21 Mart 2017 Salı

21 Mart Dünya Down Sendromu Farkındalık Günü

Merhabalar

Bugün çok önemli bir gün. 21 Mart Dünya Down Sendromu ve Farkındalık Günü. Bu konuyla ilgili benimde anlatmak istediklerim var. Zira bundan 12 yıl önce başıma gelen bir olayı sizlerle paylaşacağım ve bu günün benim için ama aslında sizler içinde ne kadar önemli olduğuna da hep beraber tanıklık edeceğiz.
Oğluma 3 aylık hamileyim. Tarama test sonuçlarını alıp doktora göstermeye gittik. Doktor (halen hakkımı helal etmiyorum) bize bu bebeğin down sendromlu göründüğünü ve çocuğa amniosentez yapılması gerektiğini, gerekirse gebeliği de sonlandıracağını söyledi. Öncelikle amniosentezin ne kadar riskli bir olay olduğunu biliyordum. Kaldı ki bir bebeğin, hele ki kendi bebeğimin hayatını sonlandırmak dehşet verici. 3 gün ağladıktan sonra olayın şokunu atlattım ve eşime bu çocuğu doğuracağımı, belki de bir daha çocuk sahibi olamayacağımı, bunun benim imtihanım olduğunu söyledim. Benim akrabalarımdan birinin de down sendromlu bir çocuğu olduğunu, kendisinin o çocuğun büyümesine rağmen halen daha bebek gibi baktığını anlattım. Eşim bana tüm süreçte sonuna kadar destek oldu ve bebeğin alınmasını zaten kendisi de istemiyordu. O anda kararımı vermiştim ve bu çocuğu doğuracaktım. Eşimle beraber 4 boyutlu ultrasonografi cihazı olan başka bir doktora gittik. Doktor test sonuçlarına baktıktan sonra bebeği ultrasonografi cihazında yaklaşık bir saat inceledi ve bize söylediği şey dehşet vericiydi. Meğer bu amniosentez olaylarından gönderilen hasta başına ücret alınıyormuş. Ne kadar doğrudur bilmiyorum. (Doktorun iddiasıdır.) Doktorumuz bize bu test sonuçlarının yakın ihtimaller verdiğini ama her zaman doğru sonuçlar getirmediğini söyledi. Nitekim sonraki tarama testlerinde sonuçlarımız normal çıkınca ne kadar doğru bir karar vermiş olduğumuzu bir kez daha görmüş olduk. (Hoş down sendromlu olsaydı da benim başımın tacıydı.Tartışmaya açık bir konu bile değil.) O zaman aldırma kararı vermiş olsaydık, şu anda sapasağlam olan oğlumuza kıymış olacaktık. Fakat bu durumun tam tersi bir durum olsaydı ben ne yapacaktım? İşte bugün tamda bunu sorgulama günü. Sizin kafanızı bilimsel kromozomlarla falan karıştırmayacağım. Ama bu şekilde benimde özel bir çocuğum olabilirdi. Ben de farkındalık yaratmak adına çaba gösteriyor olabilirdim ve bilinsin istiyorum daha öncesinde de özel olduklarını bildiğim çocuklarla ilgilenirdim. Fakat oğlum için konan tanıdan sonra bu konuda daha da bilinçlendiğimi, etrafımda down sendromu olan çocuklara değişik bakan insanlara karşı daha çok mücadele verdiğimi kabul etmeliyim.  

İlkokulda hatırlıyorum özel sınıfımız vardı. Onun o zamanlar özel sınıf denilince ne olduğunu anlamazdık. Hatta bizi de özel sınıfa neden vermiyorlar diye düşünürdük. Yalan değil onların sınıfları daha eğlenceli görünürdü ve biz işe eğitim tarafından bakmazdık. Çocuktuk sonuçta. Ama yıllar geçtikçe, down sendromunun ne olduğunu anladıkça, oradaki arkadaşlarımın hakikaten özel ve bir o kadar da sevgiye muhtaç olduklarını, istediklerinin sadece onlara diğer insanlar gibi davranmamız olduğunu gördüm. 

Çoğumuz etrafında böyle insanlar gördüğünde değişik bakıyoruz. Aslında onlarında bizlerden hiçbir farkı yok. Sadece biraz daha fazla ilgiye, biraz daha anlaşılmaya ihtiyaçları var ve onlara değişik baktığımızda kendilerini kötü hissettiklerini de biliyorum. Lütfen yapmayalım. Onlara da normal davranalım.


Eskişehir Tepebaşı Belediyesi'nin Down Sendromlu arkadaşların çalışması için açtığı bir Kafe var ve ara sıra arkadaşlarımla gittiğim mekanlardan biridir Gökkuşağı Kafe. Bu Kafe'nin fikir babası ise Belediye Başkanı Ahmet Ataç. Kendisini kutluyorum. Bu kafede Down Sendromu olan arkadaşlarımız çalışıyor. Kendilerine verilmiş olan bu olanak, onları hayata hazırlamaya, özgüvenlerini kazanmalarına da yardımcı aynı zamanda. Hizmet ederken yüzlerindeki o gülümseme dünyalara değer. Sizlerinde Özdilek Sanat Merkezi içerisinde bulunan bu mekana gitmenizi tavsiye ederim. Zira mekan olarak da çok nezih bir yerdir. Fiyatları da gayet makul.

Unutmamak gerek ki; down sendromu bir hastalık değildir. Genetik bir rahatsızlıktır ve bizim farkındalık yaratmamız, bu kişileri ötekileştirmememiz gerekir. Biz, çocuğumuz ya da bir yakınımız da onlar gibi olabilirdik. Bu tür olayları anlamak için illaki onlardan biri olmamıza gerek yok. Onları anlarsak zaten dünya daha yaşanabilir bir yer olur değil mi? 

Down Sendromu olan kardeşlerime, arkadaşlarıma ve büyüklerime kucak dolusu sevgiler. Sizi anlıyorum ve sizleri çok seviyorum.

Hoşça kalın.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...