13 Şubat 2018 Salı

Fatih Murat Arsal - Anlaşma / Kitap Alıntısı


Merhabalar

Bugünden itibaren yepyeni bir bölümle karşınızdayım. Zaman buldukça okuduğum kitaplardan alıntılar paylaşacağım. Uzun zamandır yapmayı planladığım ancak zaman bulamadığım bu bölümü seveceğinizi düşünüyorum.  Zira ben kitap alıntısı okumayı seviyorum ve alacağım kitaplarla ilgili de fikir sahibi olmamı sağlıyor. Sizin içinde almayı düşündüğünüz kitaplar açısından bir bakış açısı olabilir. 
O zaman ilk konuğumuz benim kalemiyle Anlaşma kitabı sayesinde tanıştığım ve sonrasında da yazarın bütün kitaplarını okuyarak müptelası olduğum bir yazar olan Fatih Murat Arsal ve Anlaşma kitabı. Yavuz ve Merve çiftini çok sevmiştim. Umarım seversiniz. Anlaşma kitap yorumuna buradan ulaşabilirsiniz. Keyifli okumalar. 

Yeni yazılarımda görüşünceye dek, okumalara devam. Hoşçakalın.

Fatih Murat Arsal - Anlaşma Kitabından

Arabaya bindikten sonra kendisine el sallayanlara o da el salladı. Lüks araba homurdanarak hareket etti. Kalabalık ailenin yanlarından ayrılıp, karanlık ve hafif çiseleyen havada uzaklaştılar. Şimdi bir başlarına kalmışlardı. Mutlulukla gülümsedi Merve. Böyle bir ailesi olması güzeldi. Kalabalık bir ailesi olmasını her zaman istemişti. Her ne kadar kısa bir süre için de olsa, bu durumdan memnundu. 
"Bakıyorum...Keyfin yerinde?" diye mırıldandı genç adam.
"Olmasın mı?" diye safça sordu.
"Kalabalık çoğu kişinin hoşuna gitmez. Sen pek rahatsız olmuş gibi değilsin?"
"Ben çok sevdim. Hepsi de çok sıcak ve cana yakın insanlar!" diyerek kendisini savundu Merve. "Benim hiç kalabalık bir ailem olmadı." 
"Kendini fazla alıştırmasan iyi olur." dedi genç adam acımasızca.
Merve'nin gülümsemesi dondu. Güzel gözleri soldu. Kirpiklerini kırpıştırdı istemsizce. "Haklısın..." dedi bir süre sonra. "Alıştırmam..." diye de fısıldadı. Kalbi bir anda inanılmaz kırılmıştı. Bir aile bulmuştu ve şimdi bir anda kaybetmişti. Yavuz onun ailesiyle fazla samimi olmasını istemiyordu. Daha açık söyleyemezdi. Başını cama çevirip karanlığa baktı. Arabanın içi karanlık olduğu için bu lafa bozulduğunu adamın görmemiş olmasını umdu. 
********************************************************
İşyerine vardığında daha çok erkendi. Kimse gelmemişti. Sekreteri bile. Etraf yavaş yavaş hareketlendi. Pazartesi gününün normal yoğunluğu başladı. Genç adam öğleden önce girdiği toplantıya ise bir türlü dikkatini veremiyordu. Öfkesi azalmıştı. Öfkesi zaten karısına değildi ki! Tamamen kendisineydi. Konuşmaları boş gözlerle izlerken, ona olan düşkünlüğünün derecesini anlamaya başlamıştı. 
Ne aptal bir adamdı!
Bu kesindi. Evlilikten korktuğunu sanmıştı bugüne kadar! Şimdi anlıyordu ki, bu korkuyu çoktan aşmıştı. Şimdi korktuğu tek şey ise onu kaybetmekti. O zaman zaman sakin olan, kızdığında ise gözleri öfkeyle parlayan dilberi bırakmaya hazır değildi. Ne bugün, ne de aylar sonra! O yüzden geciktirip durmuştu. Kahretsin! Nasıl da fark etmemişti? Aslında fark etmişti ama anlamamazlıktan gelmişti. 
Müdürlerden birisi yeni bir yatırım hakkında konuşurken, birden ayağa kalktı. Herkes şaşkınlıkla başını ona çevirmişti. Yavuz bunun farkında bile olmadı. Saatine baktı. On ikiye geliyordu. Uyanmadıysa da onu öperek uyandırmayı hayal etti. Aklına gelen bu tatlı düşünce ile gülümsedi. Kendisine hâlâ şaşkınca bakan kadın ve erkek yöneticiler, bu önemli toplantıda onun bu garip hali karşısında irkilmişlerdi. Genç adam yanındaki yardımcısına döndü.
"Siz devam edin!" dedi sakince. "Benim çok önemli bir işim var!"
"Ama efendim? Sizin imzanız?"
"Önemli değil! Gelince atarım. Bugün gelebileceğimi sanmıyorum...Gereken neyse yapın."
Hiç cevap beklemeden odanın kapısına yürüdü. Herkesi garip bir merakla gerisinde bırakarak odadan çıktı. Arabasına binip eve gitmesi fazla vaktini almamıştı. Neredeyse bütün kuralları çiğnemişti. Boş gördüğü her kırmızı ışıkta geçmişti. İki üç ufak kaza tehlikesi atlattığının farkında bile değildi. Tüm istediği bir an önce kadınına kavuşmak ve...
...Ve onu sevdiğini söyleyebilmekti!

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder