Ana içeriğe atla

Gülhan Tuba Çelik - Evsizler Şarkı Söyler Kitap Alıntısı

Ben. Beklemekten yapılmış bir duvardım. Babamı, devleti ve Allah'ı bekledim hep. Söyledikleri her şeyi yaptım.
Sevdiğim oğlan aylardır yolunu gözlediğim mektubu bana verdiğinde, mektubu okuduktan sonra babamın gözlerine bakamam diye, bir koşu gidip okul tuvaletinin kapkara deliklerine attım. Sevdiğim oğlan günlerdir hayalini kurduğum buluşma için İstiklal Marşı törenini ekip sınıfta saklanmayı önerdiğinde, törenlerin ve marşların ötesindeki devlete koştum ve sıranın en önünde durdum. Sevdiğim oğlan uykusuzluklarımın sebebi olsa da, geceler boyu kıvrandıktan sonra, nihayet onu öpmeyi hayal edişimin sabahında, en çok Allah'tan korktum. 

Babam, devlet ve Allah her konuda uzlaşırdı. Birinin siyah dediğine öbürünün beyaz dediği olmazdı. Ben üçünün ortasında salınır dururdum. Babamın, devletin ve Allah'ın sevdiği evimize öyle pek fazla insan girip çıkmazdı. Doğruyu kıyas edemez, bana hem yönelmiş hem vaat edilmiş olarak bulurdum. Dünyamda arzunun da isyanın da yeri yoktu. Bu ikisi, soğuk gecelerde yün yorganın altında yoklar gibi olsa da üzerine güneş doğmayan bedenlerimiz güneşi doğururken unutulurdu. Radyo cızırtılarından, çocuk seslerinden, belediye ilanlarından, böcek ilaçlama arabalarından, ağustos tozlarından, dondurma külahı kokusundan, kapı önü oturmalarından geçip giderdi yaz. Kışın da beklerdim. Nasılsa birileri hatırlatırdı ne yapmam gerektiğini. Bir gün kahve yapmam söylendi. Usulen fikrim alındı, sözler verildi. Avucuma kına yakıldı, para konuldu, içimden ağlamak gelmedi. Evleneceğim adama her baktığımda babamı, devleti ve Allah'ı gördüm önce. Gerisi net değildi. Onun evi her şeyin başladığı yerdi. 

Arzu, isyan, aşk; benden saklanan her şey orada toplanmıştı. Gelin olduğum gece, bir erkeği ilk kez güçsüz gördüm. Dudaklarımda uzun zamandır hasret kaldığı bir şeyi bulmuş gibiydi. Elleri boynuma. Aşağılara. Bütün avucuyla. Bekledim. Babamın, devletin ve Allah'ın seçtiği adam en iyisini bilirdi. O gecenin sabahında, bir erkeği ilk kez bu kadar çok konuşurken gördüm. Allah, devlet ve babam gibi suskun değildi. Yaptığı işten bahsediyordu. Yollardan, başka insanlardan. O sabahın akşamı, ilk kez hiçbir şey bilmediğimi düşündüm. Belki yetişmiş ama büyümemiştim. İri gözlerini yüzümde yakalardım bazen. Anlatmamı ister gibiydi. Bahsetmemi. Konuşmamı. Bildiğim hiçbir şey yoktu. Rüzgâra benzeyen ama midemi buran sıcacık bir şeyler geçerdi içimden bana öyle baktığında. Bana öyle baktığında, bildiğim bir şeyler olsa bile unuturdum.
 
Ona elimi uzatmayı beceremiyordum. Yanına gitsem. Sokulsam. Gözlerine bakmaktan utanmadan dudaklarını bulsam. Bana öyle bir sarılsa ki kaybolsam. Hem güneş bana verilen ilk armağan hem efendimdi. Arzu nerede başlar, nerede bitmeli bilmiyordum. Gittiğinde en çok gözlerini özlerdim. Babam da devlet de Allah da yoktu bu özlemde. Üçünün de hoşuna gitmeyecek arsızlıklar vardı. Bugüne kadar bu kadar güçlü bir şeyin yabancısıydım. Çarşıda, pazarda, akrabalarda gözlerim gözlerine değene dek bir başımaydım. Gözlerini bulunca densiz olur, nefeslenir, yayılırdım. 

Yorumlar

  1. kapak isim içerik hepsini sevdiiim :)

    YanıtlaSil
  2. yaşamla birlikte baba,devlet ve Allah üçlemesinin arasında kalmış genç bir kız gördüm sanki yazıda..ilginç bir yaşam öyküsü..🙂

    YanıtlaSil

Yorum Gönder