15 Şubat 2015 Pazar

Reşat Nuri GÜNTEKİN - Çalıkuşu



Merhaba dostlar,

Hangi kitabı ilk paylaşsam diye çok düşünmeden yıllardır en sevdiğim ve içimde hep sürekli okuma arzusuyla dolduğum Reşat Nuri Güntekin'in unutulmaz eseri, hakkında film ve diziler yapılan Çalıkuşu ile başlamak istedim.


Söz konusu kitap 1922 yılında yazılmış olup, Anadolu ve Son Osmanlı dönemini anlatan bir romandır. Eser Vakit gazetesinde yayınlandıktan sonra çok ilgi çektiğinden dolayı yazar tarafından yeniden düzenlenerek yeniden yayınlanmıştır. Roman aynı zamanda gerçek bir hayat hikayesinden alıntı olduğu ve bunun Feride Polat isimli şahsa ait olduğu hakkında da rivayetler vardır. Aynı zamanda Türkiye' de yeni ve modern bir dönemin başlamasına öncülük eden roman olarak da kabul edilmektedir.

Romanımızın kahramanı Feride Fransız Mektebinde okuyan ve aynı zamanda teyze oğlu Kamuran'a delicesine aşık olan ana karakterimizdir. Feride'ye Çalıkuşu lakabının verilmesi ise teneffüslerde daldan dala ağaçtan ağaca gezerken bir gün bir muallimin "bu kız insan değil ÇALIKUŞU " demesiyle adı Çalıkuşu kalmıştır.

Kamuran'ın Feride'yi aldatması Feride'nin Anadolu'ya mürebbiye olarak kaçması ile başlar ve bu şekilde olaylar gelişir.

Tabiki Reşat Nuri'nin bütün eserlerini okumuş biri olarak Çalıkuşu romanının bende ki yeri çok farklıdır. Türk toplumunda kadının yeri ve yapması gerekenlerin ne kadar önüne geçildiğini gösteren bir roman olması sıfatıyla bence roman herkesin okuması ve ders alması gereken bir kitap niteliğindedir.
Yazarın dönemin olaylarını konuşma dilinde yazması da okuyucuların kendini o anı yaşamalarına sebep olacak şekilde etkilemesine ve aynı zamanda romanın popüler olmasına neden olmuştur.

Tanıtım Bülteninden 

Dördüncü sınıftayım. Yaşım on iki kadar olmalıydı. Fransızca muallimimiz Sör Aleksi bir gün bize yazı vazifesi vermişti. "Hayattaki ilk hatıralarınızı yazmaya çalışın. Bakalım neler bulacaksınız? Sizin için güzel bir hayat temrini olur" demişti.

Hiç unutmam; yaramazlığımdan, gevezeliğimden bıkan sörler o sınıfta beni arkadaşlarımdan ayırmışlar, bir köşede tek kişilik bir küçük sıraya oturtmuşlardı.