19 Ocak 2017 Perşembe

Raif Karadağ - Deryaları Dize Getirenler

Merhabalar

Eltimden uzun uzun uzun zaman önce aldığım kitabı(sanırım 2 sene oldu) sonunda bitirebildim. Normalde elimde uzun süre emanet kitap tutmam ancak akraba olunca sanırım mubahtır. Şaka bir yana daha ondan aldığım sayısız kitap var ve onları okuyup vermem gerekiyor. (Sıkıysa itiraz etsin döverim. Umarım yazıyı okumuyordur) Hadi bakalım aldığım kitap yorumuna geçelim.

Sipahi Yakup Bey Fatih Sultan Mehmet Han'ın hikayelerini oğullarına anlatmakta, oğullarından Hızır ise büyük bir merakla dinlemektedir. Kendisini her dinlediği hikaye de denizlerde hayal eden Hızır henüz denize açılma şansına nail olamamıştır. Kardeşleri Oruç, İlyas ve İshak ile birlikte babasına yardım etmekte ve çömlekçilik işi ile Midilli'nin Bonava kasabasında hayatlarını devam ettirmektedirler. Gün gelip de babası ölüm döşeğine düştüğünde çocuklarına yaptığı işi devam ettirmeleri için vasiyette bulunur. Bu vasiyet ki, Oruç ve İlyas deniz yolu ile yapılan çömlekleri satarak para kazanacak, Hızır ve İshak ise anneleri ile birlikte çömlek yapımına devam edecektir. Her ne kadar Hızır verilen bu karardan memnun olmasa da babasına karşı gelemez. Babasının vefatından sonra da babasının dediği gibi iş bölümü içinde hayatlarını devam ettirirler.

Yine böyle denize açıldıkları ve çömlek satmaktan döndükleri bir gün korsan bir geminin bozgununa uğrarlar ve ellerindeki malları, parayı kaptırırlar.Canlarını zor kurtararak Bonava'ya dönerler. Duruma çok sinirlenen Oruç Hristiyanlardan intikam almaya ve onların mallarını gasp etmeye yemin eder. Gerekli hazırlıkları yaptıktan sonra yeniden denizlere vurur kendini. Ancak bu seferlerden birinde kardeşi İlyas şehit olur. Kendisi de rehin alınır. Rehin alan kişiler ailesinden fidye almak karşılığından serbest bırakacaklardır. Oruç bir şekilde kurtulur ve Bonava'ya döner. Bu sırada da Hızır bir yandan kardeşinin ölümüne üzülürken, diğer taraftan da intikam hırsı ile kavrulmaktadır.

Tüm bunlardan sonra Oruç kardeşlerine kavuşur. Yeni tekneler yapılır. Fakat sefere çıkarken her ne kadar kardeşinin yanında gelme isteğini bilse de onu Bonava'da kalması yönünde uyararak yanına aldığı levendleri ile sefere çıkar. 

Bundan sonraki zamanlarda Oruç artık Reis olmuştur. Deryalarda namı yürümekte, müslümanların öcünü almakta, korsanlık yaparak tüm düşmanları da bozguna uğratmaktadır. Hızır ise bu arada ailesinin zoru ile evlenmiş, eşi de bebek beklemektedir. Hızır bu durumda bebek doğmadan önce kendisini deryalara atmak gereği hisseder. Bilir ki bebek doğarsa, yüzüne bakarsa gidemeyecektir. Hanımı ile helalleşerek, kendisine kurduğu tayfa ile kardeşinin izinden, ölen kardeşlerinin öcünü almak için vira Bismillah der.

Bundan sonrası Oruç ve Hızır Reis kardeşlerin deryalardaki kahramanlıkları, mücadelesi ile devam etmektedir.

Bir çoğumuzun ve benimde bilmediği bir çok gerçek var ki, oda Barbaros kardeşlerin hayatı. Kahramanlıkları. Kitapta her şey çok güzel anlatılmış. Sadece okurken zorlandığım kısım, denizcilik terimleri sürekli aşağıda bilgi olarak verilmişti. Bu da biraz sıkıntı oluşturdu. Ama herkesin okuması gereken bir kitap. Özellikle denizcilik tarihi için Cebre Adası'nın fethi bu kitapta mevcut. Aslında kitap yorumunda anlatılacak çok şey var fakat, burada anlatıldığında kafa karışıklığına neden olabilir. Zira olayların akışı yazar tarafından hem kendi yorumu katılarak, hem de hikayeleştirilerek anlatılmış. Koca Akdeniz'i ellerinde tutan bu kardeşlerin hikayesini, kahramanlıklarını okumak gerek. Her ne kadar okumak için geç kalınmış olsa da, okunduğunda insana çok şey katacak bir kitap. Kesinlikle tavsiye ediyorum.

Şu anda kitabın baskısı maalesef yok. Kitapçılarda, sahaflarda ya da kütüphane de denk gelirseniz mutlaka alın okuyun. 

Hepinize keyifli okumalar. Hoşça kalın.

Tanıtım Bülteninden

Fatih Sultan Mehmet'in İstanbul'u fethiyle başlayan Osmanlı İmparatorluğu'nun denizlerdeki mücadelesi, onların ve onların cesur takipçilerinin kahramanlıkları sayesinde Akdeniz'deki tüm hakim unsunları alabora etti ve Akdeniz'in tamamında Osmanlı gemileri adaletin savunucuları olarak yüzyıllarca hüküm sürdüler. 


Onlar Midilli Adası'nın Bonava Kasabası'nda yaşayan bir sipahinin, Yakup Bey'in oğullarıydı. Yıllar sonra adları tarihe Oruç Reis ve Hızır Reis olarak geçti. Dalgalı ve kanlı Akdeniz sularında Kızıl Sakal adıyla nam saldı Oruç Reis. Hızır Reis ise kaptan-ı deryalığa kadar yükselecek olan Barbaros Hayrettin Paşa'ydı. Öyle ki, bu iki kardeşin cesaretleri ve kahramanlıkları Avrupalıları korkutmaktan öte onları limanlarına hapsediyordu. Andrea Dorialar, Ferdinandlar diz çöktü önlerinde. Çünkü onlar sırf düşmanlarını değil, düşmanlarını gömdükleri deryaları da dize getirdiler.

Basım Yılı : 2009

Sayfa Sayısı : 640

Truva Yayınları