12 Mayıs 2016 Perşembe

Güneş Demirel - Şimdi Benimsin

Merhabalar
Uzun zamandır okumak istediğim fakat fırsat bulamadığım kitabı okuyup bitirdim. Kitap çok merak edilen bir kitap olması ve sosyal medyada da son zamanlarda sıkça adını duyurmasıyla ilgimi çekmişti. Öncelikle size konusundan bahsedeyim. Kitap hakkındaki düşüncelerimi sona saklıyorum.


Fırat bir aşiret ağasının oğludur. Nişanlısı Beril kendisini yüz üstü bırakıp başka bir adamla evlenince aşiret ve töreler devreye girer. Ya Beril ve nişanlısı Cemal ölecektir ya da bir nevi berdel usulü Cemal’in kardeşinin kanlı çarşafı gelecektir ve böylelikle namus temizlenecektir.

Fırat uzun zaman bu olanları kendisine yediremez ve en sonunda Cemal’in kardeşi Elif’i bir gün okul çıkışı kaçırarak zorla sahip olur. Kanlı çarşafı da aşirete gönderir ve Elif’i babasının kapısının önüne bırakır. Fakat yine de tüm olanlara rağmen Elif’le evleneceğini söyler. Nasıl olsa bu saatten sonra Elif’in ailesi de kendisi gibi küçük düşmüştür ve kendisine yalvaracaktır.

Elif çok güzel bir kızdır ve tüm bu yaşananlarda en masum taraftır. Hiç suçu yokken  bir töre olayının ortasında kendisini bulmuştur. Hemşirelik okumak istemektedir. Ancak tüm bu olanlardan sonra değil okumak dışarı çıkmasına bile izin verilmez. Sanki bu olaylarda Elif suçluymuş gibi babası Kayseri’li bir ailenin oğlu ile kendisini evlendirecektir. Olaylar duyulmadan bu iş bitmelidir diye düşünür ve Elif’i de yanına alarak Kayseri’ye gider.

Fırat yaptığından çok pişmandır. Çünkü aslında böyle kişilikte bir insan değildir. Masum bir kızın hayallerini töre uğruna çalmıştır. Aynı zamanda memleketinden anne ve babası da ne olursa olsun Elif’i yanlarına getirmesini istemektedir. Çünkü Elif her ne kadar kurban olsa da artık Fırat’ın onlara göre helalidir. Bundan sonrasında yapılması gerekense evlenmeleridir.

Ailesinden gelen baskı ve kendi kendine duyduğu öfke nedeniyle günlerce Elif’i takip eden Fırat, Elif’in elinde valiz yanında babasıyla bir yerlere gittiğini anlar ve kendine hakim olamayarak takip eder. Soluğu Kayseri’de aldıklarında ise Elif’i evlendireceklerini anlar. Fırat’ın bir şekilde Elif’e ulaşması ve Elif’i memleketine götürmesi gerekmektedir.

Bir gece Elif aniden evden çıkar. Hali perişandır ve üstünde soğuk havaya rağmen incecik kıyafetler vardır. Fırat Elif’i takip eder. Ne yaptığını anladığında son anda onu kurtarır. Elif kendini uçurumdan atacaktır. Kendisini bu duruma düşüren adamın onu kurtardırdığını gördüğünde daha çok sinirlenir. Eve geri döner.

Ertesi gün Elif’in sözü vardır ancak Elif çok hastadır. Nitekim ateşi çok olduğundan hastaneye kaldırılır. Hastanede Elif yaşadıkları yetmezmiş gibi bir de hamile olduğunu öğrenir. Evlendirmek istedikleri kişinin ailesi de oradadır. Fakat bebek olduğunu öğrendiklerinde Elif'i istemezler. O anda Elif kararını verir. Camdan baktığı sırada Fırat’ın arabasını görür. Yanına gider ve hamile olduğunu kendisiyle evlenmesi gerektiğini söyler. Fırat neye uğradığını şaşırır. Sevinmeli mi? Yoksa üzülmeli midir? bilemezken Elif’i de yanına alarak bilinmeze doğru yol alır.

Güneş Demirel’in çıkan ilk kitabı ve yazarın benimde okuduğum ilk kitabı. Konu töre olduğunda her ne kadar sinirlensem de yine de bu tür kitaplar okuyorum. Günümüzde daha hâlâ töre olayları bitemedi maalesef. 

Kitaba gelirsek; kitap güzel başlamasına rağmen maalesef güzel ilerlemedi. Öncelikle yazarın ilk kitabı olmasına bağlıyorum çünkü Elif’in bitmek tükenmek bilmeyen güzelliğinin anlatılması, herkesin Elif’e hayran ve aşık olması bir noktadan sonra boğmaya başladı. Tabi aynı durumun birde Fırat versiyonu mevcut.

