Ana içeriğe atla

Özlem Türk - Annemin Gelini Olur Musun 2 Bir Civciv Ve Kurbağa Hikayesi


Merhabalar

Özlem Türk'ün Annemin Gelini Olur musun? serisinin ilk kitabını okuyanlar bilirler. Aksen ilk kitabında İzmir'e dönmeye karar vermiş ve Yekta'yı deyim yerindeyse yüzüstü bırakarak çekip gitmişti. Serinin ikinci kitabında hikaye kaldığı yerden devam ediyor.

Elçin Hanım yani Yekta'nın annesi Aksen ile Yekta'yı ayırmayı başararak sonunda istediğini elde etmiştir. Aksen on gündür Yekta'dan ayrıdır. Yekta ve Aksen birbirlerini görmeden geçirdikleri süre boyunca kahrolmuşlar ancak ikisi de kendi yanlış anlamalarının cezasını çekmektedir.

Elçin Hanım yine de boş durmaz ve Aksen'i arayarak görüşmek istediğini söyler. Başta Aksen gitmemeye kararlı olsa da kendini Elçin Hanım'la konuşurken bulur.
Elçin Hanım kendisini affettirmek niyetindedir ve özür diler. Aksen affettiğini söyler. Konuşmaları bittiğinde Aksen okula gitmek için kafeden ayrılmak üzere kalktığında Yekta'nın babası Kemal Bey'e selamlarını iletmesini ister. Elçin Hanım akşam yemeğine gelmesini ve Kemal Bey'e selamını bizzat kendisinin vermesini söyler. Aksen böyle bir şeyin mümkün olmayacağını söylese de kendisini o evin içinde bulur. Elçin Hanım her ne kadar o akşam Yekta'nın eve gelmeyeceğini söylese de yanlış anlaşılmalar sonucu Yekta o gece eve gelir. Ancak evde Aksen'e ikizi kadar benzeyen Alara adında bir kız ve babası da vardır. Olaylar çığırından çıkarken Aksen o gece Yekta'nın iğnelemeleri sonucu orada olmaması gerektiğini anlar ancak iş işten çoktan geçmiştir.

Özlem Türk'ün yaşı itibariyle kabiliyeti güzel. Annemin Gelini Olur musun? kitabını okurken de bu açıdan ele almak lazım diye düşünüyorum. Kitaptaki kurgulamalar ve ani geçişler bazı yerlerde maalesef yoruyor. İlk kitapta okumaya doyamadığım Afife Hala karakteri ( ki bence ikinci kitapta fazlasıyla bulunmalıydı) bu kitapta sönük kalmış, hatta hiç yok denecek düzeydeydi. Caner ise beni zaten benden alan, insanın sinirlerinin tepesine çıkmasını sağlayan biri (ki ilk kitapta da resmen içimi baymıştı) bu kitapta da aynı hızıyla devam etti. Bu karakterin bu kadar gereksiz ve bir erkek karaktere göre yaptıkları resmen çocukçaydı ve sırf kitap kalın olsun diye gereksiz uzatılmış olan bölümleri gerçekten bir noktadan sonra can sıkıcı olmaya başladı.

Kitap edebi eser anlamında bir şey vermiyor. Özellikle Yekta'nın annesinin planları, Aksen'in ailesinin buna uyması da zaten Türk gelenek ve göreneklerine uygun değildi. Eğlenmek amaçlı okunabilecek bir kitap ancak çok da bir şey beklemeyin. Zaten devam kitabı olduğundan dolayı da ilk kitabını okumanız gerekiyor. Ancak hangi kitapta daha çok eğlendim diye sormak gerekirse ilk kitapta daha çok eğlendim ve açıkçası ilk kitapta serüven çok da uzamadan bitmeliydi. Özlem Türk'e genç yaşında çıktığı yolda başarılar diliyorum ancak bundan sonra yazmayı düşündüğü kitapların da kurgularının, ani geçişlerinin ve karakterlerinin üzerinde biraz daha fazla düşünmesini tavsiye ediyorum.

Kapak hakkında da söylemeden geçemeyeceğim (ki bana göre çok fazlasıyla göze batıyordu) maalesef Yekta ve Aksen'e hiç uygun değil. İkisine de benzemiyor. Sarışın bir Aksen beklerken esmer biri olması hele ki Yekta'nın anlatılana uymaması da tezatlıklar arasında. Her ne kadar tasarım olarak hoş bir kapak olsa da gerçeğini yansıtmıyor. Civcivim denilen bir hikaye de esmer birini kapağa koymak yanlış bir seçim olmuş. Umarım yazarın bundan sonra çıkacak kitaplarında buna dikkat edilir.

Herkese keyifli okumalar dilerim.


Tanıtım Bülteninden

17 Yaşındaki Özlem Türk’ün ilk kitabı Annemin Gelini Olur Musun 30.000 adet basıldı. Kendilerine “A.G.O.M. aşireti” diyen büyük bir fan kitlesi var. Serinin devamı niteliğinde olan A.G.O.M 2. - Bir Kurbağa ve Civciv Hikayesi “Aşiret” tarafından sabırsızlıkla bekleniyor. HER ŞEY, BİR ANNENİN ÇAPKIN OĞLUNU EVLENDİRMEK İSTEMESİ İLE BAŞLADI. “Annem bir gelini olsun istiyor. Ancak ben evlenmek istemiyorum, gençliğimi tek bir kadınla geçiremem. Seninle bir oyun oynayalım. Annemin gelini olur musun?” Yekta, oyun oynamak senin neyine? Gördün mü nereden nereye?


Basım Yılı : 2015



Sayfa Sayısı : 552



Müptela Yayınları

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Stefan Zweig - Bir Kadının Yaşamından Yirmi Dört Saat

Mimlendim ve Mimledim 24 - Blog Yazarlarını Tanıma

Merhabalar Sevgili  İzel Tolu  ve  İnciden Notlar  Blog Yazarlarını tanıma miminde sağolsunlar beni de mimlemişler. Kendilerinin mim yazılarına aşağıdan ulaşabilirsiniz. O zaman sorulara geçelim. İzel Tolu Cevapları İnciden Notlar Cevapları

Uğruna İnsanların İntihar Ettiği İran Şahının En Sevdiği Karısı Anis-el Doleh

Merhabalar Son zamanlarda sosyal medyada sıklıkla karşılaştığım bir haber, aslında güzellik kavramımızı sorgulamama neden oldu.

İçerik Kopyalanmasını Engelleme

Merhabalar Bloğumda günün birinde blog teknik desteği vereceğim hiç aklıma gelmemişti ama demek ki her şeyin bir ilki varmış.

Mimlendim ve Mimledim 34 - Sorularım Ve Ben

Merhabalar Bu sıralar mimler birikti. Sağolsun sevgili blog arkadaşlarım beni mimliyorlar ancak yoğunluğumdan bakamadım.

Kitap Kardeşime Yeni Kitaplar

Merhabalar Kitap kardeşliğim son sürat devam ediyor. Kitap gruplarındaki çekilişler, kitap günü gruplarım derken Samsun'daki kitap kardeşimi tabii ki bu ay unutmadım ve kendisine çok güzel bir paket hazırladım.

Keşfedilen Bloglar 5

Herkese merhaba Ben Hayata Genç Bakış. Annemin bloğunda yazmaya başladığımda blog keşif etkinliği düzenlemiştim.

Yollardan Kar Manzaraları

Merhabalar Malum 15 tatilde Gazlıgöl tatile gitmiştik. Dönüşte kar yağıyordu ve çevrede oluşan manzaralar çok hoşuma gitti.

Keşf-i Blogger Etkinliği

Merhabalar Sevgili  Edischar  çok güzel bir blog keşif etkinliği başlattı.

Harry Potter ve Ölüm Yadigarları 1