29 Nisan 2017 Cumartesi

Dave Pelzer - Dave Adında Bir Adam

Merhabalar

Uzun zamandır elimde sürünen bir kitaptı Dave Adında Bir Adam. O kadar uzun zaman oldu ki kitaba başlayalı; aralarda bir çok kitap okudum. Bu kitaba devam ettim. Tekrar bıraktım. Tekrar okudum. Peki neden süründü? Neden bitiremedim? Kitap neler anlatıyor? 

Kitabı okumak isteyenler öncelikle şunu bilmeliler ki; kitap tamamen yazar Dave Pelzer'ın kendi hayat hikayesi. Kitaba başladığınız andan itibaren çok sağlam bir ruh haline sahip olmanız gerekiyor. Hele ki ruhsal olarak berbat bir dönemdeyseniz sakın ola okuyayım demeyin. Daha çok depresyona girersiniz.

Yazarın çocukluğundan başlayan kitap o kadar çok sıkıntıyla dolu ki; bir annenin yaptıklarına, bir anne olarak dehşet içinde kalarak okudum. Yer yer okuyamadım. Ağladım. Kitaba uzun süre ara verdim. Yeniden başladım. Ama emin olun bir yerden sonra annesi öldüğünde hiç içim acımadı. Sadist değilim ama hiç bir tepki de hissetmedim. Bir insan bir sürü çocuğu olur ve nasıl olur da birini ayırır. Garajda yatırır. Onu döver. İşkence eder. Aklım dimağım gerçekten almadı. Kendi insanlığımdan utandım. Bir anne çocuğuna nasıl "O" diye hitap eder. Çocuk artık öyle bir ruh haline bürünmüş ki; annesinden önce kalkıp evi temizliyor, evdeki tüm işleri yapıyor. Artık aklınıza ne gelirse tüm her şeye yetişmeye çalışıyor. Tüm bunlardan sonra da eksik kalan bir şey varsa dayak yiyor. Üstelik her yeri morluk içinde. Okula gidince kimseye bir şey anlatamıyor. Anlatırsa biliyor ki; kimse annesine bir şey yapamayacak ve yine dayak yiyecek. Günün birinde okulda çalışan bir hemşire sayesinde sosyal hizmetlerden gelip, çocuğu alıyorlar ve çocuk bir kaç koruyucu aileden sonra, son bir koruyucu aileye veriliyor. Orada rahat ediyor. İnsan olduğunu görüyor.

Olayın bundan sonra ki kısmı ise, büyüme dönemi, işe girmesi ki bu süreçlerde çok sıkıntılarla geçiyor. "Hadi ben büyüdüm. İşe girdim. Aman hayat ne güzel ." değil maalesef. Çünkü dışarıdaki hayatı bilmeyen biri için dış dünya çok uzaktır ve tehlikelidir. Her gece görülen kabuslar, kendisini halen daha annesinin evinde gibi sanmak, Ordu'ya girişi ve oradaki sıkıntılı zamanları. Bu süreçte hayatına giren eşi, eşinin sorumsuz harcamaları ve Dave Pelzer'ın bunlarla başa çıkma çabaları. Sonrasında dünyaya gelen oğulları ve hayat mücadelesinin daha da artması. Bu sıra da Ordu'da baş gösteren sorunlar. Parasal sıkıntılar. Diğer yandan annesinin hastalanması, uzun yıllardır görmediği babasının ölmesi ve senelerdir görüşmediği kardeşleriyle bir buluşma. Tabii bir de sorunlu bir büyükanne var. O apayrı bir dünya.

Kitap gerçek bir hayat hikayesi olmasının yanı sıra, aslında bizim kendimizde insanlık kısmını da sorguladığımız, herkesin kendinden ya da ailesinden bir şeyler bulacağı bir kitap. Ben şuna eminim ki; yazarın bu satırları kaleme alması kolay olmadı. Zira kitabın başlangıcında çevirmen bile, çevirirken ara verdiğini, kendisini çok kötü hissettiğini ve günlerce ağlayıp, kitaba dokunamadığından bahsetmiş. Ben bile kitap yorumu yazarken ne yazsam, nereden başlasam, anneye karşı öfkemi nasıl kontrol altına alsam diye düşünmeden edemedim. İnsanın gerçek anlamda psikolojisini bozan bir hayat. Bizim okumaya içimizin elvermediği durumları, yaşayana sormak lazım. Yaşadıklarını kaleme almaya nasıl karar verdi? Neler hissetti? Kitabın arka kapak yazısı bile insanın içine oturuyor. Kitabı bitirdim ama ömrümden kaç yıl gitti bilmiyorum. Her ne kadar yarım bıraktığım kitaplar olsa da; bu kitabı nedendir bilmem bitirmek istedim. Sanırım mutlu sonunu görmeyi bekledim. "Bir yerlerden mutluluk işareti çıksın. Biraz mutlu olsun" diye düşünmeden edemedim. 

İçime dokunan, içimi yaralayan bir kitap oldu. Kitabın şu anda satışı yok. Şayet bir yerlerden temin ederseniz okuma şansınız var. Tabii sinirleriniz kaldırıp da okuyabilirseniz. 

Hoşça kalın.

Tanıtım Bülteninden

"Bütün o yıllar boyunca, beni yok etmek için elinden geleni yaptın; ama ben hala buradayım. Hatalar yaptım, başarısız oldum; ama öğrendim. Kendi sorunlarım için başka insanları suçlamıyorum. Kendi ayaklarımın üzerinde durabiliyorum. Ve göreceksin, bir gün kendi adıma bir şey başaracağım."

Gerçek bir öykü... Hem de keşke bir kurgu olsaydı diyeceğiniz türden... Dave'in hayatından kesitleri okumak gerçekten de son derece zorlayıcı. Zaman zaman öfkelenecek, ağlayacak, bir sonraki sayfayı çeviremeyeceğinizi farkedeceksiniz. Ancek ne olursa olsun yılmayın. Bu kitabı okuyup bitirmek kendi geçmişinize, bu gününüze, şu an sahip olduğunuz ya da gelecekte bir gün sahip olacağınız doğmamış çocuğunuza olan borcunuz. Öfkenize, göz yaşlarınıza, Dave için, Dave gibi olanlar için duyduğunuz acımaya katlandığınızda yaşamınızı bambaşka bir gözle, sevgi ile, cesaret ile, ve yılmaz bir inancın sonucunda her şeyin başarılabileceği gerçeğiyle görebileceğiniz inanç dolu bir düzeye ulaşacaksınız. Öfke, nefret ve korku ile beslenen, bir kuşaktan diğerine aktarılan, bir türlü tanımadığımız, tanımak istemediğimiz ama içimize kök salmış olan acımasız bir düşmanı, bulaşıcı bir hastalığı yenecek tek silahın sevgi, inanç ve affedicilik olduğunu öğrendiğimiz Dave'in olağanüstü hikayesi, hepimizin içinde varolan yaşamın gerçek gücünün en iyi kanıtı.


Sayfa Sayısı : 296

Basım Yılı : 2000

Dharma Yayınları