24 Temmuz 2016 Pazar

Ayşegül Çiçekoğlu - Tutkunun Savaşı

Merhabalar

Ramazan ayı içerisinde okuyup bir solukta bitirdiğim ancak yorumlamaya fırsat bulamadığım bir kitap Ayşegül Çiçekoğlu'nun Tutkunun Savaşı kitabı.



Tutku küçük yaşta annesini kaybetmiş, ağabeyi ile birlikte üvey anne ellerinde zor bir çocukluk geçirerek büyümüştür. Ağabeyi Turan her fırsatta Tutku'yu koruyup, kollamış olmasına rağmen üvey anne elinde yaşadıkları hiç de kolay durumlar değildir. Gün gelip de kendi hayatlarını kurup, kendi ayakları üstünde durduklarında rahat bir nefes almaya başlamışlardır. Ta ki Turan'ın Tutku'yu bir mal gibi Savaş'a satmasına kadar.


Turan içinde bulunduğu maddi krizden kurtulmak için çabalamak da ancak bir türlü düşmüş olduğu borç batağından kendisini kurtaramamaktadır. Bu duruma arkadaşı İsmail'in bir teklifi ile sıcak bakmaya başlar. Eşi, çocukları ve kendi hayatının kurtulabilmesi Tutku'ya bağlıdır. 

Savaş düzen manyağı, çok sert mizaçlı bir iş adamıdır. Annesinin rahatsızlığı nedeniyle hayattaki tek isteği, annesine evlenip bir torun verebilmektir. Ancak bu öyle herhangi birinden olmayacaktır. Evleneceği kızın bakire olması da önemlidir. Durum böyleyken arkadaşı İsmail'in yapmış olduğu teklif cazip gelir. İsmail'in bulduğu kızın ağabeyinin borçlarına karşılık, kız kardeşi ile evlenecektir. Böylelikle her ikisi içinde kârlı bir anlaşma sağlayacaktır. Velev ki, işler planlandığı gibi gitmez.

Turan kardeşine evlilik meselesini açtığında Tutku mal gibi satılma fikrine şiddetle karşı çıkar. Almanya'dan Bodrum'a bir bilet alır. Tutku çok kızgındır. Herkese, her şeye. Her ne kadar yengesi Ebru nikahta keramet vardır dese de bildiğini okumaktan vazgeçmez. Bodrum'a gidip hem bir kaç gün kafa dinleyecek, hem de kafasına yatan biri ile birlikte olacaktır. Böylelikle evlenmek isteyen koca adayından da intikamını almış olacaktır.

Tutku Bodrum'a gelip uçaktan indikten sonra başına gelmeyen kalmaz. Gece ıssız yolda en son hatırladığı bir aracın önüne kendisini attığıdır. Sabah uyandığında kendisini bir evde bulur. Burada Yılmaz adındaki kişi Tutku'ya yardımcı olur. Fakat Tutku'nun evdeki varlığından rahatsız bir kişi daha vardır ve evden gitmesini istemektedir. Fakat olaylar Tutku aleyhine gelişince Tutku evden ayrılamaz. Tutku'nun evden ayrılacağı günün gecesinde bir şekilde Tutku evdeki diğer adam ile yakınlaşır ve beraber olur. Adam sabah olduğunda kızın bakire olduğunu anlar. Fakat iş işten geçmiştir. Tutku ise o gün evden ayrılır. 

Savaş Tutku ile evleneceği gün nikah için eve Tutku'yu almaya gider. Tutku ise evlenmek istemeyerek ilk kez göreceği damat adayını beklemektedir. Savaş eve Tutku'yu almaya geldiğinde ikisinin de yaşadığı şok tüyler ürperticidir. Bodrum'da birlikte olduğu kız, karısı olmak için karşısında beklemektedir. Tutku'nun ise birlikte olduğu kişi Savaş'tan başkası değildir. Kendisini satın alan adamdan kaçarken yolu yine O'nda kesişmiştir. Bundan sonrası artık ne Tutku, ne de Savaş için kolay olmayacaktır. 

Ayşegül ablamın kalemi ile tanışmam tesadüfen aldığım Bırakma Ellerimi kitabına dayanır. O kitabı okurken çok beğenmiştim. Akıcı ve insanı sıkmayan kalemi ile kitabın nasıl bittiğini anlamıyorsunuz. Tutkunun Savaşı kitabını okurken de aynı şekildeydi ve iki akşam da kitabı bitirdim. Zaman zaman Tutku'ya, zaman zaman Savaş'a kızdığım yerler çoktu. Fakat her ikisini de ayrı ayrı sevdiğimi söyleyebilirim. 

Tutku'nun Savaşı bana iki keçi hikayesini anımsatıyor. Köprüden geçmek için birinin yoldan çekilmesi gerekiyor ama ikisi de çekilmiyor. Tutku ve Savaş'da aynı şekildeydi. İnatları ve gururları ikisinin de kişiliklerinin bana göre önüne geçti. Sonu mu? Sonunu söylemem. Ama kitabı kesinlikle tavsiye ediyorum. İnsanın içini ısıtan bir hikayeydi.

Ayşegül ablamın yeni kitaplarını sabırsızlıkla bekliyorum. Muhtemelen Eylül ayında Affet isimli hikayesinin kitap kokusuyla buluşmuş halini okuyacağız. Bu hikaye wattpadde okumaya başladım ancak yarıda kaldı ve sonunu çok merak ediyorum. Ayrıca Ayşegül abla diğer hikayelerinin de kitapla buluşması gerek. Aklımda kalanlar 8,15 vapuru (ki bu gerçek bir hikaye bunun da sonunun ne olduğunu tam olarak bilmiyorum.) Kendi Düşen Ağlamaz (Bunun da sonu gelmedi. Alize ve Serkan'ın sonunu hâlâ merakla bekliyorum.) Mutlu Ol, Senden Vazgeçmem, Beni Hatırla (bu hikaye Affet ile birlikte kitap olacak) Yağmurun Adı Aşk, Sen Benim Işığımsın, Ölüm Meleği, Sen Benim Nefesimsin, Yaşanmamış Yıllar.

Tamam kabul ediyorum yayın evi senin hızına yetişemiyor ama birbirinden güzel bu hikayeleri de açıkçası kitaplığımda somut olarak görmek istiyorum. Kitap kapağı ve içerikle ilgili yazmazsam haksızlık olur zira kapak Tutku ve Savaşı anlatıyor. Kitap içerisinde siyah sayfa üzerine yazılan bölüm başı yazıları da çok güzel düşünülmüş ve kitaba ayrı bir hava katmış. Siyah renk yine Savaş.

Kalemine sağlık Ayşegül Çiçekoğlu. Yeni kitaplarını sabırsızlıkla bekliyoruz.

Hepinize keyifli okumalar dilerim.

Tanıtım Bülteninden

Bazı aşklar yakıcı…
Bazı aşklar tutkulu…
Bazıları ise daha en başından nefretle doludur.
Bir savaş; hiç bu denli yıkıcı olmamış.
Tutku; ise hiç bu denli yakmamıştı.
Kalbinde aşka yer olmayan bir adam ve özgürlüğü uğruna her şeyi göze alabilen bir kadın.
İki yaralı ruh…
İki deli fırtına…
Ve can yakan bir aşk.
 
Tutkunun Savaşı;  Acıtan bir sevginin, hayatı öğrettiği masalsı bir aşk hikayesi…  
Basım Yılı : 2016

Sayfa Sayısı : 480

Arunas Yayıncılık
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...