2 Ekim 2018 Salı

Grazi Deledda - Cosima / Kitap Alıntısı

Bir mayıs sabahı küçük, esmer bir kız ciddiyetle bu büyük kapıdan dışarı bakıyordu.
Kestane renkli gözleri kocaman ve berrak, elleri ve ayakları minicik, saçları kahverengiydi. Griye çalan cepli bir önlük, kalın ham pamuktan çoraplar ve bağcıklı, kaba ayakkabılar giymişti, kentliden çok köylü gibi görünüyordu. Önemli bir haber vermek için birilerinin geçmesine veya karşıdaki pencerelere birilerinin çıkmasını beklerken ileri geri sallanıyordu. Ama sabahın o serin saatlerinde bu dar toprak yol, kır patikaları gibi henüz boşta ve yan tarafında yüksek bir avlu duvarı olan, kapısı kızılımtırak bir renge boyalı, karşıdaki eski evde de kimse görünmüyordu. Bu evde uzun boylu, simsiyah giyimli, sessiz, münzevi bir rahiple genç ve zeki yeğeni yaşıyordu; yeğeni aslında rahibe olmak istemiş ancak birkaç aylık bir acemilik devresinden sonra sağlığının bozuk olması nedeniyle evine gönderilmişti. Sade, ağırbaşlı, iyi insanlardı. Rahip sokakta kimse kendisine selam vermediği için yakınıyordu, halbuki yürürken daima yere bakan ve din üzerine düşüncelere dalan oydu. Yeğeni Tanrı tarafından gelin olarak kabul edilmediğinden yakışıklı bir abanoz ustasının sessiz sedasız kurunun tadını çıkarıyordu ama onunla evlenmemek konusunda kararlıydı çünkü adam mülk sahibi veya devlet memuru olmadığı için kendisine denk değildi. Kapıdaki küçük kız bunları biliyor ve komşularını olağanüstü karakterler olarak görüyordu. Zaten ona göre her şey olağanüstüydü: Başka bir âlemden gelmişti sanki ve hayal gücü o rüya âleminin karışık anılarıyla doluydu; bu dünyanın gerçekliği de onu mutsuz etmiyor ama ona kendince bakması, kendi hayal gücüyle onu renklendirmesi gerekiyordu. 

Sokağın sonundan kırların kokusu geliyordu, derin sessizliği bölen tek şey saat başlarında ve çeyrek saatlerde zamanı bildiren katedraldi. İspanyol ressamların kır manzaralarında olduğu gibi kırlangıçlar yoğun mavi gökyüzünde biraz alçaktan uçuyordu ama onlar bile sessizdi. Nihayet karşıki evde bir pencere açıldı ve kocaman kahverengi gözleri miyoplarınki gibi perdeli, esmer bir yüz pencereden sağa sola bakındı. Bu, rahibin yeğeni Signorina Peppina'ydı. Küçük kız doğruldu, büyük kapının köşesine tutunup iyice uzandı ve bağırarak o çok önemli haberi verdi; "Signora Peppina, yeni bir oğlumuz oldu; küçük bir Sebastiano." 
Gerçi sonradan bebeğin kız olduğu ortaya çıktı ama bir erkek kardeş isteyen küçük kız adıyla sanıyla onu uydurmuştu.

6 yorum :

  1. Aaa, kız bebeğin erkek olmasını mı istemiş?:))İlginç bir konu ben beğendim sonra neler olacak merak da ettim. Eline sağlık Beyda'cığım. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Müjde Abla;
      Değişik gerçekten. Beğenmene sevindim :) Sevgiler....)

      Sil
  2. Kardeşinin ismini öyle hayal etmiş demek ki :)

    YanıtlaSil
  3. okunur bu hımmm neler yazıyolar bee :)

    YanıtlaSil