18 Şubat 2015 Çarşamba

Kristin Hannah - Kış Bahçesi


Merhabalar

Kristin Hannah ile tanışmam çok sevdiğim bir ablamın okuduğu bir kitabını okumam için bana vermesiyle başladı ve yazarın diğer kitaplarını da alıp okuma isteği içimde gün geçtikçe büyüdü. Kış Bahçesi ise benim için yeri bambaşka olan ve tarifi imkansız duyguları yaşamama neden olan bir roman. 
Kitabın anne karakteri olan Anya kızları birbirine tamamen zıt olan Merediht ve Nina'ya senelerce doğru dürüst annelik yapmamış, sürekli mesafeli davranmıştır. Bu üç kişiyi bir araya toplayan olay ise babalarının ölüm döşeğinde olmasıdır ve son bir isteği vardır çocukların küçüklüklerinden beri yarım yarım annelerinin anlatmış olduğu masalın tamamının bitirilmesidir. Anya bunu başta kabul etmek istemese de eşinin son arzusunu öldükten sonra yerine getirmeye karar verir ancak bu Anya'nın istediği zaman olacaktır. Zaman zaman kışın kavurucu soğuğunda kızları Anya'yı Kış Bahçesine kaçmış, üstünde ve ayaklarında hiçbir şey olmadan öylece bankta oturur halde bulurlar. Kızlarından biri annelerinin aklını kaçırdığını düşünse de diğeri annelerinin korkularını hisseder.

Günün birinde bir gemi yolcuğunu yapmayı hayal eden Anya'ya kızı bu hayalini kurduğu tatili ayarlar ve iki kız ve anne olarak kendilerini gemide bulurlar. Kızı gemide kaçacağı bir yer olmadığından yarım kalan masalın tamamlanmasını ister.Anya kızlarına Vera'nın hikayesini her gece bölümler halinde en başından anlatır.Ancak kızlarına bir şartı vardır.Soru sormak yok. Kızları ise her gece daha can alıcı olan hikayeyi dinlemeye başlarlar. Vera'nın yürek yakan hikayesiyle kendilerinden geçerler.

Kitabın konusu ve anlatım şekli itibariyle yazarı çok başarılı buldum. Roman da anlatılan masal da geçen savaş, açlık, sefalet, ölümler ve aşkı iliklerinize kadar yaşamakla kalmayıp, gözyaşlarınıza da hakim olamıyorsunuz. Bir annenin kızlarına da mesafeli davranmasına ise bir anlam veremiyorsunuz. Kaldı ki bu anne babalarına karşı aşkla davranırken. 

Kristin Hannah aile,dostluk hikayelerinde oldukça başarılı ve bence bütün kitapları okunmalı,kitaplığınızda bulunmalı. Kış Bahçesi romanı ise defalarca okuyup, düşünmenizi sağlayacak, her defasında da gözyaşlarınızın sel olacağı bir kitap. Bu arada romanın sonu ise sizi fena halde şaşırtacak.

Tanıtım Bülteninden 

Meredith ve Nina Whitson birbirine taban tabana zıt karakterlerdeki kız kardeşlerdir. Biri evde kalıp çocuklarına bakmış ve aile işinin başına geçmiş, diğeriyse hayallerinin peşinden gidip dünyayı gezmiş ve ünlü bir foto muhabir olmuştur. Ancak sevgili babaları hastalandığında bu birbirine yabancı iki kadın, kendilerini yine bir arada, şimdi bile kızlarına herhangi bir avuntu vermeyen, aşırı mesafeli anneleri Anya’nın yanında bulacaktır. Anneleriyle aralarındaki tek bağ, onun, çocukluklarında bazı geceler kızlara anlattığı bir Rus masalıdır.
Ölüm döşeğindeki babalarınınsa, hayatındaki kadınlardan son bir arzusu vardır. Anya kızlarına bir masal anlatacaktır; yıllar önce başladığı ama hiç bitirmediği o masalı. Hem de bu kez sonuna kadar.
Bu masal daha önce duydukları hiçbir şeye benzememektedir; altmış yıldan uzun bir zamanı kapsayan, savaş mağduru Leningrad’da başlayıp günümüz Alaska’sına kadar uzanan, sürükleyici, gizemli bir aşk hikâyesi. Nina’nın gerçeği açığa çıkarma konusundaki saplantısı, onları annelerinin geçmişlerinde, ailelerini tümüyle sarsacak ve tamamen değiştirecek bir sır öğrenecekleri, beklenmedik bir yolculuğa sürükler.
İlk sayfasından son sayfasına kadar büyüleyen Kış Bahçesi, hem epik bir aşk hikâyesi hem de yaşamları kesişen kadınların detaylı bir portresi olması bakımından nadir bulunur bir eser. İlham verici şiirsel yazımıyla, son sayfa okunduktan uzun süre sonra bile okuyucunun aklından çıkmayacak.
“Okuyucular, anne ve kızlar yakınlaştıkça hem gülmekten hem de ağlamaktan kendilerini alamayacaklar.”
-Publishers Weekl


Sayfa Sayısı : 512

Basım Yılı : 2012

Pegasus Yayınları
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...