Yaz Aylarında Yangın Riskine Karşı Alınması Gereken Tedbirler
Yaz mevsiminin gelmesiyle birlikte hava sıcaklıklarının artması, atmosferdeki nem oranının belirgin şekilde düşmesi ve mevsimsel rüzgârların hız kazanması, ormanlık bölgeler, tarım arazileri ve anız alanlarında yangın çıkma ihtimalini önemli ölçüde yükseltmektedir. Bu doğal koşulların yanı sıra insan kaynaklı ihmal ve dikkatsizlikler de eklendiğinde, küçük görünen bir hata kısa sürede kontrol edilemez boyutlara ulaşan büyük yangınlara dönüşebilmektedir. Bu tür felaketler sonucunda binlerce hektar ormanlık alan ve verimli tarım toprakları yok olurken, yaban hayatı ciddi zarar görmekte, bazen can kayıpları yaşanmakta ve geride telafisi oldukça güç maddi manevi kayıplar bırakılmaktadır.
Öncelikle orman içi ve orman kenarı bölgelerde, kuru otluk sahalarda ve tarla sınırlarında yangına sebebiyet verebilecek her türlü ateşli maddeye karşı azami hassasiyet gösterilmelidir. Sigara içen bireylerin izmaritlerini gelişigüzel yere atmamaları, cips paketleri, kağıt mendiller veya kibrit çöpleri gibi yanıcı atıkları doğal alanlarda bırakmamaları hayati önem taşımaktadır. Zira güneş altında saatlerce kalan cam kırıkları veya şeffaf plastik şişeler, mercek etkisi yaparak güneş ışınlarını belirli bir noktaya yoğunlaştırabilmekte ve böylece kuru otların tutuşmasına zemin hazırlamaktadır.
Açık alanda kesinlikle izinsiz ateş yakılmamalı, kamp ateşi veya piknik tüpü gibi malzemeler yalnızca belirlenmiş ve güvenlik önlemleri alınmış alanlarda kullanılmalıdır. Mangal yapılması uygun olmayan bölgelerde bu tür faaliyetlerden kesinlikle kaçınılmalı, ateşle teması olabilecek her eylem öncesinde mutlaka çevre koşulları değerlendirilmelidir. Rüzgârın şiddetli estiği günlerde dış mekânda ateş yakmak neredeyse hiçbir koşulda riskten arındırılmamıştır; bu nedenle yangın tehlikesinin yüksek olduğu dönemlerde her türlü açık alev kullanımından kaçınılması en akıllıca yaklaşımdır.
Tarımsal faaliyetlerin yoğun olduğu bölgelerde özellikle hasat sonrası tarlalarda biriken kuru ot, saman, dal parçaları ve diğer bitkisel artıkların uzmanlar tarafından önerilen yöntemlerle ve kontrollü biçimde temizlenmesi gerekmektedir. Ne yazık ki ülkemizde halen yaygın olarak başvurulan anız yakma uygulaması, hem toprağın verimini düşürmekte hem de komşu tarlalara veya ormanlık alanlara sıçrayarak büyük yangınların başlamasına neden olmaktadır. Bu nedenle anız yakmak kesinlikle terk edilmeli, bunun yerine toprağı işleyerek bitki kalıntılarını doğal gübreye dönüştüren modern tarım teknikleri benimsenmelidir.
Tarım makineleri ve biçerdöverler gibi motorlu ekipmanlar çalıştırılırken motor sıcaklığı, egzoz çıkışları ve hareketli parçalar arasındaki sürtünme nedeniyle kıvılcım çıkabilme ihtimali göz ardı edilmemelidir. Bu sebeple makine bakımları düzenli olarak yapılmalı, yangın söndürme tüpleri ekipmanlarda hazır bulundurulmalı ve operatörler yangın anında nasıl hareket edeceklerine dair temel eğitimleri almış olmalıdır. Ayrıca saman balyaları ve kuru yem yığınları gibi kolay tutuşan malzemeler, güneşe doğrudan maruz kalmayacak ve olası bir kıvılcımdan etkilenmeyecek şekilde depolanmalıdır.
Piknik alanları, mesire yerleri ve kamp bölgelerinde yetkililer tarafından belirlenen kurallara harfiyen uyulmalı, ateş yakma yasaklarının olduğu dönemlerde bu yasaklara kesinlikle riayet edilmelidir. Ateş yakılmasına izin verilen yerlerde dahi ateşin başında mutlaka bir kişi beklemeli, yanan ateş kesinlikle başıboş bırakılmamalı ve piknik sonrasında ateş tamamen söndürülmeli, üzerine bolca su dökülerek ve küller karıştırılarak sönmemiş kor parçası kalmadığından emin olunmalıdır. Doğaya bırakılan cam şişeler, aynalar ve metal kutular yangın riskini artırdığı için tüm atıklar yanlarında götürülmeli veya çöp konteynırlarına atılmalıdır.
Yangın anında yapılacak ilk ve en kritik hamle, zaman kaybetmeksizin 112 Acil Çağrı Merkezi aranarak konum bilgisi ve yangının mevcut durumu hakkında net bilgi verilmesidir. Yangının büyüklüğü, yönü, çevredeki yerleşim yerleri veya hassas bölgeler yetkililere doğru şekilde aktarılmalıdır. Vatandaşlar olarak yangına bizzat müdahale etmektense, güvenli bir mesafede beklemek ve itfaiye, orman teşkilatı ve AFAD ekiplerinin olay yerine ulaşarak profesyonel müdahalede bulunmalarını sağlamak hem kendi güvenliğimiz hem de yangının kontrol altına alınabilmesi açısından çok daha isabetli bir davranıştır. Zira bilinçsizce yapılan söndürme girişimleri çoğu zaman yangının daha geniş alanlara yayılmasına veya müdahale eden kişilerin yaralanmasına sebep olabilmektedir.
Son olarak unutulmamalıdır ki doğal varlıkların korunması ve gelecek kuşaklara yaşanabilir bir çevre bırakılması, yalnızca devlet kurumlarının veya uzman ekiplerin değil, her bir bireyin üzerine düşen ortak ve ahlaki bir sorumluluktur. Ateşle oynarken değil, bilinçli davranarak; anlık konforumuzu değil, uzun vadeli toplumsal yararı gözeterek hareket ettiğimizde ormanlarımızı, tarım arazilerimizi, yaban hayatını ve dolayısıyla kendi geleceğimizi koruyabiliriz. Alacağımız her bir küçük önlem, zincirleme bir felaketin önüne geçebilir; duyarlı ve tedbirli bir toplum olmanın getirdiği güvenle yangınları minimum düzeyde tutarak doğayla uyum içinde bir yaşam sürmeyi başarabiliriz.
Yorumlar
Yorum Gönder
Fikirlerinizi paylaşırsanız sevinirim.