26 Temmuz 2016 Salı

Mehtap Soyuduru Çiçek - Yolcu

Merhabalar

Mehtap Soyuduru Çiçek kitabıyla tanışmam A101 Kitap Alışverişlerine dayanıyor. Kitaplara ulaşma maceramı da buradan okuyabilirsiniz. Tatil' de elimdeki son kitabı da bitirdikten sonra (ki 3 tane kitap okudum Yolcu başladığım 4.kitaptı.) Yolcu isminden dolayı başladığım ve başladığım andan itibaren de elimden bırakamadığım bir kitap oldu.

Leyla Adapazarı'nda kendi halinde yaşayan ve 20 yıl sonra çocukları olan bir ailenin tek çocuğudur. Öğretmen olarak atamasını beklerken Kars'ın bir köyüne ataması çıkar ve trenle Adapazarı'ndan Kars'a uzanan yolculuğu başlar. Yolculuk sırasında her şey normalken birden kompartımanına gelen isimsiz kişi ile hayatı değişir. Çünkü adam polisler tarafından aranmaktadır. Polislerden kaçan bu kişi Leyla'ya kendisini ihbar etmemesini yoksa O'nu öldüreceğini söyler. Leyla el mecbur gelen polislere bir şey diyemez. 

Polisler gittikten sonra diğer istasyona kadar Leyla ağzından kendi hayat hikayesini kaçırır. Nereli olduğu, adı, nereye gittiği ile ilgili her şeyi bu tanımadığı adama söylemiştir. Her ne kadar söylediklerinden pişman olsa da sözlerini de geri alamaz. Tren bir sonraki istasyona ulaştığında adam inmek için harekete geçer. Leyla adama ismini sorduğunda ise, her istasyonda isminin değiştiğini, kendisine "YOLCU" demesini ister.

Leyla Kars'a vardığında atama yazısı henüz gelmediğinden hemen göreve başlayamaz ve bir süre Kars'ta kalır. Sonunda atama yazısı geldiğinde görev yapacağı köye doğru yola çıkar. Fakat köylüler kendisini pek de iyi karşılamaz. Çünkü bir kadının öğretmen olması onlara göre terstir. Köyde kendisine sadece muhtarın oğlu Ali, İmam ve karısı yardımcı olur. 

Aradan geçen zaman sonrasında Leyla köyde öğretmenliğine devam etmektedir. Bir gece Leyla kömürlüğe odun almak için gittiğinde kömürlükte bir adam görmesiyle panik olur ancak adam çok hastadır ve yerinden kalkmaya bile mecali yoktur. Leyla adama pek de iyi davranmaz. Kim olduğunu sorduğunda ise kendisinin trendeki "YOLCU" olduğunu söyler. Bundan sonrası ne Leyla, ne de Yolcu için kolay olmayacaktır. Leyla bir kanun kaçağını saklamak zorunda kaldığında , Yolcu ise yakalanmamak için elinden geleni yapmak zorundadır. Peki ya AŞK? Kalpler söz dinleyecek midir? Leyla ve Yusuf bundan sonra birbirleri için ne ifade edecektir? Bunca olayın arasında iki kalp bir olur mu? Kalpler bir olsa da bir katille mutlu son olur mu? 

Kitabı ilk okumaya başladığımda Türkan Şoray ve Murat Soydan'ın Bir Dağ Masalı isimli filmini izliyorum gibi geldi. Filmi bilmeyenler için kısaca yazayım. Türkan Şoray öğretmendir ve Anadolu'nun bir köyüne öğretmen olarak atanır. Aynı Leyla gibi gittiği köyde onu hoş karşılamazlar. Türkan Şoray orada bir çok mücadele verir. Yolcu'yu okumaya başladığımda film gözümün önünden bu şekilde geçti ancak konusu ilerledikçe kurgunun başka olduğunu gördüm.

Leyla ve Yusuf'un yaşadıkları gerçekten kolay değildi. Leyla'ya zaman zaman kızdığım durumlar olsa da Yusuf'a kızdığım kısımlar daha fazlaydı. Özellikle seneler sonra karşılaştıklarında Yusuf'un tavrı çok can sıkıcıydı. Leyla'ya her durumda yardımcı olan Ali ise favorimdi. Herkesin böyle bir dostu mutlaka olmalı. Herkese her şeye inat Leyla'nın yanından ayrılmadı. 

Kitabın bazı bölümlerinde gözyaşlarımı tutamadım. İnsanın içi söküle söküle ağlayası geliyor. Bir insanın bu kadar çok şey yaşamış olması gerçekten çok zor. Hele ki bir kadın tek başına ayakta kalmaya çalışıyorsa vay onun haline. Önüne çıkan engelleri anlatmaya gerek bile yok.

Yazarın ilk kitabı olmasına rağmen kalemini, kurgusunu, konusunu çok sevdim. Okurken kitabın nasıl bittiğini bile anlamadım. Kitap tam kararında yazılmıştı. Ne gereksiz tasvirlerle okuyucu sıkılıyor, ne de eksik bırakılan yerlerle insanın aklında soru işareti kalıyor. Okumaya başladığınızda zaten elinizden bırakamayacak, aşkı okuduğunuz satırlarda kendinizden de mutlaka bir şeyler bulacaksınız. Kitap kapağına da ayrıca bayıldım. Tren resmi olması zaten benim için yeterli. Trenlere ayrı bir zaafım var. Çocukluğumdan beri çok severim.

Ayrıca bu kitap sayesinde menekşeleri çok seven ben, bir kez daha menekşelere ve eşime aşık oldum. Kitabın bana hitap eden özel bir durumu daha var ki, (şahsıma münhasır bu da bana kalsın) kitabı her koşulda okurum. 

Mehtap Soyuduru Çiçek yeni Yolcularınızı okumak için sabırsızlanıyorum. Kaleminize sağlık. Yolunuz açık olsun.

Keyifli okumalar dilerim.

Tanıtım Bülteninden

Gözlerini kapadı. Ben de kapıya yöneldim. Gittiğimi görmemek için gözlerini kapadığını düşündüğüm saniyelerde, “Menekşe!” diye seslendi. Dönüp baktığımda ona, “İlkbaharda senin gibi mor çiçekler açacağım, söz veriyorum,” diye vaad etti bana. Şefkatle titredi kalbim sözlerine. “Kıyamam ben senin o iğneli yapraklarına, ben seni öyle sevdim,” dedim ve kapıdan çıktım.


Bir doğu treninde başlayan ‘Yolcu’ hikâyesinin mor menekşe ile çam ağacının aşkına bürünmüş nostaljik hali…

Yusuf, yarını bilinmeyen bir hayatın iflah olmayan Yolcu’su. Ona, iğneli yaprakları ile âşık olacak menekşesini tanıdıktan sonra hayatının seyri değişir. Yeni hayatında ise istasyon değiştirmek eskisi kadar kolay olmayacaktır.

Leyla, bir doğu treninin varacağı istasyona bağladığı umutlarının, hayalini dahi kuramadığı bir masala dönüşmesine engel olamayan fedakâr mor menekşe.

Onun fedakârlığı ve aşkı, vazgeçilmesi imkânsız bir sevdaya dönüşecektir.


Basım Yılı : 2016

Sayfa Sayısı : 320

Eftalya Kitap
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...