımda görüşmek üzere. Kendinize çok iyi bakın. 

Hayırlı iftarlar. 

Okumaktan zarar gelmez. Kitap okuyun.

Hoşçakalın.

Tanıtım Bülteninden

Kudretli bir prensin, bir köleye duyduğu tutku…

Bir kölenin efendisine aşkı…
Veliaht Prens Edward, yatağını nice kadınlar süslerken, aradığı tutkuyu kölesinin gözlerinde bulduğunda, aşık olabileceğini hiç düşünmemişti. Prens Edward’ın aklını kurcalayan sorunun yanıtı gayet basitti: İkisi de sadece bedenlerinde özgürdüler.
Ne Edward bir prensti ne de Jaymie bir köle...
Dudakları, gözleri, elleri özgürce konuşuyordu. Sevişmeleri, birbirlerine haykıramadıkları, söylemek isteyip susmak zorunda kaldıkları cümlelerdi. 
Her istediğini elde etmiş bencil bir prens, bir kölenin aşkıyla baş edebilecek mi? Aşkları için geleneklere karşı savaşırken engelleri aşabilecekler mi? Kaybedişi, intikamı ve pişmanlığı yaşarken sevgileri yeniden doğru yolu bulabilecek mi?
Şehvetin, masumiyetin ve acının derinlerinde, aşkın her halini antalan bir hikâye...


Sayfa Sayısı : 744

Basım Yılı : 2015

Müptela Yayınları
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...