Töre konusu işlenen bir kitapta Fırat’ın ailesinin Elif’i birden bağırlarına basmaları ise ayrı bir ironiydi. Hiçbir aşiret bu kadar naif olamaz. Bu kısım çok abartılmıştı. Ayrıca Elif okumak istiyorum dediğinde Fırat'ın babası Mehmet Ağa'nın bir aşiret lideri olarak Elif'e tam destek vermesi de açıkçası çok eğreti durmuş. Aşiretlerde hele ki töre kanunlarının devreye girdiği bir olayda hiçbir kadının sözünün geçmediğini herkes bilir kaldı ki okuyacak. 

Bunun yanı sıra Elif’in bitmek tükenmek bilmez inadı, sürekli aynı şeyleri okuyormuşuz gibi hissettirdi. Kitabın başlarında gerçekten çok güzel giriş yapılmıştı Elif’in duygularına. Çok da etkilendiğimi söylemeliyim. Bazı kısımlarında ağladım bile. Fakat tüm herkesi affedip (ki bu olayların asıl başı Fırat’ın ailesi ve aşirettir) Fırat’ı affetmeden tüm herkesle can ciğer kuzu sarması olmasını bir türlü anlayamadım. Sonuçta Elif ne kadar yaralıysa Fırat’ta o kadar yaralıydı ve töre’ye karşı gelememişti. Bu nokta da sadece kendi inadı, çocuğu için Fırat’a katlanması çok fazla konuyu uzatmıştı.

Kitabın sonuna gelirsek hiç de beklediğimiz gibi bir son yok. Fırat’ın birden 7 yıl yurt dışında yaşayıp geri dönmesine, sonrasında da Elif’le Fırat’ın yine sanki hiç gitmemiş gibi kaldığı yerden inatlaşmalarına devam etmesine bir anlam veremedim. Sonuçta ara ara görüşülen 7 yıl geçmiş, çocukları Ali büyümüştü. Elif’in daha olgun davranması gerekirken hâlâ çocukça tavırlar sergilemesini de açıkçası sıkıcıydı. Kavuşmaları da hiç beklenilen gibi olmadı maalesef. Elif’in “evet” dediği noktada o kadar yoğun okuduğumuz Fırat’ın duygularını Elif’in ağzından okuyamadık. Zira “evet” kısmından sonrası da birden seneler sonrasına geçiştirilmiş ve ne oluyoruz dedirtti. 

Emeğe her zaman saygım vardır. Güneş Hanım'a ve kalemine de sonsuz saygım var. Nitekim hikayenin ve kaleminin akıcılığına zaten sözüm yok. Fakat işin kurgu kısmı tam olamamış maalesef. İlk kitabının heyecanı, ilk yayın evinden kaynaklı editör sıkıntısı da cabası tabii. Kurgu kısmında bazı olaylar çok uzatılmadan yazılabilseydi ortaya çok daha sağlam, törenin ne kadar can yakıcı olduğunu anlatan, sonu da çok güzel bir aşkla noktalanan hikaye okuyabilirdik. 

Umarım sevgili yazarımız (ki kendisini gerçekten çok severim) bu yazımı okuduğunda bana kızmaz. Elimde olan diğer kitaplarını da kısa zaman içinde sizlerle paylaşmak dileğiyle.

Keyifli Okumalar Dilerim.


Not: Söylemem lazım kapağına aşık oldum.


Tanıtım Bülteninden

Kötü bir başlangıçtı onlarınki. Ne Elif hak etmişti başına gelenleri, ne de Fırat istemişti böyle olmasını. Bir gecede hayatlar değişmiş, hayaller yıkılmıştı... Zaman unutturabilir miydi kötü anıları? Affedebilir miydi günahı? Haksızlıkların en büyüğünü yaşayan Elif, ailesi tarafından dışlanırken, felaketi olan insanlar tarafından sarıp sarmalanır. Her geçen gün nefret ateşiyle bilense de, hayata tutunmaya çalışır.



Fırat ise pişmanlıkları ve vicdanı ile savaşırken, Elif'in masumiyetine ve güzelliğine yenilir. Gün geçtikçe ilmek ilmek her hücresine işler Elif. Artık Fırat için hayatın amacı, affedilmek ve kara sevdasına karşılık bulabilmektir. İki töre mahkûmunun hayat yolculuğuna eşlik ederken, hem yüreğiniz acıyacak, hem de dev bir aşka tanık olacaksınız.

Basım Yılı : 2015 ( İlk Basım 2012)

Sayfa Sayısı : 564

Ephesus Yayınları



Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...